Batı Esoterizmi

Gnostisizm (Ayrıntılı): Valentinianlar, Sethianlar ve Basilides Okulu

M.S. 1.-4. yüzyıllar arasında Roma İmparatorluğu'nun doğu eyaletlerinde gelişen, gnōsis (kurtarıcı bilgi) odaklı, düalist kozmoloji ve Demiurg doktrini etrafında örgütlenen erken Hristiyanlık-öncesi/eşzamanlı dinî hareketler ağı.

58 bağlantı İleri Batı Esoterizmi Haritada göster → ⌛ Klasik Antik

Gnostisizm (Ayrıntılı): Valentinianlar, Sethianlar ve Basilides Okulu

Tanım ve Etimoloji

Gnostisizm (Yun. gnōstikismós; gnōsis — "bilgi", özellikle dolayımsız, kurtarıcı, müşahedeye dayanan bilgi), Geç Antik Çağ'da (M.S. 1.-4. yüzyıllar arası) Roma İmparatorluğu'nun doğu eyaletlerinde — İskenderiye, Antakya, Edessa, Roma, Lyon — gelişen, ortak bir mit-yapı ve kurtuluş düşüncesi paylaşan dinî hareketler ağıdır. Akademik literatürde tek bir homojen "din" değil, çok sayıda öğretmen, okul ve metin geleneğinin oluşturduğu, ancak bazı temel karakteristiklerle ayırt edilen bir tipoloji olarak ele alınır.

Terim, antik dünyada gnostikler tarafından bir öz-adlandırma olarak yaygın biçimde kullanılmamıştır; daha çok onlara karşı yazan kilise babalarının — İrenaeus (Adversus Haereses, c. 180), Hippolytos (Refutatio Omnium Haeresium, 3. yy. başı), Tertullian, Epifanios (Panarion, c. 375) — eleştirel-doxografik söyleminde toplayıcı kategori olarak ortaya çıkmıştır. Modern "gnostisizm" kavramı 17. yüzyılda Henry More tarafından kullanıma sokulmuş, 1966 Messina Kolokyumu'nda akademik bir tanım çerçevesine kavuşturulmaya çalışılmıştır. Michael Allen Williams Rethinking Gnosticism (1996) ve Karen King What Is Gnosticism? (2003) eserlerinde kategoriye yönelik ciddi eleştiriler getirmiş; ancak Hans Jonas'ın The Gnostic Religion (1958) ile sistemleştirdiği fenomenolojik çekirdek — radikal düalizm, kozmolojik yabancılık duygusu, kurtarıcı bilgi — terimi savunulabilir kılmaya devam etmektedir.

Gnōsis terimi burada akıl yürüten Yunan epistēmē'sinden veya pratik technē'den farklı olarak; ezoterik, vahyî, deneyimsel, dönüştürücü bir bilgi türünü ifade eder. Bu bilgi öğrenilmez; uyanır. Gnostikçe "kurtuluş", insanın özde ilâhî kıvılcımının (gr. spinthēr, pneuma) kozmik unutuluştan çıkmasıdır.

Tarihsel Arka Plan ve Kuruluş Öncesi Hristiyanlık

Gnostik hareketlerin doğuşu, Yahudilik (özellikle Helenistik Yahudilik ve Philon İskenderiyeli'nin tinsel okumaları), erken Hristiyanlık, Mısır kozmolojisi, Platonculuk (özellikle Orta Platonculuk), Pisagorculuk, Zerdüştlük (Zerdüştlük ve Mağî gelenekleri) ve Helenistik gizem dinlerinin İskenderiye merkezli senkretik atmosferinde birleşmesinden çıkar. Bart Ehrman Lost Christianities (2003) eserinde bu dönemi şöyle tanımlar: Hristiyanlığın "normatif" haline (Nikaia Konsili 325) ulaşmadan önce, M.S. 2. yüzyılda en az on iki ayrı Hristiyanlık biçimi vardı; ve gnostik akımlar bu çoğulluğun en güçlü kollarından birini oluşturuyordu.

Ehrman'ın işaret ettiği üzere, geleneksel "sapkınlık" (heresy) anlatısı — yani gnostisizmin sözde "saf" Hristiyanlıktan sapma olduğu görüşü — modern tarih yazıcılığında geçerliliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. Aksine, Walter Bauer'in Rechtgläubigkeit und Ketzerei im ältesten Christentum (1934) ile başlatılan ve Ehrman, Pagels, King tarafından sürdürülen revizyonist okul, gnostik biçimlerin pek çok bölgede (Mısır, Suriye, Mezopotamya) "normatif" Hristiyanlık'tan önce yerleşmiş olabileceğini savunur.

1945'te Mısır'ın Yukarı Nil bölgesinde Nag Hammadi köyünün yakınında, Cabal al-Tarif kayalıklarının dibinde toprak içinde bir kil küp gömülmüş olarak bulundu. İçinde on iki Koptça papirüs kodeks ve bir kodeksten arta kalan sayfalar — toplam 52 ayrı metin — vardı. Bu keşif, Nag Hammadi Kütüphanesi olarak bilinir ve gnostik araştırmaların kaderini kökten değiştirmiştir; çünkü o tarihe dek gnostik öğretiler büyük ölçüde karşıt kilise babalarının aktardığı parçalardan biliniyordu. Marvin Meyer'in editörlüğünde 2007'de yayımlanan The Nag Hammadi Scriptures, bu külliyatın güncel standart İngilizce çevirisidir.

Üç Büyük Gnostik Okul

Gnostik hareket içinde, sınıflandırması en yerleşik üç ana okul vardır: Valentinianlar, Sethianlar ve Basilides okulu. Her biri kendi mit-yapısı, kozmolojisi ve kurtuluş öğretisiyle ayrılır.

Valentinianlar

Valentinus (c. 100-160), İskenderiye'de doğmuş, c. 140'ta Roma'ya gelmiş, bir dönem Roma piskoposluğuna aday gösterildiği rivayet edilen büyük gnostik öğretmen. Onun kurduğu Valentinian okul, gnostik hareketin en sofistike ve en yaygın koludur; Doğu Valentinian (Theodotos, Mark) ve Batı Valentinian (Ptolemaios, Heracleon) olarak ikiye ayrılır.

Valentinian kozmoloji, Pleroma (Yun. Plērōma, "dolgunluk") adı verilen ilâhî âlemden başlar. Pleroma'da Pleroma, otuz Aeon'dan (Yun. aiōn, "sonsuz olan", "ezelî ilke") oluşan bir hiyerarşik bütünlüktür. Bu Aeon'lar erkek-dişi (syzygia) çiftler hâlinde dizilir. En tepede babasal kök olan Bythos ("Derinlik") ile eşi Sigē ("Sessizlik") bulunur; onlardan Nous ("Akıl") ve Alētheia ("Hakikat") çıkar; bu çiftten Logos ve Zōē ("Hayat"); onlardan Anthrōpos ("İnsan") ve Ekklēsia ("Cemaat") — ve bu yapıdan otuz Aeon'luk Pleroma tamamlanır.

En alt Aeon olan Sophia ("Hikmet"), eşi olmadan, Bythos'u tek başına bilmeye yöneltir; bu eksik bilgi-arzusu Sophia'nın "düşüş"üne (ektrōma, "düşük") yol açar. Düşüş sonucu Pleroma'dan dışarıya bir "Aşağı Sophia" (Akhamoth) çıkar; ondan Demiurge (Yun. dēmiourgos, "zanaatkâr") — yani maddî kozmosun yaratıcısı — doğar. Demiurge, kendi varlığının kaynağını bilmediği için kibirle "Benden başka tanrı yoktur" diye ilan eder (Yeşaya 45:5'in gnostik okuması). Maddî evren ve insan bedeni böylece bir "hatanın" ürünü olarak ortaya çıkar; ancak Sophia'nın pneumatik (ruhsal) kıvılcımı, insanlardaki tin (pneuma) olarak korunur.

Valentinianların kurtuluş öğretisinde üç insan tipi vardır: hylik (maddî, kurtuluşsuz), psişik (ruhsal, gelenek-Hristiyan, kısmen kurtulabilir), pneumatik (tinsel, kendine ait gnōsis ile özgürleşir). Bu hiyerarşi sosyal değildir; her insan kendi içindeki üç boyutu taşır. Önemli Valentinian metinleri: Hakikat İncili (Nag Hammadi I,3), Filipus İncili (Nag Hammadi II,3), Heracleon'un Yuhanna İncili Şerhi (kayıp; Origenes aktarmasıyla bilinir).

Sethianlar

Sethian okul, Adem'in üçüncü oğlu Şit (gr. Sēth; Tekvîn 4:25) figürünü kurtarıcı ata olarak alan ve Mısır-Yahudi-Helenistik unsurları benzersiz bir kozmolojide birleştiren gelenektir. Sethianlar, Valentinianlardan daha eski olabilir (kimi araştırmacıya göre M.S. 1. yy. sonu) ve Hristiyanlık öncesi Yahudi-mistik unsurları daha güçlü taşır.

Sethian kozmolojisinde en yüksek varlık Görünmez Ruh (Aoratos Pneuma) veya Tek-Olmayan-Tek (Monad) olarak adlandırılır. Ondan Barbēlō (anasal aeon, ilk düşünce) doğar; Barbēlō'dan Otogenes ("Kendinden-Doğan") veya İlâhî Adem (Adamas) çıkar. Bu yapı, dört ışık-aeon (Harmozel, Oroiael, Daveithe, Eleleth) ve onların altındaki kozmik figürlerle genişler.

Düşüş Sethian'da farklı kurulur: alt aeon olan Sophia, eşi olmadan kendi tasviri bir düşünce doğurmaya kalkar; bu düşünceden Yaldabaōth ("Çocukluğun Babası"; ayrıca Sakla — "aptal" — ve Samael — "kör tanrı" — olarak da bilinir) doğar. Yaldabaōth Demiurge işlevini görür: maddî dünyayı ve insanı yaratır; ama özellikle insanın yaratılışında Görünmez Ruh'tan çalınmış pneumatik bir nefes vardır — gnostik kurtuluş bu "çalınmış kıvılcımın" geri dönüşüdür.

Önemli Sethian metinleri: Yuhanna'nın Apokrifonu (Nag Hammadi II,1; III,1; IV,1 ve BG 8502,2'de dört nüsha — Sethian mitolojinin en kanonik özeti), Şit'in Üç Steli, Zostrianos, Allogenes, Marsanes. Yuhanna'nın Apokrifonu, Plotinos'un Roma'daki öğrenci çevresinin tartıştığı gnostik metinler arasındaydı (Porfirius, Plotinos'un Hayatı §16).

Basilides Okulu

Basilides (c. 117-138 dolayları aktif), İskenderiye'de öğreten erken gnostik öğretmen; çoğu eseri kayıp olduğundan öğretisi büyük ölçüde Hippolytos (Refutatio VII) ve İrenaeus (Adv. Haer. I,24) aktarmalarıyla bilinir.

Basilides'in kozmolojisi diğer gnostiklerden farklı bir noktayla başlar: en yüksek başlangıç Ouk Ōn Theos — "olmayan tanrı". Bu, mutlak aşkınlığı vurgulayan ve Yeni-Platoncu "birden-öte" anlayışına paralel düşen radikal bir negativite ifadesidir. Ouk Ōn Theos'tan panspermia (her şeyin tohumu) doğar; ondan üçlü oğulluk (huiotes) sırayla ortaya çıkar; en ağırı, maddî dünyaya bağlı kalır. Basilides'te 365 gök/aeon vardır (Mısır takvimi etkisi); en alt gökte Demiurge görevini gören Arkhōn ("Yönetici") oturur ve İbrahim'in tanrısı Abrasaks (sayısal değeri 365) olarak adlandırılır.

Basilides'in oğlu İsidorus öğretiyi sürdürmüş; bir sonraki kuşakta Markioncuların ve Karpokratesçilerin yanı sıra erken Hristiyan platonist düşüncesini etkilemiştir.

Pleroma Kozmolojisi ve Demiurge Doktrini

Gnostik kozmolojinin iki çekirdek kavramı — Pleroma ve Demiurge — birlikte radikal bir anti-kosmotheismi (kozmosa karşı bir teolojik tutum) oluşturur. Hans Jonas The Gnostic Religion'da bunu "acosmism" terimi ile karakterize eder: gnostik için kozmos kurtarıcı bir düzen değil, hapishanedir.

Pleroma ilâhî dolgunluğun mekânıdır; orada Aeon'lar bütün olası mükemmellikleri taşır. Maddî kozmos ise Pleroma'dan ayrılmış, ondan eksik bir kenōma ("boşluk-âlem") olarak konumlanır. İnsan ruhunun kurtuluşu, Pleroma'ya geri dönmektir.

Demiurge, Platon'un Timaios'undaki (28a-31a) iyiliksever zanaatkâr-tanrıdan keskin bir kopuşu temsil eder. Gnostik Demiurge, kibirli, cahil veya kötü olarak portrelenir; çoğu zaman Eski Ahit'in Yahve'si ile bir tutulur. Bu doktrinin sonucu ezici bir anti-Yahudi tepki olarak okunabilir mi? Modern akademi (Karen King, Bart Ehrman) bu okumanın aşırı basitleştirici olduğunu, gnostik Demiurge eleştirisinin asıl olarak kozmosun "berbat" oluşuna yönelik metafizik bir tutum olduğunu vurgular. Bununla birlikte, Demiurge doktrini tarihsel olarak Hristiyan-Yahudi gerilimini de besleyen bir hat yaratmıştır.

Pleroma-Demiurge ekseni, sonraki Kabala geleneğindeki Ein Sof-Sefirot yapısıyla şaşırtıcı yapısal koşutluklar gösterir; bu koşutluk modern akademide Gershom Scholem ve Moshe Idel'in çalışmalarıyla ayrıntılandırılmıştır. Sefirot'taki kırılma (shevirat ha-kelim), Sophia'nın düşüşüne bir muadildir — ancak Kabala'da kurtuluş tikkun ("onarım") aracılığıyla maddî dünyanın ıslahıyken, gnostisizmde maddî kozmostan kaçıştır.

Karşılaştırma: Mandaylar ve Manihaizm

Gnostik tip-yapı, sadece klasik gnostik okullarda değil, sonraki iki büyük dinî harekette de yaşamıştır: Mandayizm ve Manihaizm.

Mandaylar (Sâbiîler), Vaftizci Yahya'yı baş peygamber olarak benimseyen, bugün Irak ve İran'ın güneyinde küçük bir topluluk olarak yaşayan, gnostik tipolojinin tek hayatta kalan eski temsilcisidir. Kutsal metinleri Ginza Rabba ("Büyük Hazine") Doğu Aramicesi'nin Mandayî lehçesinde yazılmıştır. Mandaeylerde gnostik düalizm vardır (Işık Âlemi Almā d-Nhūrā — Karanlık Âlem Almā d-Hšōkā), ancak vaftiz (masbūtā) merkezli ritüel pratiği gnostisizmin elitist gnōsis vurgusundan ayrılır.

Manihaizm, Mani (216-274) tarafından Sasanî İran'ında kurulmuş ve dördüncü-onuncu yüzyıllar arasında Roma'dan Çin'e kadar uzanan bir alanda yayılmış evrensel düalist din. Manihaeizm gnostik tipolojiyi tam-gelişmiş, mitsel, kanonlaşmış bir dünya dinine dönüştürmüştür. Mani'nin kozmolojisinde gnostik düalizm (Işık-Karanlık) en sistematik biçimini bulur; ancak Manihaeizm gnostisizmden farklı olarak misyoner, kanonik kitaplı ve hiyerarşik kilise yapılı bir dindir.

Üç hareket de gnostik tipolojiyi paylaşır:

  1. Radikal kozmik düalizm (Işık-Karanlık, Pleroma-Kosmos, Ruh-Madde)
  2. İnsanda "yabancı" tanrısal kıvılcım
  3. Kurtuluş = kıvılcımın geri dönüşü
  4. Demiurge-figürü (gnostikte Yaldabaōth, Manihaeizm'de Karanlık Prensi, Mandaylarda Ptahil)
  5. Mit-anlatımının kurtarıcı bilgi olarak işlevi

Farklılıklar ise yapısal: Gnostisizm elitist ve büyük ölçüde yazınsal-okul, Mandaylar litürjik-ritüel, Manihaeism evrensel-misyoner.

Daha geniş karşılaştırmada, gnostik motifler Hermes Trismegistos geleneğinde (Corpus Hermeticum CH I, Poimandres'in düşüş ve uyanış mitinde), Yeni-Platonculuk'ta (Nous'tan tek-olana yükseliş), Plotinos'un kozmosa karşı pozitif tutumuyla gerilim içinde, Hint Samkhya-Vedanta dualizminde (purusha-prakriti karşıtlığında, purusha-prakriti) ve Tibet Bon/Tantra-öncesi dualistik akımlarında yapısal eşlenikler bulur.

Pratikler ve Ritüeller

Gnostik gruplar yazılı kanona güçlü vurgu yapsalar da çeşitli ritüel pratikler de geliştirmişlerdi. Valentinianlar beş sakrament (sırt) bilgisinden bahseder: vaftiz, mesh, evkharistia, kurtarma (apolytrōsis) ve gelin odası (nymphōn). Bu son ritüel, ruhun pleromatik eşi (syzygos) ile mistik birleşimi temsil eder; modern akademide Filipus İncili paragrafları üzerinden tartışılmaktadır.

Sethianlar daha mistik-vizyoner pratiklere yönelmiştir: Allogenes ve Zostrianos metinleri, ruhun göksel yükseliş (anabasis) sırasında geçtiği aeon-bekçileri ve gerekli mühür-sözcüklerini anlatır. Bu yapı, Merkavah mistik geleneğindeki hekhalot edebiyatına benzer.

Basilidesçilerde 365 göklük gizli isim listesi ezberlenir; ölümden sonra ruh her gökteki yöneticiye doğru ismi söyleyerek geçer.

Mandaylarda masbūtā (Yahya'nın Ürdün vaftizine uzanan ritüel banyo) merkezdir; her cuma uygulanır.

Modern Etki ve Yansımalar

Gnostik düşünce, 1945 Nag Hammadi keşfinden sonra modern Batı maneviyatında belirgin bir canlanma yaşamıştır.

Carl Gustav Jung, 1916'da yazdığı Septem Sermones ad Mortuos ("Ölülere Yedi Vaaz") metnini Basilides'e atfederek imzalamış; gnostik motifleri Kollektif Bilinçdışı kuramının arketipsel bileşenleri arasında işlemiştir. Sophia (Hikmet) figürü, Jung'da anima ile özleşen kadınsal-tanrısal arketipin temel kaynaklarından biri olmuştur. Jung'un öğrencisi Gilles Quispel, modern gnostik araştırmaların öncü figürlerindendir.

Edward Conze, Mahayana Sunyata doktrini ile gnostik kenōma arasındaki tipolojik benzerlikleri vurgulamıştır. Modern "Yeni Çağ" (New Age) hareketinin pek çok kolu — özellikle Theosophy geleneği (H.P. Blavatsky, The Secret Doctrine'de gnostik motifleri sentezler), Rudolf Steiner'in Anthroposophy'si, ve A Course in Miracles'ın bazı Sophia-tipolojik unsurları — gnostik tipolojiyi modern bir dile aktarmıştır.

Edebiyatta Philip K. Dick'in VALIS trilojisi (1981-82) gnostik kozmolojiyi çağdaş bilim-kurguya taşıyan en yetkin örnektir. Hermann Hesse'nin Demian romanında Abrasaks gnostik kaynaklarına geri çağrılır. Borges, gnostik motifleri pek çok öyküde kullanır.

Akademik gnostik araştırmaları için temel çağdaş figürler: Hans Jonas (varoluşçu yorum), Elaine Pagels (The Gnostic Gospels, 1979 — popüler ve etkili), Karen King (The Gospel of Mary of Magdala, 2003), Bart Ehrman (popüler-tarihçi), Michael Allen Williams (revizyonist eleştiri), Marvin Meyer (metin editörü).

Eleştiriler ve Tartışmalar

Kategori eleştirisi: Michael Allen Williams Rethinking Gnosticism (1996) ve Karen King What Is Gnosticism? (2003), "gnostisizm" kategorisinin modern bir kurgu olduğunu savunur; tarihsel hareketler arasında varsayılan birliğin aslında olmadığını ileri sürerler. Bu eleştiriler ciddiyse de, Hans Jonas'ın tipolojik analizi — radikal düalizm + alien-tanrı + kurtarıcı bilgi — savunulabilir bir analitik araç olarak akademide kullanılmaya devam etmektedir.

Cinsiyet ve gnostik: Pagels ve daha sonra King, gnostik metinlerde kadın figürlerin (Sophia, Mary Magdalene, Helene) ve dişil tanrısal unsurun olağandışı belirginliğini vurgulayarak gnostik akımları feminist teoloji için bir kaynak olarak değerlendirir. Karşı görüşler (Antti Marjanen) bu okumayı kısmen abartılı bulur.

Anti-kozmik yön: Hans Jonas'ın varoluşçu okumasının vurguladığı kozmik yabancılaşma teması, gnostisizmi 20. yüzyıl varoluşçuluğunun (Heidegger'in Geworfenheit — "fırlatılmışlık") tarihsel bir öncüsü olarak konumlandırır; ancak bu okuma anakronizmle eleştirilmiştir.

Etik sonuçlar: Demiurge doktrini ve maddî kozmosa olumsuz tutum, gnostik etiği iki yönde çekmiştir: kimi gruplar (Karpokratesçiler) etiği yıkıcı (libertin) okumalara yönelmiş; çoğu gnostik grup (Valentinianlar dahil) ise tersine sıkı asketizm uygulamıştır. Hippolytos ve İrenaeus'un bazı gnostik gruplara yönelik ahlâkî suçlamaları, kilise-babası polemiğinin kuşkulu kaynaklarıdır.

Pratik İçerimler

Modern Batılı maneviyat arayan kişi için gnostik düşünce şu içerimleri taşır:

  1. Bilgi-merkezlilik: İnanç değil, dolayımsız anlama kurtarır. Bu, Doğu mistik geleneklerindeki prajñā (Mahayana) veya jñāna (Vedanta) vurgusuyla yapısal koşutluk gösterir.

  2. Kozmik durumun teşhisi: Maddî dünya kendi başına bütüncül anlam vermez; insan içinde "yerli" değildir. Bu duyusal-kozmik yabancılaşma teması, çağdaş varoluşçu felsefeye kaynak oluşturmuştur.

  3. İçsel kıvılcımın keşfi: İnsanın gerçek özü dışsal değil, içsel ve ilâhî kökenlidir. Bu tema İbn Arabî'nin ayn-ı sabite kavramıyla, Vahdet-i Vücud anlayışıyla ve Hint Atman kavramıyla karşılaştırılabilir.

  4. Mit'in bilgi-aracı işlevi: Gnostik mit, edebî kurgu değil; ruhun anatomisinin haritasıdır. Carl Jung'un arketip kuramına yakın bir okumadır.

  5. Hierarchical pneumatology: İnsan tek-katmanlı değil; hylik-psişik-pneumatik üç boyutludur. Beş Kosha (Vedanta), nefs mertebeleri (nefs-i emmarenefs-i mutmainne) ve gnostik üçleme arasındaki yapısal koşutluklar perennialist okumayı destekler.

Gnostik düşüncenin günümüze taşıdığı en sürekli çağrı, ezoterik bilgiyi sosyolojik bir elitizmle değil, varoluşsal bir uyanış çağrısı olarak okumaktır: kozmik koşullanmadan içsel köke geri dönüş.