Corpus Hermeticum — Hermetische Texte
Geç antik İskenderiye'de Yunan, Mısır ve İran düşüncelerinin kaynaşmasından doğan, Hermes Trismegistos'a atfedilen felsefî-dinî diyaloglar bütünü; Neoplatonizm, tasavvuf ve Batı ezoterizminin ortak kaynaklarından biri.
“Was unten ist, ist wie das, was oben ist; und was oben ist, ist wie das, was unten ist — zum Vollbringen der Wunder eines einzigen Dinges.” — Tabula Smaragdina (Zümrüt Tablet), Hermes Trismegistos'a atfedilir
Bir İsmin Ardındaki İki Tanrı
Corpus Hermeticum, tek bir yazarın eseri değil, geç antik çağın kültürel kaynaşma potasında —Helenistik ve Roma dönemi Mısır'ında, özellikle İskenderiye çevresinde— MS I.–III. yüzyıllar arasında oluşmuş, Yunanca kaleme alınmış on yedi (Latince Asclepius ile birlikte daha fazla) felsefî-dinî risalenin sonradan derlenmiş koleksiyonudur. Metinlerin söylem çatısı bir öğretmen-öğrenci diyaloğudur: bilge Hermes Trismegistos ("Üç Kez En Büyük Hermes") oğlu Tat'a, müridi Asklepios'a yahut kral Ammon'a kozmosun, Tanrı'nın ve insanın sırlarını açar.
Bu ad, başlı başına bir senkretizm anıtıdır. Yunan tanrı Hermes ile Mısır tanrısı Thoth, hem yazının ve bilgeliğin hâmisi hem de ruhları öbür dünyaya kılavuzlayan (psikopomp) işlevleriyle erken Ptolemaios döneminde özdeşleştirilmişti. "Üç kez en büyük" sıfatı (trismegistos), Thoth'a Mısır tapınak yazıtlarında verilen "büyük, büyük, büyük" unvanının Yunancaya tercümesidir. Böylece Hermes Trismegistos, ne tamamen Yunan ne tamamen Mısırlı; iki uygarlığın bilgelik figürünün üst üste binmesinden doğan, tarihsel olmayan ama kültürel olarak son derece gerçek bir "kurucu bilge"dir. Geç antik zihin, bu metinleri Musa'dan, hatta İbrahim'den daha eski bir prisca theologia —"ilkel/saf ilahiyat"— olarak okuyacaktı; bu kronolojik yanılgı, metinlerin sonraki tarihteki olağanüstü prestijinin de kaynağıdır.
Mısır, Yunan, İran: Üçlü Sentez
Hermetik metinlerin entelektüel dokusu, çağının üç büyük damarını birbirine örer. Yunan felsefesinden Platoncu iki-dünya şeması (duyulur kozmos ile akledilir nous âlemi), Stoacı logos ve pneuma (tüm evreni canlandıran tanrısal soluk) ile Pythagorasçı sayı mistisizmi gelir. Mısır mirasından tapınak teolojisinin yaratılış-söz ilişkisi, gök cisimlerinin tanrısallığı, ölümden sonra ruhun yükselişi ve tanrı heykellerinin "canlandırılması" (Asclepius'taki ünlü pasaj) sızar. İran/Zerdüştî etkiyse, ışık-karanlık kutuplaşması, ruhun göksel kürelerden inerek bedene düşmesi ve aynı yoldan geri yükselişi temasında kendini gösterir — bu motif, çağdaşı Nag Hammadi'deki gnostik kozmolojilerle akrabadır.
Bu sentez tesadüfi değildir. İskenderiye, Yahudi diaspora düşüncesinin (Philon), gelişen Hıristiyanlığın, Mısır rahip geleneğinin ve Yunan akademik felsefesinin aynı sokakları paylaştığı bir laboratuvardı. Hermetik yazarlar, bu kakofoninin içinden kurtarıcı bir gnōsis (bilgi yoluyla kurtuluş) damıtmaya çalıştılar.
"Poimandres": Bilinçin Çobanı
Külliyatın açılış risalesi ve en etkilisi, Poimandres (I. risale) adını taşır. Hermes'e, "İnsanların En Yüce Aklı" demek olan Poimandres (muhtemelen Kıptîce "Re'nin tanıklığı"ndan yahut Yunanca "insanların çobanı"ndan) bir vahiy görüntüsünde belirir ve kozmogoniyi anlatır: Önce sınırsız ışık (Nous-Tanrı), ardından ondan taşan Söz (Logos), sonra demiurgik bir ikinci akıl yedi gezegen küresini ("Yöneticiler") düzenler. İnsan (Anthropos), Tanrı'nın suretinde, ölümsüz ve göksel olarak yaratılır; fakat Doğa'nın (Physis) güzelliğine âşık olup kendi yansımasına eğilerek maddeye iner. Böylece insan ikili bir varlıktır: bedeni ve kaderi bakımından ölümlü, özü ve aklı bakımından tanrısal.
Kurtuluş, bu tanrısal kökenin bilgisine (gnōsis) uyanmak ve ölümde ruhun yedi küreyi tek tek aşarak —her birinde ona iliştirilmiş bir tutkuyu geri bırakarak— kaynağına, Sekizinci ve Dokuzuncu göklere (Ogdoad ve Ennead) yükselmesidir. Bu şema, hem Platoncu ruh göçü öğretisiyle hem de Plotinos'un Bir'den taşma (emanation) ve geri dönüş (epistrophē) öğretisiyle çarpıcı biçimde örtüşür; ikisi de aynı geç antik düşünce ikliminin meyveleridir.
"Olduğun gibi Tanrı'yı bil": İçsel Yükseliş
Hermetik dindarlığın kalbinde, modern okuru hâlâ şaşırtan bir cesaret yatar: insanın özünde tanrısal olduğu ve bilgelik yoluyla yeniden tanrılaşabileceği (theōsis) iddiası. XIII. risale, "yeniden doğuş" (palingenesia) üzerine bir inisiyasyondur; burada Hermes, oğlu Tat'a on iki "azabın" (cehalet, hırs, şehvet vb.) yerini on tanrısal güçle (bilgi, sevinç, iffet, hakikat...) değiştirme deneyimini, bir tür mistik ölüm-ve-diriliş olarak tarif eder. Hedef, "evrenin enginliğini kucaklayacak kadar genişle, bedenden sıyrıl, zamanın üstüne yüksel, aiōn ol — o zaman Tanrı'yı kavrarsın" çağrısında özetlenir.
Bu içsel yükseliş ve "bilenle bilinenin birleşmesi" motifi, sonraki maneviyat tarihinde derin yankılar bulur. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'deki insân-ı kâmil (kâmil insan) ve âlemle Tanrı arasındaki ayna ilişkisi öğretisi, Kabala'nın Sefer Yetzira'daki yaratıcı harfler ve sefirotik küreler şeması ve Zohar'ın tanrısal taşma kozmolojisi, aynı geç antik mistik gramerin farklı dillerdeki tekrarlarıdır. Hermetizm bu açıdan, üç İbrahimî geleneğin ezoterik kanatlarının ortak bir "ana dil"i işlevi görür.
Felsefî Hermetizm ile Teknik Hermetizm
Klasik araştırma (özellikle A.-J. Festugière) iki Hermetik literatürü ayırır. Felsefî/teolojik Hermetika —Corpus Hermeticum, Asclepius ve Stobaios'un derlediği parçalar— kurtuluş, kozmos ve Tanrı bilgisiyle ilgilenir. Buna karşılık çok daha geniş bir teknik/popüler Hermetika vardır: astroloji, simya, tılsım, botanik-tıp ve büyü el kitapları. Tabula Smaragdina (Zümrüt Tablet) gibi simyacıların kutsal metni, "yukarısı aşağısı gibidir" ilkesiyle bu teknik kanadı temsil eder ve mikrokozmos-makrokozmos karşılıklılığı fikrinin en yoğun ifadesidir.
Bu iki kanat birbirinden kesin biçimde ayrı değildir; ikisi de evrenin gizli "sempati" ağlarıyla örülü, anlamlı ve okunabilir bir bütün olduğu varsayımını paylaşır. Bu görüş, doğal felsefenin teolojiden ayrışmadığı bir bilgi tasavvurudur — Rönesans'ta Porphyrios'un mantıksal mirası ve Yeni-Platoncu metafizikle birlikte yeniden dirilecektir.
Tarihsel Kader: Casaubon'un Tarihlemesi ve Sonrası
Hermetik metinler Bizans'ta korundu; bir Bizans elyazması 1460'larda Floransa'ya ulaştığında, Cosimo de' Medici, Platon çevirilerini durdurarak Marsilio Ficino'ya önce bunları çevirtti — çünkü Hermes, Platon'dan da eski "ilahî bilge" sayılıyordu. Ficino'nun 1471 Latince çevirisi, Rönesans ezoterizmini, Pico della Mirandola'nın Hristiyan Kabalası'nı ve sonraki gül-haç, simya ve doğal büyü geleneklerini ateşledi.
Bu prestij, 1614'te filolog Isaac Casaubon'un dilbilimsel kanıtlarla metinlerin Musa öncesi değil, Hıristiyanlık sonrası geç antik döneme ait olduğunu göstermesiyle sarsıldı. Yine de Hermetizm yeraltına çekilerek yaşamaya devam etti: Paracelsus'un tabâbeti, Jakob Böhme'nin teosofisi, masonik ve teozofik akımlar ve nihayet 19. yüzyıl Altın Şafak gibi modern ezoterik localar, hep bu damardan beslendi. 1945'te Mısır'da bulunan Nag Hammadi külliyatı, içinde daha önce kayıp sanılan üç Hermetik metni (Sekizinci ve Dokuzuncu Üzerine Söylev dâhil) barındırarak bu geleneğin gnostik çevrelerle ne kadar iç içe olduğunu kanıtladı.
Karşılaştırmalı Bir Bakış
Corpus Hermeticum'un kalıcı önemi, "köprü metin" oluşunda yatar. Kozmolojisi Plotinos'un Neoplatonizmiyle, kurtuluş anlayışı gnostik sistemlerle, yaratıcı-söz teolojisi Yahudi mistisizminin Sefer Yetzira ve Zohar metinleriyle, "kâmil insan" ve mikrokozmos öğretisi ise İslâm tasavvufunun Fusûsu'l-Hikem geleneğiyle yapısal bir akrabalık taşır. Bu metinler, ortak bir köke indikleri için değil, aynı kültürel evrende —geç antik Akdeniz'in çok dilli, çok dinli düşünce dünyasında— birbirleriyle konuşarak biçimlendikleri için benzeşirler.
Hermetizmin özgün katkısı, bu sentezi iyimser bir tonda kurmasıdır. Pek çok gnostik sistemin maddî kozmosu bir hapishane, yaratıcısını da kötü bir demiurgos olarak gördüğü yerde, Hermetik metinlerin çoğu kozmosu Tanrı'nın güzelliğinin görünür bir ikonu, insanı da onu seyredip yücelten bir "ikinci tanrı" olarak över. Böylece Hermes Trismegistos figürü, kötümser kaçışla coşkulu kozmik dindarlık arasındaki gerilimi tek bir gelenekte taşır — ve tam da bu çok-katmanlılık, onu mukayeseli maneviyat çalışmalarının vazgeçilmez bir kavşağı kılar.
Kaynaklar
- A.-J. Festugière & A. D. Nock (haz.), Corpus Hermeticum, 4 cilt (Les Belles Lettres, 1945–1954) — standart eleştirel Yunanca metin
- Brian P. Copenhaver, Hermetica: The Greek Corpus Hermeticum and the Latin Asclepius (Cambridge University Press, 1992) — standart İngilizce çeviri ve şerh
- Garth Fowden, The Egyptian Hermes: A Historical Approach to the Late Pagan Mind (Cambridge University Press, 1986)
- Frances A. Yates, Giordano Bruno and the Hermetic Tradition (University of Chicago Press, 1964)
- Kevin van Bladel, The Arabic Hermes: From Pagan Sage to Prophet of Science (Oxford University Press, 2009)
- Roelof van den Broek & Cis van Heertum (haz.), From Poimandres to Jacob Böhme: Gnosis, Hermetism and the Christian Tradition (Bibliotheca Philosophica Hermetica, 2000)
- Florian Ebeling, The Secret History of Hermes Trismegistus: Hermeticism from Ancient to Modern Times (Cornell University Press, 2007)