Mistik Gelenekler

As Above So Below (Yukarıda Nasıl, Aşağıda da Öyle)

Hermetik geleneğin özeti olarak kabul edilen Tabula Smaragdina formülü: makrokozmos ile mikrokozmosun yapısal özdeşliği. Hindu yatha pinde tatha brahmande ve Sufi âlem-i ekber-âlem-i asgar ile yapısal akraba.

46 bağlantı Orta Mistik Gelenekler Haritada göster → ⌛ Klasik Antik

As Above So Below (Yukarıda Nasıl, Aşağıda da Öyle)

Tanım

As Above So Below (Latince: quod est superius est sicut quod est inferius; Türkçe: "Yukarıda olan aşağıda olan gibidir"), Hermetik geleneğin en tanınan formülüdür ve Tabula Smaragdina (Zümrüt Levha) adlı kısa metnin ikinci satırında geçer. Bu formül, makrokozmos (büyük kâinat) ile mikrokozmos (küçük kâinat, insan ve dünya) arasında yapısal bir özdeşlik bulunduğunu ifade eder. Hermetik düşünce sistemi içinde bu ilke hem ontolojik (varlığın yapısı hakkında) hem de metodolojik (bilginin nasıl elde edileceği hakkında) bir aksiyom olarak işler.

Formülün tam metni Tabula Smaragdina'nın standart Latince versiyonunda şöyledir:

Quod est inferius est sicut quod est superius, et quod est superius est sicut quod est inferius, ad perpetranda miracula rei unius.

(Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan aşağıda olan gibidir; tek bir şeyin mucizelerini gerçekleştirmek için.)

Formülün bu ikili yapısı (alttan üst, üstten alt) önemlidir: tek yönlü bir hiyerarşi değil, karşılıklı bir yansıma ifade eder. "Ad perpetranda miracula rei unius" (tek bir şeyin mucizelerini gerçekleştirmek için) eki ise formülün amaçlı bir metafiziksel iddiası olduğunu gösterir: Bu özdeşlik tesadüfî değil, evrenin temelindeki Bir'in (rei unius) bilinçli yapılanmasının bir sonucudur.

Tarihsel Kaynak: Tabula Smaragdina

Formülün kaynaklandığı Tabula Smaragdina, Latince ve Arapça olmak üzere iki ana versiyonda bilinen, Hermes Trismegistos'a atfedilen kısa bir metindir. Akademik konsensüs, metnin orijinal olarak Arapça yazıldığı, daha sonra Latinceye çevrildiği yönündedir. En eski bilinen Arapça versiyonu Pseudo-Apollonius of Tyana'ya (Belīnās/Balīnās) atfedilen Kitāb sirr al-khalīqa (Yaratılışın Sırrı Kitabı, 6.-8. yüzyıl arası) içinde yer alır. Bu metin, Câbir b. Hayyân (Geber, M.S. 8.-9. yy) ve Râzî gibi İslâm dünyasının büyük simyacılarının temel referanslarından biri olmuştur.

Latince versiyon ilk olarak 12. yüzyılda Hugo of Santalla'nın tercümesiyle Avrupa'ya girmiş, sonraki yüzyıllarda Albertus Magnus (13. yy), Roger Bacon ve Petrus Bonus (14. yy) tarafından yorumlanmıştır. Isaac Newton'un kişisel kütüphanesinde Tabula Smaragdina'nın birkaç farklı edisyonu bulunmuş; Newton'un kendi el yazısıyla Latinceden İngilizceye yaptığı bir tercüme King's College Cambridge'de korunmaktadır. Bu tercüme, modern bilim devriminin öncüsü olan bir dâhinin hermetik metafizik kategoriyle olan derin ilişkisini gösterir.

Julius Ruska'nın Tabula Smaragdina (1926) adlı klasik kritik edisyonu, Arapça ve Latince versiyonların filolojik analizi açısından hâlâ referanstır. Daha güncel olarak Kevin van Bladel'in The Arabic Hermes (2009) çalışması, Arapça hermetik geleneğin Latinceye geçişini detaylı olarak izler.

Formülün on yedi başlıklı Corpus Hermeticum'da doğrudan bir versiyonu bulunmaz; ancak aynı ilke CH X (Anahtar) ve CH XII (Genel Akıl Üzerine) metinlerinde dolaylı olarak ifade edilir. Brian P. Copenhaver'ın Hermetica (1992) tercümesinde gösterdiği gibi, hermetik kozmolojinin temel aksiyomu olarak sempati ve karşılıklı yansıma ilkesi tüm külliyat boyunca sezilebilir.

Doktriner Anlam

Makrokozmos-Mikrokozmos Paraleli

Hermetik düşüncede insan, evrenin minyatür bir yansıması olarak görülür. Bu, sadece bir metafor değil, ontolojik bir iddiadır. Geleneksel hermetik kozmoloji şu katmanları içerir:

  1. Tanrı (Theos / Unus): Mutlak, isimsiz, kavranamaz.
  2. Nous (Akıl): Tanrı'nın ilk tezahürü, kozmik zihin.
  3. Logos (Söz): Akıl'dan tezahür eden yaratıcı prensip.
  4. Anima Mundi (Dünya Ruhu): Kozmosun canlandırıcı prensibi.
  5. Makrokozmos: Yıldızlar, gezegenler, dört element.
  6. Mikrokozmos: İnsan: ruh, akıl, beden.
  7. Madde (Hyle): En alt katman.

Bu katmanlar arasında bire bir yapısal yansımalar vardır: İnsanın başı gökyüzüne, gövdesi atmosfere, altı uzuvları yere karşılık gelir; kalbi güneşe, beyni aya, kanı okyanuslara karşılık gelir. İnsanın yedi temel iç organı (kalp, akciğer, dalak, karaciğer, böbrek, mide, beyin) yedi gezegene; on iki burç bedenin on iki bölümüne karşılık gelir. Bu astrolojik-anatomik karşılıklar, Helenistik tıp teorisinde (Galenos), Arap tıp geleneğinde (İbn Sînâ, Râzî) ve Rönesans Paracelsus tıbbında sistematik olarak işlenmiştir.

Sempati (Sympatheia)

Makrokozmos-mikrokozmos paraleli, hermetik düşüncenin temel pratik doğurganlığı olan sempati (sympatheia — "birlikte hissetme") öğretisini destekler. Bu, kozmosun her yanında olan olayların diğer yanlarında yankılanması anlamına gelir. Sempati ilkesi yedi temel altında çalışır:

  1. Astroloji: Gökteki gezegen hareketlerinin yerdeki insanlar üzerindeki etkisi.
  2. Tılsım: Belirli gezegenlere veya yıldızlara karşılık gelen tasvir, sayı, metal ve bitkilerin gücü.
  3. Magia naturalis: Doğal nesnelerin gizli kuvvetlerinin (virtutes occultae) bilinmesi ve kullanılması.
  4. Simya: Madenlerin ve insanın ortak yapısal hareketi sayesinde, fiziksel dönüşümün aynı zamanda psikolojik dönüşüme karşılık gelmesi.
  5. Tıp: Hastalıkların kozmik dengesizliklerin yansıması olarak okunması; tedavinin uyumun yeniden tesisi olarak tasarlanması.
  6. Müzik: Gezegen kürelerinin harmonik orantıları (Pythagoras'ın müzik küreleri öğretisi) ile müziğin matematiksel orantılarının akrabalığı.
  7. Kutsal mimari: Tapınakların (Mısır, Yunan, Roma'nsı katedral) makrokozmosun bir minyatürü olarak inşa edilmesi.

Bu sempati anlayışı, Rönesans'ın dört büyük filozof-hekiminin (Ficino, Pico, Agrippa, Paracelsus) çalışmalarında sistematik olarak geliştirilmiş ve modern bilim öncesi Avrupa kültürünün temel kavramsal çerçevesini oluşturmuştur. Frances A. Yates, Giordano Bruno and the Hermetic Tradition (1964) eserinde bu kültürel formasyonun modern bilimin doğuşundaki rolünü ayrıntılı olarak göstermiştir.

İnsan-ı Kâmil ve Hermetik İnsan

Hermetik antropoloji, insanı "küçük kozmos" (microcosmos) olarak konumlandırır; ancak bu sadece bir benzerlik değil, aktif bir potansiyel ifadesidir. İnsan, hem makrokozmosu kendi içinde toplayan hem de manevî dönüşüm yoluyla kozmosa etki edebilen aracıdır. CH IV'te (Krater) Hermes şöyle der: "İnsan yaratılmış canlıların en yetkinidir, çünkü o hem ölümlü hem ölümsüzdür — beden olarak ölümlü, akıl olarak ölümsüz."

Bu hermetik insan idealinin Sufi karşılığı İnsan-ı Kâmil (Mükemmel İnsan) öğretisidir. İbn Arabî'nin Fusūs al-Hikam (1229) eserinde sistemleştirilen bu doktrin, insanın Hakk'ın tüm isim ve sıfatlarını barındıran bir "küçük evren" (âlem-i asgar) olduğu, ve aynı zamanda büyük evrenin (âlem-i ekber) bir aynası olduğu fikrine dayanır. İbn Arabî sık sık şöyle der: "Sen kendini bil ki Rabbini bilesin" hadisinin manası şudur — İnsan kendi mikrokozmik yapısını idrak ettiğinde, kozmosun ve nihayetinde Tanrı'nın yapısını idrak eder.

Bu yapısal eşleşme, Frithjof Schuon'un Esoterism as Principle and as Way (1981) ve René Guénon'un Symboles de la science sacrée (1962) gibi Perennialist klasiklerin merkezî tezlerinden biridir: Tüm büyük mistik gelenekler insanı mikrokozmos olarak gören ortak bir antropolojik tezi paylaşır.

Karşılaştırmalı Perspektif

Yatha Pinde Tatha Brahmande (Hindu)

Hindu felsefesinde "As above so below"un en yakın yapısal denkliği yatha pinde tatha brahmande ("bedende ne varsa kâinatta da o vardır") formülüdür. Bu formül özellikle Tantra ve Hatha Yoga gelenekleri içinde merkezî bir konumdadır. Vyāsa Tantra ve Shiva Samhita gibi temel metinlerde, insan bedeninin makrokozmosun tam bir replikasyonu olduğu ileri sürülür:

Hindu Upanişad'lardan biri olan Chāndogya Upaniṣad 8.1.3 şöyle der: "Bu bedende ne varsa, kâinatta da odur; kâinatta ne varsa, bu bedende de odur." Bu formül, Hermetik As above so below formülüyle doğrudan paralel, hatta birebir eşdeğer sayılabilir. Bu, Mircea Eliade'nin Yoga: Immortality and Freedom (1958) eserinde detaylı olarak gösterdiği gibi, tantrik antropolojinin temel aksiyomudur.

Âlem-i Ekber, Âlem-i Asgar (Tasavvuf)

İslâm tasavvufunda makrokozmos-mikrokozmos paraleli, âlem-i ekber (büyük kâinat) ve âlem-i asgar (küçük kâinat = insan) terminolojisiyle ifade edilir. Bu terminoloji, Helenistik mirası dolaylı olarak Sufi geleneklerine taşıyan İhvân-ı Safâ (Brethren of Purity, 10. yy Basra) Risâleleri'nde sistemleştirilmiştir. İhvân-ı Safâ'nın Rasāil'i (52 risâle), Yunan-hermetik düşünceyi İslâmî bir çerçeve içinde toplayan en kapsamlı erken ortaçağ eseridir.

İbn Arabî'nin Fütūhât al-Makkīyya'sında ve Fusūs al-Hikam'inde bu doktrin merkezî konumdadır. İbn Arabî'ye göre insan, "halîfa" (Tanrı'nın yeryüzündeki naibi) olarak yaratılmıştır; bunun mânası, insanın Hakk'ın tüm isim ve sıfatlarını bünyesinde toplayan bir varlık olarak makrokozmosun tüm unsurlarını içermesidir. Fusūs al-Hikam'in giriş bölümünde İbn Arabî şöyle yazar: "İnsan, Hakk'ın aynasıdır; ve kâinat, insanın dışa dönmüş hâlidir." Bu, Hermetik As above so below formülünün Sufi reformülasyonudur.

Mevlânâ'nın Mesnevi'sinde aynı doktrin daha şiirsel bir formda dile gelir: "Hem bu cihân, hem o cihân sendedir / Ne dilersen kendinde bul, kendindedir." Mevlânâ'nın bu ifadesi, Sufi mikrokozmos doktrininin pratik bir çağrısıdır: İnsan kendi içine bakarak bütün kâinatın sırlarını idrak edebilir.

Adam Kadmon (Kabbalah)

Kabala'da makrokozmos-mikrokozmos paraleli, Adam Kadmon (Ezelî İnsan) doktriniyle ifade edilir. Adam Kadmon, Ein Sof'tan ilk tezahür eden ezelî insan-formudur; on Sefirot'un bir bedenli temsilidir. Adam Kadmon'un bedeninin her uzvu bir Sefirah'a karşılık gelir:

Bu kabbalistik model, Zohar (13. yy.) eserinde sistemleştirilmiş, Lurianic Kabala (16. yy.) içinde daha da geliştirilmiştir. Gershom Scholem'in Major Trends in Jewish Mysticism (1941) ve Moshe Idel'in Kabbalah: New Perspectives (1988) eserleri bu doktrini akademik olarak detaylı şekilde ele almıştır.

Adam Kadmon doktrini ile hermetik Anthropos miti (CH I — Poimandres) arasındaki yapısal benzerlik, Helenistik dünyada Yahudi ve pagan ezoterizminin paylaşılan bir mitolojik havuzdan beslendiğine işaret eder. Daha sonra Sufi Hakîkat-i Muhammediyye doktrini de bu mitolojik komplekse eklenecektir.

Tao'nun Büyük ve Küçük Olarak Yansıması

Taoizm'de makrokozmos-mikrokozmos paraleli, neidan (iç simya) geleneği içinde derinlemesine işlenmiştir. Yi Jing (Yi Ching, Değişimler Kitabı) ve Huangdi Neijing (Sarı İmparator'un İç Kanonu) gibi temel metinlerde insan bedeni "küçük gökyüzü ve yer" olarak betimlenir. Bedenin organlarının beş elemente (su, ateş, ağaç, metal, toprak), mevsimlere, gökyüzü yönlerine ve gezegen kürelerine birebir karşılıkları vardır.

Neidan (iç simya) pratiklerinde simyacı, kendi bedenini "fırın" (lu) olarak kullanır; jing (öz), qi (enerji) ve shen (ruh) üçlüsünü iç transformasyona tâbi tutarak "ölümsüzlük embriyosu" (sheng tai) oluşturur. Bu pratik, hermetik simyanın Çinli karşılığı olarak okunabilir; her ikisi de "As above so below" prensibinin pratik uygulamasında büyük pratik değişikliği (yani fiziksel-spiritual dönüşümü) hedefler.

Livia Kohn'un Taoist Mystical Philosophy (1991) ve Daoism Handbook (2000) eserleri, Taoist mikrokozmos doktrininin ayrıntılı akademik incelemelerini sunar.

Hopi ve Lakota Kozmolojisi

Yerli Amerikan geleneklerinde de mikrokozmos-makrokozmos paraleli yaygın bir motiftir. Hopi inancında insan bedeni "kanivi" (kozmik kuvvet noktası) olarak konumlandırılır; bedendeki özel kuvvet noktaları (vertex, ses, kalp, göbek, kasıklar) kozmik kuvvet noktalarıyla bağlılık hâlindedir. Lakota geleneğinde Black Elk'in Black Elk Speaks (1932) anlatısında gözlemlenebildiği üzere, kendi çemberi ("sacred hoop") kozmosun çemberinin yansımasıdır.

Joseph Epes Brown'un The Spiritual Legacy of the American Indian (1982) eseri, bu yapısal paralelin Yerli Amerikan kozmolojilerindeki yerini detaylı olarak göstermiştir.

Modern Yorumlar

Carl Jung ve Simyacı Sembolizm

Carl Jung (1875-1961), kapsamlı simya çalışmalarında (Psychology and Alchemy 1944, Mysterium Coniunctionis 1955-1956) As above so below prensibini psikolojik bir çerçeve içinde yeniden yorumlamıştır. Jung'a göre simyacının dışında (laboratuvarda) gerçekleştirmeye çalıştığı dönüşüm, aslında kendi içinde — bilinçaltı süreçlerinde — gerçekleştirmeye çalıştığı dönüşümün bir dışa yansıtılmasıdır. Bu, klasik hermetik formülün derin psikolojik bir okumasıdır.

Jung'un "unus mundus" (tek dünya) kavramı — fiziksel ve psikolojik realite arasındaki birleştirici taban — As above so below ilkesinin modern psikolojik karşılığıdır. Marie-Louise von Franz'ın Alchemy: An Introduction to the Symbolism and the Psychology (1980) eseri, Jung'un bu hermetik mirası nasıl psikolojik ve simgesel bir çerçeve içinde dirilttiğini ayrıntılı şekilde gösterir.

Holografik İlke ve Kuantum Fizik

Yirminci yüzyılın sonlarında fizikçi David Bohm'un implicate order (içerik düzen) teorisi ve fizikteki holografik ilke (Gerard 't Hooft, Leonard Susskind), modern bilimsel bir çerçevede As above so below prensibinin yeniden gündeme gelmesine yol açmıştır. Bohm'un Wholeness and the Implicate Order (1980) eserinde gösterdiği gibi, evrenin her bir parçası bütünün bilgisini içerir — tıpkı bir hologramın her bir parçasının bütünün görüntüsünü içermesi gibi.

Fritjof Capra'nın The Tao of Physics (1975) ve Gary Zukav'in The Dancing Wu Li Masters (1979) gibi popüler kitaplar, modern fizik ile Doğu mistisizmi (ve dolaylı olarak hermetik geleneği) arasında paralellikler kurmaya çalışmıştır. Akademik fizikçiler bu popüler paralelleri abartılı bulsa da, hermetik As above so below formülünün modern kozmolojide bir çeşit yapısal yankı bulmuş olduğu inkâr edilemez.

Fraktal Geometri

Fraktal geometri (Benoit Mandelbrot, 1975), As above so below prensibinin matematiksel bir formülasyonu olarak okunabilir. Fraktallarda küçük ölçek ile büyük ölçek arasında istatistiksel olarak aynı yapı vardır; her bir parça bütünün bir minyatürüne benzer (self-similarity). Bu, hermetik mikrokozmos-makrokozmos paralelinin matematiksel bir karşılığıdır. Mandelbrot kendi yazılarında fraktal kavramının hermetik bir kökeni olduğunu açıkça söylemez; ancak takipçi düşünürler (özellikle Manfred Schroeder, Fractals, Chaos, Power Laws 1991) bu yapısal akrabalığa işaret etmiştir.

Yeni Çağ ve Popüler Kültür

Yirminci yüzyıl sonu ve yirmibirinci yüzyıl başının Yeni Çağ (New Age) hareketleri, As above so below formülünü popüler manevî dilin temel bir parçası hâline getirmiştir. Helena Petrovna Blavatsky'nin The Secret Doctrine (1888), Manly P. Hall'un The Secret Teachings of All Ages (1928) ve Aleister Crowley'in Thelema sistemi, formülü hem teorik hem pratik bağlamlarda yorumlamıştır.

Günümüzde As above so below formülü popüler kitlelerde tılsım, terapi, tasarım ve hatta moda gibi alanlarda kullanılmaktadır. Bu popüler kullanımlar, formülün orijinal hermetik anlamından uzaktır; ancak hermetik geleneğin modern bir formda yaşamasının bir göstergesidir.

Pratik Uygulama Alanları

As above so below ilkesi, salt teorik bir aksiyom olmayıp hermetik gelenek içinde pratik olarak uygulanan bir prensiptir. Belli başlı uygulama alanları şunlardır:

Simya: İç ve Dış Eşzamanlılık

Simya (alchemy), As above so below prensibinin en sistematik pratik uygulamasıdır. Simyacı, dış maddenin (kurşun, civa, kükürt vb.) dönüşümünü kendi iç ruhsal dönüşümünün eşzamanlı bir yansıması olarak görür. Bu eşzamanlılık, klasik simya formülünde "solve et coagula" (çöz ve birleştir) ilkesi çerçevesinde işler. Marie-Louise von Franz'ın Alchemy (1980) eserinde gösterdiği gibi, simyacının dış işlemleri (calcinatio, sublimatio, coniunctio, putrefactio, distillatio vb.) onun iç manevî sürecinin görünür safhalarıdır. Hermetik simyada altın elde etmek (Magnum Opus), aslında dış altından önce iç altının elde edilmesi anlamına gelir; bu ise Carl Jung'un dilinde individuation sürecidir.

Astroloji: Gökyüzü-Yeryüzü Yansıması

Klasik astroloji, As above so below prensibinin gökyüzü-yeryüzü ekseninde uygulamasıdır. Hermetik astrolojide gezegen hareketleri, sadece istatistiksel bir korelasyon değil, makrokozmosun mikrokozmosa yansıttığı semboliktrojeleridir. Bu astroloji türünün hermetik karakterini en sistematik biçimde işleyen Renaissance metinlerden biri Heinrich Cornelius Agrippa'nın De Occulta Philosophia (1531-1533) eseridir; bu eser her gezegene ait sembolik karşılıkları (renkler, sayılar, metaller, taşlar, bitkiler, hayvanlar, beden organları, ilâhî isimler) sistematik olarak listeler.

Tılsım Sanatı ve Magia Naturalis

Hermetik tılsım sanatı (talismans), As above so below ilkesinin somut nesnelere uygulanması üzerine kuruludur. Belirli bir gezegen veya yıldız ile rezonansta tasarlanan bir tılsım — uygun zaman, malzeme, sembol ve isim kombinasyonuyla — o göksel kuvvetin yeryüzünde yoğunlaşmış bir konteyneri haline gelir. Bu pratiğin ortaçağ Arap dünyasındaki en sistematik formu Picatrix (Arapça Ghāyat al-Ḥakīm, 10.-11. yüzyıl) adlı tılsım kitabıdır; Latince tercümesi (13. yüzyıl) Avrupa'da magia naturalis geleneğinin temel referansı olmuştur. Frances A. Yates'in Giordano Bruno and the Hermetic Tradition (1964) Picatrix'in Renaissance Avrupa hermetizmi üzerindeki etkisini detaylı olarak izler.

Tıp: Mikrokozmik Beden

Hermetik tıp anlayışı, insan bedenini mikrokozmos olarak konumlandırır. Galen tıbbından Paracelsus'a, Avicenna'dan Robert Fludd'a uzanan geleneğin temel ilkesi, hastalığın kozmik dengenin bedendeki yansımasının bozulması olduğu, tedavinin ise bu dengenin yeniden tesisi olduğudur. Paracelsus'un (1493-1541) "signatura rerum" (şeylerin imzası) öğretisi — her bitki, mineral veya hayvanın hangi gezegene veya organa karşılık geldiğini gösteren içsel işaretler — As above so below prensibinin tıbbî bir uygulamasıdır. Modern fitoterapinin ve homeopatinin (Hahnemann) hermetik kökleri bu çizgide aranmalıdır.

Kutsal Mimari

Hermetik prensip, kutsal mimaride de uygulanır. Mısır piramitlerinden Gotik katedrallere, Süleymaniye Camii'nden Angkor Wat'a, tüm büyük kutsal yapılar kozmik şemanın taşa dönüşmüş bir minyatürünü sunarlar. René Guénon'un Symboles fondamentaux de la science sacrée (1962) eseri, kutsal mimaride As above so below prensibinin nasıl işlediğini detaylı olarak gösterir: kubbe gökyüzünü, taban toprağı, dört ana yön dört elementi, merkezî sütun axis mundi'yi temsil eder. Bu yapı, İslâm mimarîsi'nde özellikle merkezî kubbeli camilerde (Sinan eserleri), Hindu vāstu-śāstra mimarîsinde, Çin tapınaklarında ve Maya/Aztek piramitlerinde gözlemlenebilir.

Pythagoras ve Müzik Kürelerinin Hermetik Kökeni

Pythagoras (M.Ö. 570-495) öğretisi, As above so below prensibinin Helenistik düşünceye giren erken bir formudur. Pythagorasçılar, evrendeki tüm ilişkilerin matematiksel orantılarla anlatılabileceğini, ve bu orantıların hem gezegen kürelerinin hareketlerinde hem müzik notalarının harmoniğinde hem insan ruhunun yapılarında aynı şekilde belirdiğini ileri sürmüşlerdir. Bu öğreti, musica universalis (kürelerin müziği) olarak adlandırılır ve Platon'un Timaios (M.Ö. 360) diyalogunda kanonik formuna kavuşur.

Müzik kürelerinin hermetik karakteri şuradadır: Platon'a göre evrenin yaratıcısı (Demiurg) kozmosu "harmonia" prensibine göre düzenlemiş; bu, gezegen kürelerinin matematiksel orantılı bir müzik üretmesini sağlamıştır. İnsan ruhu, doğum öncesinde bu kozmik müziği işitmiş; doğumla unutmuştur. Manevî yolculuk, bu kozmik müziği yeniden hatırlamak, kendi içindeki harmoniyi keşfetmektir. Bu Platonist öğreti, Plotinus üzerinden hermetik düşünceye, Boethius'un De Institutione Musica'sı (M.S. 6. yy) üzerinden ortaçağ Avrupa'sına, Johannes Kepler'in Harmonices Mundi'si (1619) üzerinden modern bilim devrimine taşınmıştır.

Kepler'in özellikle vurgulanması gerekir: Harmonices Mundi, modern astronomi devriminin temel eserlerinden biri olarak gezegen hareketlerinin matematiksel yasalarını (özellikle üçüncü Kepler yasası) içerir; ancak Kepler bu yasalara salt fiziksel değil, aynı zamanda Pisagorcu-hermetik bir anlam yükler. Kepler'e göre Tanrı evreni "geometer" (geometri sanatçısı) olarak yaratmış; ve evrendeki matematiksel orantılar, mikrokozmos insan zihninde (matematiksel akıl) aynı şekilde mevcuttur. As above so below'un en yüksek matematiksel formülasyonudur bu.

Akademik Tartışmalar

Hermetik Geleneğin Tarihî Tutarlık Sorunu

As above so below formülünün Tabula Smaragdina'ya dayanması, bir akademik tartışmayı tetiklemiştir. Tabula Smaragdina M.S. 2.-3. yüzyıl hermetik külliyatının (Corpus Hermeticum) bir parçası mıdır, yoksa daha sonra (6.-8. yy) Arap simya geleneği içinde doğup hermetik külliyata sonradan mı atfedilmiştir? Julius Ruska'nın 1926 kritik edisyonu, ikinci görüşe ağırlık vermiştir: Tabula Smaragdina, Pseudo-Apollonius'un Kitāb sirr al-khalīqa'sında (6.-8. yy) ilk defa kayıtlı olarak görünür. Bu durum, formülün orijinal olarak Yunanca hermetik külliyatın bir parçası olmayıp Arap simya geleneğince formüle edilmiş olabileceğine işaret eder.

Ancak Kevin van Bladel'in The Arabic Hermes (2009) çalışması, Arap hermetik geleneğinin Geç Antik Yunanca hermetik metinleri sürdüren yaşayan bir aktarım olduğunu, Tabula Smaragdina'nın da bu sürekliğin bir parçası olduğunu gösterir. Bu durumda formül, hermetik geleneğin Helenistik kökenine geri uzanan organik bir gelişimin ürünüdür; ne salt Yunan ne salt Arap kökenlidir.

Perennialist ve Tarihçi Çerçeveler

As above so below formülünün karşılaştırmalı maneviyat içindeki yorumu, Perennial (ezel-i hikmet) çerçevesi ile Tarihçi (kontekstçi) çerçeve arasında gerilim oluşturur. Perennialist yorumcular (Schuon, Guénon, Coomaraswamy, Nasr), formülün yapısal benzerleri (yatha pinde tatha brahmande, âlem-i ekber-asgar, Adam Kadmon) arasındaki paralelliği, bütün büyük mistik gelenekler altında yatan tek bir metafiziğin tezahürü olarak yorumlar.

Tarihçi yorumcular (Wouter Hanegraaff, Antoine Faivre, Kocku von Stuckrad), bu paralelleri ortak entelektüel mirasın (Yeni-Platonculuk, Helenistik Mısır bilgeliği) geçişleri olarak veya bağımsız benzer cevaplar olarak açıklarlar. Hanegraaff'in Esotericism and the Academy (2012) eserinde gösterdiği gibi, tarihçi yaklaşım akademik standartlar açısından daha titiz; ancak Perennialist okuma manevî pratik bağlamda daha verimlidir.

Sonuç

As above so below formülü, hermetik geleneğin en tanınan sembolü olarak antik İskenderiye'den modern Yeni Çağ'a uzanan iki bin yıllık bir manevî yolculuğun konsantre bir ifadesidir. Bu formül:

  1. Ontolojik olarak makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki yapısal özdeşliği ifade eder;
  2. Epistemolojik olarak insanın kendini bilerek kâinatı bilebileceğini ileri sürer;
  3. Pratik olarak simya, astroloji, tıp ve magia naturalis disiplinlerinin yapısal temelini kurar;
  4. Karşılaştırmalı olarak Hindu yatha pinde tatha brahmande, Sufi âlem-i ekber-asgar, Kabbalistik Adam Kadmon, Taoist neidan ve Yerli Amerikan kozmolojileriyle yapısal akraba bir doktrindir;
  5. Modern olarak Jung'un derinlik psikolojisi, Bohm'un implicate order'ı ve Mandelbrot'un fraktal geometrisi gibi gelişmelerle yapısal yankılarını bulur.

Bu çoklu boyutluluk, As above so below formülünü sadece hermetik geleneğin bir formülü olarak değil, bütün ezoterik düşüncenin temel aksiyomlarından biri olarak konumlandırır. Frithjof Schuon ve René Guénon gibi Perennialist düşünürlerin işaret ettiği gibi, formül "manevî bilginin temel matematiğini" tarif eder: Kâinatın yapısal çoklu yansımaları, bilen ile bilinen, gözeten ile gözetilen, parça ile bütün arasındaki eşitliği esas alır.

Günümüzde As above so below formülü, akademik Hermetic Studies (Faivre, Hanegraaff), karşılaştırmalı maneviyat (Schuon, Nasr), modern Batı esoterizmi (Crowley, Regardie) ve popüler Yeni Çağ düşüncesinde aktif olarak yer alır. Türk akademik dünyasında bu formülün hermetik gelenek bağlamında detaylı bir incelemesi henüz yapılmamış olsa da, Mahmut Erol Kılıç ve Ekrem Demirli gibi hocaların İbn Arabî çalışmaları, formülün Sufi-hermetik bağına yönelik önemli giriş noktaları sunmaktadır.