Drawing Down the Moon: Tanrıça-Bedenlenme Ritüeli ve Antik Kökleri
Modern Wicca'nın merkezî ritüeli olan Ay Tanrıçası'nın rahibenin bedenine indirilişi: şamanik kapsanma, antik orakl pratiği ve Neoplatonik theurgia geleneklerinin izinde bir bedenlenme ayininin tarihsel ve fenomenolojik çözümlemesi.
“Ben tüm varlığın anasıyım… ben her şeyin başlangıcında vardım ve sonunda da var olacağım. Beni hayatın akışı içinde ararsan, evine dönmeden onu asla dışarıda bulamazsın; çünkü işte ben başlangıçtan beri seninle birlikteyim ve nihayetinde elde edilen tüm arzuların gerçeğiyim.” — Doreen Valiente, The Charge of the Goddess
Bir Tanrı Bedene İniyor
Modern cadılık geleneğinin en yoğun ve en tartışmalı ânı, bir insan bedeninin geçici olarak tanrısal bir varlığın mahaline dönüşmesidir. Drawing Down the Moon (Ay'ı Aşağı Çekmek), Wicca ayininde Yüce Rahibenin (High Priestess), Yüce Rahibin (High Priest) çağrısıyla Ay Tanrıçası'nı kendi bedenine indirip onun sözcüsü ve mahali hâline gelmesini ifade eder. Ritüelin doruğunda rahibe artık yalnızca Tanrıça'yı temsil eden biri değil, en azından ritüel mantığı içinde, Tanrıça'nın kendisi olur: ağzından çıkan sözler ona değil, tanrıçaya atfedilir.
Bu pratik, yirminci yüzyılın ortasında Gerald Gardner ve çevresinde kristalleşen modern Wicca geleneğinin kalbinde yer alır; ama ne ritüel mantığı ne de temel yapısı yenidir. Aksine, "tanrıyı bedene davet etme" fikri, antik Akdeniz'in orakl kâhinliğinden Geç Antik dönemin felsefî büyücülüğüne, oradan da dünya genelindeki vecd ve kapsanma (possession) geleneklerine uzanan çok katmanlı bir tarihin modern bir yeniden derlemesidir. Bu not, ritüeli hem fenomenolojik olarak betimlemeyi hem de onun gerçek tarihsel-metinsel köklerini ayırt etmeyi amaçlar.
Ritüelin Yapısı ve Adının Kökeni
Wicca pratiğinde ayin tipik olarak kutsal bir çemberin (circle) açılmasıyla başlar; dört yön ve unsurlar çağrılır, mekân arındırılır. Drawing Down the Moon, çoğu zaman ayinin merkezine yerleştirilir. Yüce Rahip, rahibenin önünde diz çöker ve bir çağrı (invocation) okur; en yaygın metin, Doreen Valiente'nin manzum biçimde yeniden yazdığı The Charge of the Goddess'tir. Rahibe bu sırada, kollarını çapraz biçimde göğsünde tutan "Osiris duruşu" ya da kollarını açan "Tanrıça duruşu" gibi belirli bedensel jestler içinde durur. Çağrı tamamlandığında rahibenin kendisinin değil, tanrıçanın konuştuğu varsayılır.
"Drawing down the moon" deyiminin kendisi antik bir tınıya sahiptir ve bu rastlantı değildir. Klasik Yunan ve Roma kaynaklarında, özellikle Teselya'lı (Thessalian) cadılara atfedilen meşhur bir güç, "ayı gökten indirme" (Yunanca katagein tēn selēnēn) yeteneğiydi. Aristophanes'in Bulutlar'ında Strepsiades, bir Teselyalı cadı kiralayıp ayı bir kutuya hapsetmeyi hayal eder; Platon, Horatius, Vergilius, Lucanus ve Plutarkhos gibi yazarlar bu motife defalarca değinir. Modern Wicca, hem bu deyimi hem de onun çağrıştırdığı kadim büyücü-rahibe figürünü bilinçli biçimde sahiplenmiştir. Burada antik Yunan mistik dünyası ile yirminci yüzyıl arasındaki bağ, salt çağrışımsal değil, kasıtlı bir kökensel iddiadır.
Şamanik Kapsanma: Fenomenolojik Çerçeve
Drawing Down the Moon'u anlamak için ilk karşılaştırma ekseni, dünya genelinde yaygın olan kapsanma vecdı (possession trance) olgusudur. Antropolog Erika Bourguignon'un klasik tipolojisinde iki ana hâl ayrılır: ruhun bedeni terk ederek yolculuğa çıktığı vecd (ecstasy, ruhun "dışarı" gitmesi) ve aksine bir ruhun bedene girip onu kullandığı kapsanma (enthusiasmos / possession). Drawing Down the Moon yapısal olarak ikinci tipe, yani kapsanma vecdına aittir: tanrı dışarıdan gelip rahibenin bedenine "iner".
Mircea Eliade'nin etkili (ve bugün kısmen eleştirilen) tanımında klasik şamanizm daha çok ruhun beden dışı yolculuğuna dayanır; oysa Drawing Down the Moon, İskandinav büyücülüğündeki seiðr kehanet pratiği ya da Sibirya ve Afrika'daki tanrı-bineği (the "horse" of the deity) ritüelleri gibi, bedeni bir araç, bir "binek" hâline getiren kapsanma modeline daha yakındır. Haiti Vodou'sundaki chwal (ruhun bindiği "at") kavramı ya da şamanik davul ritmiyle tetiklenen trans hâlleri, aynı fenomenolojik ailenin üyeleridir. Wicca pratisyenleri bu akrabalığı sıkça vurgular; ancak önemli bir fark vardır: Vodou kapsanmasında medyum genellikle sonradan hiçbir şey hatırlamaz ve süreç istemsizdir, oysa Wicca ritüeli denetimli, davetli ve çoğunlukla bilinç kısmen korunarak yaşanan bir hâldir.
Antik Orakl: Tanrının Sesi Olan İnsan
İkinci ve tarihsel olarak en somut köken, antik Akdeniz'in orakl (kâhinlik) kurumudur. Delphi'deki Pythia, Apollon'un sözcüsü olarak tanrının sesini bedenleştiren en ünlü figürdür. Pythia, kutsal üçayağın (tripod) üzerine oturur, belirli hazırlık ve arınma süreçlerinden geçer ve enthousiasmos — kelimenin tam anlamıyla "içinde bir tanrı bulunma" (en-theos) — hâline girerek tanrı adına konuşurdu. Plutarkhos, De Defectu Oraculorum ve De Pythiae Oraculis adlı incelemelerinde bu hâli ayrıntılı biçimde tartışır; tanrının Pythia'yı tıpkı bir müzisyenin enstrümanını çaldığı gibi kullandığını, ama bunu rahibenin doğasını ezmeden yaptığını söyler.
Drawing Down the Moon'da rahibenin tanrıçanın "sözcüsü" hâline gelmesi, bu orakl modelinin doğrudan bir mirasçısıdır. The Charge of the Goddess'in birinci tekil şahısla ("Ben… ") konuşan tanrıça sesi, Apuleius'un Altın Eşek'inde İsis'in Lucius'a verdiği meşhur aretalogia (tanrının kendi nitelikt erini birinci ağızdan saydığı edebî tür) ile yapısal olarak özdeştir. Nitekim Valiente'nin metni kısmen Charles Leland'ın Aradia'sından, kısmen de antik İsis söylevlerinden beslenir. Bu noktada Wicca ritüeli, Greko-Romen dünyanın gizem dinleriyle — örneğin Kybele kültünün coşkun ayinleriyle ve Dionysos vecd törenleriyle — açık bir akrabalık içine girer; hepsinde ortak olan, tanrısal varlığın insan bedeni ve sesi aracılığıyla cemaate "huzur bulması"dır.
Theurgia: Tanrıyı Çağırmanın Felsefesi
Üçüncü ve entelektüel olarak en sofistike köken, Geç Antik dönemin theurgia'sıdır. Iamblikhos'un De Mysteriis (Mısırlıların Gizemleri Üzerine) adlı eserinde sistemleştirdiği bu Neoplatonik kutsal-eylem sanatı, salt felsefî düşünceyle erişilemeyecek tanrısal birliğe ritüel aracılığıyla ulaşmayı amaçlar. Theurgia'nın merkezî kavramlarından biri, tanrısal bir gücün maddî bir "mahal" — bir heykel, bir nesne ya da bir insan medyum — içine indirilmesidir. Iamblikhos, tanrının medyuma inişini (katochē) ayrıntılı biçimde tartışır ve bunun sıradan bir ruh kapsanmasından nasıl ayrıldığını vurgular: gerçek theurgik iniş, medyumu yüceltir, onu tanrısal düzene bağlar.
Drawing Down the Moon'un kavramsal mimarisi, bu theurgik bedenlenme öğretisine şaşırtıcı ölçüde yakındır. Çağrı sözcüklerinin (voces, kutsal adlar) gücüne, doğru jest ve duruşların (schēmata) önemine, mekânın arındırılmasına dair Wicca vurgusu, Geç Antik theurgik el kitaplarının mantığını yankılar. Modern okültizmin bu mirası, kısmen Rönesans'ta Marsilio Ficino'nun Hermetik ve Neoplatonik metinleri yeniden çevirmesiyle, kısmen de on dokuzuncu yüzyıl büyücü localarının (özellikle Hermetic Order of the Golden Dawn) çağrı tekniklerini sistemleştirmesiyle Wicca'ya aktarılmıştır. Aynı entelektüel damar, Greko-Mısır sinkretizminin Gnostik ve gizem kültü ortamında ve Hermes Trismegistos geleneğinde de besleyici toprağını bulur.
Modern Sentez: Gardner, Valiente ve Feminist Yeniden Okuma
Drawing Down the Moon'un bugünkü biçimi, yirminci yüzyıl ortasının yaratıcı bir bireşimidir. Gerald Gardner, 1950'lerde yayımladığı çalışmalarda ritüelin iskeletini kurarken Golden Dawn tören büyüsünden, Aleister Crowley'nin metinlerinden ve folklorik cadılık tasavvurlarından yararlandı. Ritüelin şiirsel ruhunu ona kazandıran kişi ise, Gardner'ın çevresindeki en yetenekli yazar olan Doreen Valiente oldu; The Charge of the Goddess'in bugün kullanılan zarif manzum biçimi büyük ölçüde onun elinden çıkmıştır. Valiente, Crowley'den devralınan ağır okült dili budayarak yerine lirik, tanrıça-merkezli bir ses koydu.
İkinci dalga, 1970'ler ve 1980'lerde Amerikan feminist maneviyatıyla geldi. Starhawk, The Spiral Dance (1979) adlı etkili kitabında Drawing Down the Moon'u, kadının kutsal ve tanrısal olanla doğrudan, aracısız ilişkisinin bir ifadesi olarak yeniden yorumladı; bu okuma, sonradan Reclaiming geleneğinin omurgasını oluşturdu. Bu çerçevede ritüel, salt bir büyü tekniği olmaktan çıkıp, ataerkil din tarihinde bastırılmış olduğu varsayılan kadın-tanrısallığın "geri çağrılması" anlamına büründü. Margot Adler'in 1979 tarihli Drawing Down the Moon adlı kapsamlı saha incelemesi ise pratiği daha geniş Amerikan neopagan hareketi içine yerleştirerek hem ritüele hem de adına kalıcılık kazandırdı. Ritüelin etik çerçevesi, çoğu pratisyen için Wicca Rede ve Üç Kat Yasası ilkeleriyle sınırlanır: bedene inen güç, zarar vermeme ve sorumluluk ilkesi içinde davet edilir.
Eleştirel Bir Değerlendirme
Drawing Down the Moon'un "antik kökleri" söylemi, dikkatli bir ayrımı gerektirir. Tarihçi Ronald Hutton'ın The Triumph of the Moon (1999) adlı titiz çalışmasının gösterdiği gibi, Wicca'nın kesintisiz bir antik cadı geleneğinden geldiği iddiası tarihsel olarak savunulamaz; ritüel, yirminci yüzyılın bir yaratımıdır. Ne var ki bu, ritüelin köksüz olduğu anlamına gelmez. Drawing Down the Moon, antik orakl kâhinliğinin, Neoplatonik theurgia'nın ve evrensel kapsanma fenomenolojisinin bilinçli, edebî ve yaratıcı bir yeniden derlemesidir. Onun gücü, sahici bir tarihsel sürekliliğe değil, insanlık tarihinin tekrar tekrar ürettiği derin bir dinsel arzuya — tanrısal olanı uzaktan tapınılan değil, bedende deneyimlenen bir gerçeklik kılma arzusuna — bağlanmasından gelir.
Böylece ritüel, akademik bakımdan modern; fenomenolojik bakımdan kadim olarak nitelenebilir. İnsan bedeninin geçici olarak tanrısal bir varlığın evi hâline gelmesi fikri, Delphi'den Haiti'ye, Iamblikhos'tan çağdaş bir Wicca çemberine uzanan kesintisiz bir insanlık temasıdır; Drawing Down the Moon bu temanın yalnızca en yeni — ama belki de en şiirsel biçimde dile gelmiş — örneklerinden biridir.
Kaynaklar
- Ronald Hutton, The Triumph of the Moon: A History of Modern Pagan Witchcraft (Oxford University Press, 1999)
- Margot Adler, Drawing Down the Moon: Witches, Druids, Goddess-Worshippers, and Other Pagans in America (Beacon Press, 1979; gözden geçirilmiş baskı 1986)
- Starhawk, The Spiral Dance: A Rebirth of the Ancient Religion of the Great Goddess (Harper & Row, 1979)
- Doreen Valiente, Witchcraft for Tomorrow (Robert Hale, 1978)
- Gerald B. Gardner, Witchcraft Today (Rider, 1954)
- Iamblichus, De Mysteriis (On the Mysteries), çev. Emma C. Clarke, John M. Dillon, Jackson P. Hershbell (Society of Biblical Literature, 2003)
- Plutarch, Moralia — De Defectu Oraculorum ve De Pythiae Oraculis
- Erika Bourguignon, Possession (Chandler & Sharp, 1976)
- Sarah Iles Johnston, Ancient Greek Divination (Wiley-Blackwell, 2008)
- Apuleius, Metamorphoses (The Golden Ass), Kitap XI