Semboller & Astroloji

Tauroktoni Kozmolojisi: Boğa Çağı, Presesyon ve Gök Haritası

Mithras'ın boğa kurban sahnesinin (tauroktoni) bir gök haritası olarak okunması: David Ulansey'in presesyon tezi, Boğa Çağı'ndan Koç Çağı'na geçişin yıldız sembolizmi ve sahnenin takımyıldız karşılıkları.

11 bağlantı İleri Semboller & Astroloji Haritada göster →

“Mithras gizemleri, kozmosu hareket ettirebilen bir tanrının — yıldızlı küreyi bizzat çeviren gücün — saygısı üzerine kuruluydu.” — David Ulansey, The Origins of the Mithraic Mysteries (1989)

Bir Sahne, İki Okuma

Roma İmparatorluğu'nun ikinci yüzyılından dördüncü yüzyıla kadar, Britanya'dan Suriye'ye uzanan yeraltı tapınaklarının (mithraeum) baş duvarında neredeyse her zaman aynı sahne tekrarlanır: Frig külahlı genç bir tanrı, dizini bir boğanın sırtına bastırmış, başını geriye çekip boynuna hançer saplamaktadır. Bu kompozisyona tauroktoni (Yunanca tauroktonos, “boğa öldüren”) denir ve Mithras gizemlerinin merkezî ikonudur. Sahne tek başına değildir: boğanın kuyruğu çoğu zaman buğday başaklarına dönüşür, kanını bir köpek ve bir yılan yalamaya çalışır, bir akrep boğanın hayalarını sıkıştırır, bir karga tanrının pelerinine tüner; sahnenin iki yanında meşaleli iki figür (Cautes yukarı, Cautopates aşağı dönük meşalesiyle) durur, üst köşelerde Güneş (Sol) ile Ay (Luna) yer alır.

Yüzyıllar boyunca bu sahne tek bir biçimde okundu: İran kökenli bir yaratılış miti, kozmik bereketin sembolü, bir kurban âyini. Ancak yirminci yüzyılın sonunda, sahnenin tüm öğelerinin gökyüzünde — belirli bir takımyıldız kuşağında — birebir karşılığı olduğu fark edildiğinde, tauroktoni bambaşka bir anlam kazandı: bir gök haritası. Bu astronomik okumanın en sistemli savunucusu, klasik filolog ve din tarihçisi David Ulansey olmuştur.

Cumont'un İran Tezi ve Çöküşü

Modern Mithras araştırmalarının temelini, Belçikalı bilgin Franz Cumont 1896-1899 yıllarında yayımladığı Textes et monuments figurés relatifs aux mystères de Mithra ile attı. Cumont, Roma Mithras'ını doğrudan İran tanrısı Mithra'nın (Veda'daki Mitra, Avesta'daki Mithra — antlaşma, ışık ve ahit tanrısı) Batı'ya göçmüş bir biçimi olarak gördü. Ona göre tauroktoni, Zerdüştî kozmogonideki ilkel boğanın öldürülmesi mitinin (Bundahişn'de Gayômart ve ilk boğa) Roma'daki yansımasıydı.

Bu tez neredeyse bir asır egemen kaldı; ancak ciddi bir sorunu vardı. İran kaynaklarında Mithra'nın bir boğa öldürdüğüne dair tek bir metin yoktur. Zerdüştî gelenekte ilkel boğayı öldüren, kötülük ilkesi Ehrimen (Angra Mainyu) ya da onun aracılarıdır — bir kurtarıcı tanrı değil. Dahası, Roma gizeminin astrolojik yoğunluğu, derece sistemi ve yıldız sembolizmi İran'da karşılıksızdı. 1971'de Manchester'da toplanan Birinci Uluslararası Mithras Çalışmaları Kongresi'nde, John Hinnells ve R. L. Gordon gibi araştırmacılar Cumont'un sürekliliğini ciddi biçimde sarstı: Roma Mithras'ı, İran adını ödünç almış olsa da, esasen Greko-Romen dünyasında, Helenistik astronomi ve astrolojinin atmosferinde doğmuş yeni bir kült olabilirdi.

İşte bu boşluğa Ulansey'in tezi yerleşti.

Tauroktoninin Yıldız Karşılıkları

Ulansey'in çıkış noktası, on dokuzuncu yüzyılda K. B. Stark'ın sezdiği ama geliştiremediği bir gözlemdi: tauroktoni sahnesinin her bir figürü, gök ekvatorunun belirli bir tarihsel kesitinde bulunan bir takımyıldıza karşılık gelir. Sahneyi bir yıldız haritası gibi okuduğumuzda eşleşmeler dikkat çekicidir:

Bu takımyıldızların ortak özelliği, hepsinin gök ekvatoru üzerinde, Boğa'dan Akrep'e uzanan kuşakta yer almasıdır — ama herhangi bir çağda değil. Ulansey, bu eşleşmenin yalnızca belirli bir tarihsel dönemde, yani bahar noktasının (ilkbahar ılımının) Boğa burcunda bulunduğu çağda anlamlı olduğunu öne sürdü. Sahne, kabaca M.Ö. 4000-2000 arasının gökyüzünü resmediyordu. Bu bağlantıyı kavramak için presesyon olgusunu anlamak gerekir; zodyak burçlarının ve mevsim noktalarının ilişkisi tam burada devreye girer.

Presesyon: Göğün Yavaş Kayması

Dünya'nın ekseni, tıpkı yavaşlayan bir topacın sapı gibi, çok geniş bir koni çizerek ağır ağır salınır. Bu ekinoksların presesyonu (devinimi) olarak bilinir ve bir tam turu yaklaşık 25.800 yıl sürer. Sonucu şudur: ilkbahar ılımı noktasının (Güneş'in gök ekvatorunu güneyden kuzeye geçtiği, gece-gündüz eşitliği anı) önünde durduğu yıldız arka planı, yüzyıllar içinde zodyak boyunca geriye doğru kayar. Her bir burçta yaklaşık 2.150 yıl kalır; buna mecazen bir “çağ” (aeon) denir.

Bugün bahar noktası Balık burcundadır ve Kova'ya doğru ilerlemektedir (“Kova Çağı” söyleminin astronomik temeli budur). Romalıların çağında ise nokta Koç burcundaydı. Daha öncesinde, kabaca M.Ö. 4500-2000 arasında, ilkbahar ılımı Boğa burcunda bulunuyordu — bu, “Boğa Çağı”dır. İşte tauroktonide resmedilen takımyıldız kümesi, tam da bahar noktasının Boğa'da olduğu o çağın gök ekvatoru manzarasıdır.

Presesyonu Antik Çağ'da keşfeden kişi, M.Ö. 128 dolaylarında Hipparkhos'tur (Rodos ve İznik'te çalışmış Yunan astronom). Eski yıldız kayıtlarını — özellikle İskenderiyeli Timoharis ve Aristillos'un bir buçuk yüzyıl önceki ölçümlerini — kendi gözlemleriyle karşılaştıran Hipparkhos, Spica gibi yıldızların gökteki konumlarının yüzyıllar içinde sistemli biçimde kaydığını fark etmiş ve bunu tüm gök küresinin yavaş dönüşüne bağlamıştı. Ölçtüğü kayma yılda yaklaşık bir derecenin yetmişte biri kadardı; bu da bütün zodyak boyunca bir tam tur için yirmi beş bin yılı aşan bir süre demekti. Helenistik dünyanın eğitimli çevreleri için bu, kelimenin tam anlamıyla kozmik bir devrimdi: Sabit sanılan yıldızlar küresi — Aristotelesçi kozmolojinin değişmez, en dış ve en kutsal feleği — bile yavaşça hareket ediyorsa, bu hareketi yöneten, ondan da güçlü, sekizinci feleğin de ötesinde, gizli bir el olmalıydı. Tam da bu metafizik boşluk, bir “kozmos-üstü egemen” fikrine zemin hazırlar.

Boğa Çağı'ndan Koç Çağı'na: Bir Kozmik Cinayet

Ulansey'in asıl yorumlayıcı sıçraması burada gerçekleşir. Tauroktoni, ona göre, geçmişteki bir çağın yalnızca pasif bir haritası değildir; bir çağ değişiminin failini anlatır. Bahar noktası, Boğa'dan ayrılıp Koç'a geçtiğinde, “Boğa Çağı” sona ermiştir. Eğer bahar noktasının yerini değiştirmek — bütün kozmosu yeni bir eksene oturtmak — devasa bir güç gerektiriyorsa, bu gücü kim kullanmıştır?

Yanıt sahnededir: Mithras, Boğa'yı öldürerek Boğa Çağı'nı kapatan, kozmosu kendi iradesiyle yeni bir düzene sokan tanrıdır. O, yıldızlı küreyi döndürebilen, presesyonu yöneten gizli güçtür — Helenistik felsefenin diliyle, gök küresinin ötesindeki hypercosmic (kozmos-üstü) bir egemen. Bu yorumda Mithras, sıradan gezegensel tanrılardan üstündür; çünkü onlar göğün içindeki hareketlerdir, oysa Mithras göğün bütününü hareket ettirendir. Bu nedenle Mithras sık sık kosmokrator (kâinatın efendisi) sıfatıyla, omuzlarında zodyak kuşağı taşırken ya da bir küreye basarken betimlenir.

Boğanın kuyruğunun buğdaya dönüşmesi de bu okumada anlam kazanır: ölüm kısırlık değil, bereket ve yeni bir çağın doğuşudur — Spica, “başak yıldızı”, hasadın ve yenilenmenin göksel imidir. Meşaleli ikizler Cautes ve Cautopates, yukarı ve aşağı dönük meşaleleriyle ekinoksları ya da gündönümlerini, yani yükselen ve alçalan Güneş'i simgeler; ikisi birlikte yılın iki yarısını, gündüzün ve gecenin egemenliğini temsil eder. Akrebin boğanın hayalarına saldırması ise basit bir kötülük sahnesi değil, gök ekvatorunda Boğa'nın tam karşı konumunda (180 derece ötede) yer alan Akrep burcunun, presesyon sırasında sonbahar ılımını işaret etmesinin görsel kaydıdır: bir uç yükselirken öbürü düşer. Sahnenin tümü, böylece, statik bir mit değil, dinamik bir kozmolojik takvim — göğün dengeli karşıtlıklar üzerine kurulu mimarisinin bir özeti — hâline gelir.

Perseus Bağlantısı ve Tarsus

Ulansey tezini daha da özgün kılan bir ikinci adım atar: Mithras figürünün ardında, Helenistik gökbilimin tanıdık bir kahramanı durur — Perseus. Perseus takımyıldızı gökyüzünde tam da Boğa'nın hemen üzerinde, ona “bakar” konumdadır; mitolojide kıvrık bir hançer (harpe) taşır ve Frig tipi bir başlık giyer — tıpkı tauroktonideki Mithras gibi. Ulansey'e göre kültün kökeni, Helenistik dönemde önemli bir Stoacı felsefe ve astronomi merkezi olan Tarsus (Kilikya) çevresiyle ilişkilidir. Tarsus'un baş tanrısı yerel bir Perseus kültüydü ve şehir, presesyonu keşfeden Hipparkhos'un etki alanına yakındı. Kültün mimarlarının, bu yeni astronomik keşfi gizli bir kurtuluş öğretisine dönüştüren Stoacı-Platoncu aydınlar olabileceği öne sürülür; benzer bir entelektüel iklim, dönemin diğer kozmik-kurtuluş arayışlarında — Roma'nın gnostik ve gizem akımlarında — de görülür.

Tarsus'un bu entelektüel havası rastlantı değildir: şehir, evrensel akıl-ilkesi (logos) öğretisinin beşiği olan Stoacı felsefenin başlıca merkezlerinden biriydi ve kozmosu canlı, akılla yönetilen bir bütün olarak gören bu düşünce, yıldızların ardındaki egemen güç fikrine doğal bir zemin sağlıyordu. Aynı dönemin göğü canlı bir bilgi alanı olarak gören astral teolojisi, Hermetik geleneğin Roma'daki yankılarıyla da akrabadır.

Bu, kültün neden bu kadar “astrolojik” olduğunu da açıklar: yedi inisiyasyon derecesinin (Corax/Karga–Merkür, Nymphus/Güveyi–Venüs, Miles/Asker–Mars, Leo/Aslan–Jüpiter, Perses/İranlı–Ay, Heliodromus/Güneş-koşucusu–Güneş, Pater/Baba–Satürn) her biri bir gezegene bağlanır. Ruhun ölümden sonra gezegen kürelerinden geçerek yükselişi (anabasis), gezegen tesirleri öğretisinin tipik bir uygulamasıdır ve müridin yeryüzünden kozmos-üstü Mithras'a doğru çıkışını simgeler.

Tezin Eleştirisi ve Sınırları

Ulansey'in tezi zarif ve etkileyicidir, ama tartışmasız kabul görmüş değildir; akademik dürüstlük bunu kaydetmeyi gerektirir. Başlıca itirazlar şunlardır:

Bu çekinceler, astronomik okumayı çürütmez; onu mutlak bir “şifre çözümü” olmaktan çıkarıp olası ve güçlü bir yorum çerçevesi olarak konumlandırır. Bugün araştırmacıların çoğu, Mithras kültünün — adı ne olursa olsun — özünde kozmolojik ve astral bir kurtuluş dini olduğunda hemfikirdir.

Geniş Çerçeve: Astral Din ve Çağ Bilinci

Tauroktoni tartışması, dar bir ikonografi sorunundan çok daha geniş bir olguya işaret eder: Geç Antik Çağ insanının çağlar (aeonlar) bilinci. Helenistik ve Roma dünyasında, kozmosun büyük döngülerle ilerlediği, her çağın kendi egemen gücü ve simgesi olduğu fikri yaygındı. Boğa Çağı'nın yerini Koç Çağı'na bıraktığı (ve Hristiyanlıkla birlikte Balık — ichthys — simgesinin öne çıktığı) sezgisi, modern “Kova Çağı” söylemine kadar uzanan uzun bir astral-tarihsel düşünce çizgisinin ilk halkalarındandır. Roma'nın güneş-merkezli dindarlığı, ilerleyen yüzyıllarda Sol Invictus kültünde doruğa ulaşacak; Mithras bu güneş tanrısıyla sık sık özdeşleştirilecektir (Deus Sol Invictus Mithras).

Mithras'ın Roma panteonundaki yeri de bu çerçevede anlaşılmalıdır. O, Roma'nın resmî tanrı hiyerarşisinin dışında, bir devlet kültü değil, gönüllü inisiyelerin (özellikle askerlerin, tüccarların, memurların) kapalı bir kardeşlik dini olarak yayıldı. Tam da bu “seçilmişlik” ve kozmik sırra ortak olma duygusu — yıldızların ötesindeki gücü tanıma ayrıcalığı — kültün çekiciliğinin kalbindeydi. Tauroktoni, bu sırrın görsel mührüdür: her mithraeum'a giren mürit, başını kaldırıp boğayı öldüren tanrıya baktığında, aslında kendi ruhunun da bir gün geçip gideceği yıldızlı kubbeye, çağların dönüşüne ve onu döndüren gizli ele bakıyordu.

Kaynaklar