Rudolf Steiner ve Antroposofi
Avusturyalı filozof ve mistik (1861-1925); Theosophy'den ayrılarak Anthroposophy'yi kuran, Waldorf eğitimi, biyodinamik tarım, antropozofik tıp ve Eurythmy gibi pratik uygulamaların yaratıcısı.
Rudolf Steiner ve Antroposofi
Hayatı: Çocukluk ve Goethe Yılları (1861-1900)
Rudolf Joseph Lorenz Steiner, 27 Şubat 1861'de, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun o zamanki Kraljevec kasabasında — bugünkü Hırvatistan'ın Donji Kraljevec köyünde — Avusturyalı bir demiryolu memurunun oğlu olarak doğdu. Babası Johann Steiner (1829-1910) Aşağı Avusturyalı bir hayvan bakıcısının oğluydu; annesi Franziska Blie (1834-1918) ise Horn yakınlarındaki bir el sanatları zanaatçısı ailesindendi. Steiner'in çocukluğu, demiryolu istasyonlarının (Mödling, Pottschach, Neudörfl) yanında geçti; babası farklı istasyonlarda nakil-memur olarak çalışıyordu. Bu hareketli ortam, küçük Rudolf'a hem teknolojinin (lokomotifler, telgraflar) hem doğal manzaranın (Alp dağ etekleri, Burgenland tarlaları) iç içe geçtiği bir bilinç manzarası verdi.
Steiner, kendi Mein Lebensgang (Hayat Yolum, 1923-1925, ölümünden sonra tamamlandı) anılarında, çocukluğunda doğaüstü deneyimler yaşadığını anlatır. Yedi yaşında, anneannesinin uzakta vefat ettiğini, daha haber gelmeden önce, ona tren istasyonunun bekleme salonunda "görünmesi" yoluyla bildiğini söyler. Bu erken "clairvoyant" (basiret) deneyimleri, sonraki ezoterik teorisinin temel taşlarından biri haline gelecekti: Manevi dünya, fiziksel dünya kadar gerçek ve incelenebilir bir alandır, sadece farklı bir tür algı organı ("manevi göz") gerektirir.
1879'da Viyana'daki Technische Hochschule (Teknik Yüksekokul)'a kaydoldu; matematik, fizik, kimya, botanik, zooloji ve felsefe okudu. Asıl tutkusu doğa bilimleriyle felsefenin kesiştiği noktaydı. 1882'de, Profesör Karl Julius Schröer aracılığıyla, Goethe'nin doğa-bilimsel yazılarının yeni baskısının editörlüğü görevini üstlendi. Bu görev — Stuttgart'taki Kürschner'in Deutsche National-Litteratur serisi için Goethe'nin doğa-bilimsel yazılarına (renk teorisi, metamorfoz, jeoloji, anatomi) editörlük — Steiner'in entelektüel biyografisinin merkezinde durur. 22 yaşından başlayarak 14 yıl boyunca Goethe'nin bilimsel mirasıyla çalıştı; bu çalışma sonucunda Steiner'in kendi epistemolojik-felsefi sistemi şekillendi.
Goethe-Bilgi-Teorisi ve Erken Eserleri
Steiner'in Goethe çalışmaları, onu standart Kantçı epistemoloji'nin sınırlarının ötesine geçmeye yönlendirdi. Kant'a göre Ding an sich (kendinde-şey) insan algısının ötesinde, bilinemez bir kategori olarak kalır. Goethe ise, Steiner'in okumasına göre, doğanın iç yasalarına dolaysız bir bilişsel erişimin mümkün olduğunu, organın doğru gelişmesi koşuluyla, savunuyordu. Goethe'nin delicate empiricism (zarif deneycilik) yöntemi — özellikle bitki metamorfozu (Urpflanze kavramı) ve renk teorisi (Farbenlehre) çalışmalarında — Steiner için bir manevi epistemoloji'nin habercisi haline geldi.
Steiner bu temel üzerine iki erken eserini inşa etti: Grundlinien einer Erkenntnistheorie der Goetheschen Weltanschauung (Goethe Dünya Görüşünün Bilgi Teorisinin Ana Hatları, 1886) ve Wahrheit und Wissenschaft (Hakikat ve Bilim, 1892, doktora tezi). 1894'te yayımlanan Die Philosophie der Freiheit (Özgürlük Felsefesi), Steiner'in ana felsefi eseridir. Bu kitapta Steiner, etiğin ve özgürlüğün dayanaklarını ele alır; insanın manevi gelişiminin nihai amacının "manevi sezgi" (moralische Phantasie) yoluyla özgür eylemde bulunan bir varlık haline gelmek olduğunu savunur. Die Philosophie der Freiheit, Kant ve Hegel'in ardılı, ama aynı zamanda Nietzsche'nin (Steiner Nietzsche arşivinin editörlerinden biriydi) ve sonraki fenomenoloji'nin habercisidir.
Steiner, 1890-1897 yılları arasında Goethe-Schiller Archive'da Weimar'da çalıştı; bu dönem onun akademik kariyerinin doruğuydu. Friedrich Nietzsche'nin kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche ile (sonradan ayrıldıkları acı bir tartışmadan sonra) Nietzsche arşivi üzerine çalıştı. Bu yıllarda Eduard von Hartmann'ın bilinçaltı felsefesi, Max Stirner'in bireysel anarşizmi ve genç Nietzsche'nin perspektivizmi onun düşüncesini şekillendirdi.
1897'de Berlin'e taşındı ve Magazin für Litteratur dergisinin editörü oldu. Berlin yıllarında (1897-1902) Steiner'in entelektüel ufku önemli bir genişleme yaşadı; sol-kanat sosyalistler, edebiyat çevreleri, ve özellikle 1899'da tanıştığı eski karısı Anna Eunike (1853-1911) ile yakın çevre, onun dünyasını derinleştirdi. 1900'de Die Kommenden edebiyat çevresinde mistisizm konulu bir dizi konferans verdi; bu konferanslar, Theosofik çevrelerle ilk teması işaret eder.
Theosophy Yılları (1902-1912)
1902 yılında, Steiner Berlin'deki Theosophical Society'nin Alman Şubesi'nin Generalsekretär (Genel Sekreteri) olarak atandı. Annie Besant tarafından kişisel olarak onaylanan bu atama, Steiner'i Alman dilbilimli ezoterik çevrelerin en üst düzey temsilcisi konumuna yerleştirdi. Önümüzdeki on yıl boyunca (1902-1912), Steiner Almanya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Norveç, İskandinavya, Macaristan, Bohemia ve diğer Avrupa şehirlerinde yüzlerce konferans verdi. Bu konferansların stenografik kayıtları, sonradan Gesamtausgabe (GA, Tüm Eserler) serisi olarak 354 cilt halinde yayımlanacaktı.
Steiner'in Theosophy döneminde geliştirdiği özgün katkılar şunlardı:
1. Hristiyanlık'ın Ezoterik Yorumlanması: Blavatsky ve Besant Hindu-Budist çerçeveye eğilim gösterirken, Steiner Hristiyanlık'ı ezoterik geleneğin merkezine yerleştirmeyi savundu. Christianity As Mystical Fact (Das Christentum als mystische Tatsache, 1902) bu yöneliminin manifestosuydu. Steiner'e göre Mesih'in çarmıhta ölmesi ve dirilmesi sembolik veya mitolojik bir olay değil, kozmik bir gerçeklik — "Mystery of Golgotha" — idi. Bu olay, Dünya'nın manevi evriminin merkezi dönüm noktasıydı; insanlığın "Lucifer" ve "Ahriman" güçlerinden (aşağıda açıklanacak) kurtulmasını sağlayan tek olay.
2. Manevi Evrim Doktrini: Steiner, Blavatsky'nin kök-ırk şemasını kabul etti ancak onu Hristiyan-merkezli olarak yeniden yorumladı. An Outline of Esoteric Science (Die Geheimwissenschaft im Umriss, 1909) Steiner'in kozmolojisinin sistematik sunumudur. Burada Saturn, Sun, Moon ve mevcut Earth evreleri (her biri gezegen sistemlerinin manevi-evrimsel aşamaları olarak yorumlanır) ile insanlığın physical body, etheric body, astral body ve I (Ich, ego) bileşenlerinin gelişimi ayrıntılı olarak açıklanır.
3. Manevi Araştırma Yöntemi: Steiner, kendi ezoterik bilgisinin kaynağının kendi geliştirdiği "manevi araştırma" (Geisteswissenschaft, manevi bilim) yöntemi olduğunu iddia etti. Wie erlangt man Erkenntnisse der höheren Welten? (Yüksek Dünyalara Dair Bilgi Nasıl Edinilir? 1904-1905) bu yöntemin pratik kılavuzudur. Burada Steiner, sistematik düşünce-meditasyonu, imajinatif tefekkür, inspirasyon (saygı tefekkürü) ve intuition (mevcudiyet tefekkürü) aşamalarından geçen bir manevi disiplin sunar. Bu yöntem, basitçe Hindu yoga'sı veya Budist meditasyonun bir uyarlaması değil, Goethe-Schiller'in epistemolojik geleneğinin manevi bir uzantısı olarak konumlandırılır.
Theosophy'den Ayrılma (1912-1913)
Steiner ile Theosophical Society arasındaki ilişki, 1909'dan itibaren giderek gerginleşti. Krizin merkezinde Jiddu Krishnamurti olayı vardı. Charles Webster Leadbeater, Adyar'da küçük Krishnamurti'yi (o zaman 14 yaşında) "World Teacher" — yani Mesih'in yeniden bedenlenmesi — olarak ilan etmişti. Bu iddia, Steiner'in Hristolojisiyle temel bir çelişki içindeydi: Steiner'e göre Mesih'in tek tarihsel enkarnasyonu Nasıralı İsa'ydı; "Mystery of Golgotha" kozmik tarih'in tekrar edilemez bir olayıydı. Mesih bir Hindu çocukta yeniden bedenlenemezdi.
1912 yılı boyunca, Steiner Alman Theosophical Society'nin üyelerini "Order of the Star in the East" (Krishnamurti için kurulan örgüt) üyeliğinden men etti. 8 Aralık 1912'de Anthroposophical Society resmen kuruldu — başlangıçta hâlâ Theosophical Society'nin Alman Şubesi olarak. Annie Besant Adyar'dan Steiner'in liderliğini reddetti; Mart 1913'te Steiner ve takipçileri Theosophical Society'den resmen ayrıldılar. Anthroposophical Society bağımsız bir örgüt haline geldi.
Goetheanum ve Olgun Dönem (1913-1925)
1913'te Steiner, Anthroposophical Society'nin uluslararası merkezi için İsviçre'nin Dornach kasabasında — Basel'in güneyinde, Solothurn kantonunda — bir arazi satın aldı. Buraya inşa edilecek olan kompleks, Goetheanum olarak adlandırıldı (Goethe'nin onuruna). İlk Goetheanum (1913-1922), Steiner'in kendisinin tasarladığı ahşaptan yapılmış devasa bir organik mimari yapıydı; iki kubbeli, yumuşak hat ve geometrilerle Theosofik kozmolojinin bir mimari temsiliydi. 31 Aralık 1922 - 1 Ocak 1923 gecesinde Goetheanum yangında tamamen yandı; kundakçılık şüpheleri vardı ama kanıtlanamadı. İkinci Goetheanum (1925-1928, ölümünden sonra tamamlandı), Steiner'in betondan yapılmış son tasarımıydı; bugün hâlâ Anthroposophical Society'nin uluslararası merkezi olarak hizmet vermektedir.
1913-1925 arasında Steiner, practical Anthroposophy dediği uygulamalı uzantıları geliştirmeye odaklandı. Bu uzantılar, Anthroposophy'nin sadece bir teorik sistem değil, hayatın bütün alanlarına uygulanabilir bir manevi pratik olduğunu göstermek üzereydi.
Waldorf Eğitimi: 1919'da Stuttgart'taki Waldorf-Astoria sigara fabrikasının sahibi Emil Molt, fabrikası işçilerinin çocukları için Steiner'den bir eğitim sistemi tasarlamasını istedi. Freie Waldorfschule Eylül 1919'da açıldı. Steiner'in eğitim felsefesi, çocuğun gelişimini yedi yıllık üç döngüsel evreye ayırır: (1) 0-7: bedensel gelişim, taklit ve duyusal deneyim; (2) 7-14: ritim, hayal gücü, sanatsal anlatım; (3) 14-21: kavramsal düşünme, bireysel ahlaki yargı. Bu üç-katmanlı şema, Steiner'in physical-etheric-astral-I antropolojisinin pedagojik uygulamasıdır. Günümüzde dünyada 1200'den fazla Waldorf okulu, 60'tan fazla ülkede aktif olarak çalışmaktadır; Türkiye'de İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'da Waldorf inisiyatifleri vardır.
Biyodinamik Tarım: 1924'te Koberwitz'te (bugünkü Polonya'da, Wrocław yakınlarında) Steiner, sekiz konferansta Geisteswissenschaftliche Grundlagen zum Gedeihen der Landwirtschaft (Tarımın Refahı İçin Manevi-Bilimsel Temeller) öğretisini sundu. Bu konferanslar, modern biyodinamik tarım (Demeter sertifikalı çiftçilik) hareketinin temel metnidir. Biyodinamik tarım, ekolojik tarımdan daha kapsamlı bir yaklaşımdır: Toprağı sadece kimyasal değil, manevi bir organizma olarak görür; Demeter takvimine göre ay-gezegen ritmlerine uygun ekim yapılır; özel biyodinamik preparasyonlar (BD500-508, inek boynuzu içine doldurulmuş gübre, papatya, kantaron vb. bitkisel preparatlar) toprağa minik miktarlarda uygulanır. Modern biyodinamik tarım, Avrupa'da ve dünyada milyonlarca hektar arazide uygulanmaktadır; en ünlü biyodinamik çiftliklerden biri Burgenland Avusturya'daki Werner Michlits'in Meinklang çiftliğidir.
Antropozofik Tıp: Steiner, Hollandalı doktor Ita Wegman (1876-1943) ile birlikte antropozofik tıp disiplinini geliştirdi. Grundlegendes für eine Erweiterung der Heilkunst (1925, ölümünden hemen önce tamamlandı) bu öğretinin temel kitabıdır. Antropozofik tıp, allopatik modern tıbbı reddetmez ancak onu manevi-bilimsel bir antropoloji ile tamamlamayı hedefler. Tedavide bitkisel ve mineral ilaçlar (Iscador, ökse otu özütü kanser tedavisinde kullanılır), ritim masajı, sanat terapisi ve eurythmy terapi kullanılır. Almanya, İsviçre, Hollanda ve Avusturya'da resmi olarak tanınan bir tıbbi uygulama dalıdır; Weleda ve Wala firmaları bu gelenek içinden çıkmış kozmetik-ilaç şirketleridir.
Eurythmy: Steiner'in en özgün katkılarından biri Eurythmy denen "görünür konuşma" ve "görünür şarkı" hareket sanatıdır. 1912'den itibaren Steiner ile Lory Maier-Smits (sonradan Steiner'in ikinci eşi Marie Steiner-von Sivers ile birlikte) geliştirilen Eurythmy, sözlü dilin (özellikle Almanca'nın) seslerini ve müzikal tonları belirli el-vücut hareketlerine dönüştürür. Eurythmy hem sanatsal performans (Goetheanum'da düzenli temsiller), hem pedagojik araç (Waldorf okullarında zorunlu ders), hem terapötik uygulama (antropozofik tıp içinde) olarak kullanılır.
Diğer pratik uzantılar: Christian Community (Die Christengemeinschaft, 1922), Steiner'in liturgical danışmanlığında kurulan, modern bir ezoterik Hristiyan kilisesi — bugün 35 ülkede çalışır; Camphill Movement (1939, ölümünden sonra), öğrencisi Karl König tarafından kurulan, zihinsel engelli bireylerin topluluk yaşamı; anthroposophical architecture (Goetheanum'un mirası olarak organik mimari geleneği); eurythmy therapy; biographical counseling; shadow work gibi modern terapötik gelenekler.
Doktriner Esaslar
Steiner'in Anthroposophical öğretisi, dört-katmanlı antropoloji üzerine kuruludur:
1. Physical Body (Fiziksel Beden): Mineral seviyesinde, fiziksel yasalara tabi. 2. Etheric Body (Eterik Beden): Bitkilerle paylaşılan yaşam-organizasyon ilkesi; büyüme, üreme, çoğalma, ritim. 3. Astral Body (Astral Beden): Hayvanlarla paylaşılan duyu, duygu, arzu kapasitesi. 4. I / Ego (Ich): Sadece insana özgü, kendi-bilincinin manevi çekirdeği; manevi-evrimsel gelişimin merkezi.
Bu dört-katmanlı şema, Blavatsky'nin yedili antropolojisinden daha az karmaşık görünebilir; ama Steiner'e göre bu dört katman, daha ileri evrimsel evrelerde manas (manevi-zihin), buddhi (manevi-yaşam), atma (manevi-insan) olmak üzere üç "daha yüksek" katmanla birleşecektir — toplamda Blavatsky'nin yedili şemasıyla örtüşür.
Kozmolojide, Steiner'in evrim şeması yedi büyük "gezegen" aşamasını içerir: Saturn, Sun, Moon, Earth (şimdiki aşama), Jupiter, Venus, Vulcan (gelecek aşamalar). Her aşama insanlığın belirli bir manevi-bedensel boyutunun gelişimine adanmıştır.
Steiner kozmolojisinin en özgün özelliği, Christ-Impulse (Mesih-Dürtüsü) doktrinidir. Steiner'e göre evrenin manevi tarihinde iki temel "karşı-güç" — Lucifer (kibir, fanatik manevi-içsellik, dünyadan kaçış) ve Ahriman (materyalizm, makineleşme, manevi körlük) — insan ruhunu manevi-evrimsel yolundan saptırmaya çalışır. Mesih (Christus), bu iki kutbun arasındaki dengeyi (Mitte, orta) temsil eder. "Mystery of Golgotha" — Mesih'in Earth'a inişi, çarmıha gerilmesi ve dirilmesi — Dünya'nın manevi merkezini değiştiren kozmik bir olay olarak yorumlanır. Modern materyalist dünya, özellikle 19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl başında, Ahrimanic güçlerin yoğun bir saldırısı altındadır; Mesih bilinçliliği (Christ-consciousness) bu saldırıya karşı koymanın anahtarıdır.
Steiner'in en tartışmalı doktrinlerinden biri, Akashic Records (Akaşa Kayıtları) hakkındaki öğretisidir. Aus der Akasha-Chronik (Akaşa Vakayinamesinden, 1904-1908) eserinde Steiner, gezegenin manevi atmosferinde ("Akasha") tüm tarihsel ve evrim-öncesi olayların kalıcı kayıtlı olduğunu, yetenekli bir araştırmacının bu kayıtları okuyabileceğini iddia eder. Lemurya ve Atlantis kıtaları, kök-ırklar, hatta Saturn-Sun-Moon evreleri hakkındaki bilgileri Steiner bu Akashic okumalardan derlediğini söyler. Bu iddialar, akademik tarihsel-bilimsel yöntem açısından hiçbir doğrulama imkânı sunmaz; modern Anthroposophical çevreler ise bu iddiaları Steiner'in özgün manevi-bilimsel araştırmasının ürünü olarak kabul ederler.
Sembolizm ve Sanat
Steiner sadece bir filozof değil, aynı zamanda son derece üretken bir sanatçı ve mimardı. Goetheanum'un mimari tasarımı (ilk ve ikinci yapı), pencere camlarındaki renk-camları, oymalı kapı işlemeleri, perde tasarımları — bunların hepsi Steiner'in kendi tasarımıdır. Onun bir tasarım dili olarak "organic forms" (organik formlar) öğretisi, modern organik mimari geleneğinin başlıca kaynaklarından biridir; Frank Lloyd Wright'tan Imre Makovecz'e, Walter Burley Griffin'den Antti Lovag'a uzanan organik mimari hattın doğrudan veya dolaylı atalarındandır.
Steiner aynı zamanda dört Mystery Dramas (Misterdramaları) yazdı: Die Pforte der Einweihung (İnisiyasyonun Kapısı, 1910), Die Prüfung der Seele (Ruhun Sınanması, 1911), Der Hüter der Schwelle (Eşik Bekçisi, 1912), Der Seelen Erwachen (Ruhların Uyanışı, 1913). Bu uzun dramatik eserler, Goetheanum'da yıllık olarak sahneye konur; karakterler farklı insanların manevi-biyografik yollarını temsil eder.
Karşılaştırmalı Perspektif
Anthroposophy'yi diğer manevi geleneklerle karşılaştırırken birkaç eksen önemlidir.
Theosophy ile: Yapısal olarak çok yakın (kök-ırk, evrim, antropoloji), ama Hristolojik içerikte radikal şekilde farklı. Anthroposophy, Hristiyanlığın ezoterik özüne özel bir vurgu yapar; bu, Helena Blavatsky ve Annie Besant'ın daha eklektik (Hindu-merkezli) yaklaşımından temel ayrımdır. Helmut Zander'in Anthroposophie in Deutschland (2007) çalışması, Anthroposophy'nin Theosophy'den özerk bir gelenek olarak nasıl ayrıldığını ayrıntılı olarak izler.
Hermetik gelenekle: Steiner kendisini Christian Rosenkreuz (1378-1484 arasında yaşamış olduğu varsayılan, Rosenkreuz geleneğinin efsanevi kurucusu) tradition'ının bir vârisi olarak konumlandırdı. Theosophie (1904) ve Die Geheimwissenschaft im Umriss (1909) Rosenkreuz sembolizmiyle yoğundur. Bu, Manly P. Hall'un The Secret Teachings of All Ages (1928) gibi sonraki Rosenkreuz-Hermetik sentezlerine ilham vermiştir.
Hristiyan mistisizmiyle: Meister Eckhart (1260-1328), Jakob Böhme (1575-1624) ve Angelus Silesius (1624-1677) Steiner için merkezi kaynaklardır. Die Mystik im Aufgange des neuzeitlichen Geisteslebens (Yeni Çağ Manevi Hayatının Doğuşundaki Mistisizm, 1901), Steiner'in Alman mistik geleneğine olan borcunu açıkça gösterir. Ancak Steiner, klasik unio mystica (mistik birleşme) modelinden farklı olarak, manevi araştırmanın özne-koruyucu olduğunu — yani manevi araştırmacı kendi bireysel "I"sını eritmez, aksine onu daha da güçlendirir — savunur.
Vedanta ile: Steiner Hindu metinleriyle dikkatli ama mesafeli bir ilişki kurar. Bhagavad Gita'yı son derece değerli bulur ama ona göre Krishna'nın bilinci, henüz "I-bilinci" (Ich-Bewusstsein) tam gelişmemiş bir aşamayı temsil eder; modern Avrupa insanı için Vedanta yolu doğrudan uygulanamaz. Mesih-bilinci, Krishna-bilincinden bir aşama "ileri" konumlandırılır — bu, Hindu okuyucular için sorun olabilir ancak Steiner'in evrimci çerçevesinde tutarlıdır.
Budizm ile: Steiner, Buddha'yı manevi tarih'in en yüksek bir bodhisattvası olarak büyük saygıyla anar; Buddha und Christus (1909) konferansları bu konuya adanmıştır. Ancak Buddha'nın Earth misyonu Mesih'in gelişiyle tamamlandığı için, modern insan için Budist yol, Hristiyan-ezoterik yola tabi olur. Bu Steiner'in en eleştirilen tezlerinden biridir; ancak "Buddha-Christ-stream" kavramı modern Anthroposofik teolojinin temel bir parçasıdır.
Tasavvuf ile: Steiner doğrudan İslam mistisizmine az atıf yapar; ancak Die geistige Führung des Menschen und der Menschheit (İnsanın ve İnsanlığın Manevi Rehberliği, 1911) gibi eserlerde, manevi rehberlik kavramı sufi kutub anlayışıyla yapısal paralellikler gösterir. "Maitreya Bodhisattva" doktrini (gelecekteki dünya öğretmeni olarak gelecek Bodhisattva), Steiner için Maitreya bilincinin nasıl modern insan için açılabileceği sorusu önemlidir; bu, sufi Mehdi beklentisiyle yapısal olarak karşılaştırılabilir.
Modern Etkisi
Anthroposophy'nin modern dünya üzerindeki etkisi, son derece geniş ve genellikle fark edilmeyen bir izdir. Joe Coulter ve Helmut Zander'in (2007, 2011) çalışmaları, Anthroposofik pratiklerin modern hayata kazandırdığı pratik kurumları sistematik olarak inceler.
Eğitimde: 60+ ülkede 1200+ Waldorf okulu, 2000+ Waldorf anaokulu. Steiner pedagojisi UNESCO tarafından kayıtlı bir eğitim sistemi olarak tanınır.
Tarımda: Demeter Birliği sertifikalı biyodinamik tarım dünyada 200.000 hektarın üzerinde araziyi kapsar. Coulée de Serrant (Loire vadisi şarapları), Domaine Leroy (Burgundy), Frey Vineyards (California), Türkiye'de Vinkara biyodinamik şarap üreticilerinin başında gelir.
Tıpta: Almanya'da resmen tanınan antropozofik tıp uygulaması; Weleda ve Wala kozmetik-ilaç firmaları. Iscador (ökse otu özütü), kanser destek tedavisinde Almanya, İsviçre ve Hollanda'da resmi olarak kullanılır.
Sanatta: Wassily Kandinsky (Münih Theosophy ve Anthroposophy çevreleriyle yoğun temas), Piet Mondrian, Joseph Beuys (Anthroposophy etkilerini açıkça ifade eden Alman avangard sanatçı), Hilma af Klint (soyut sanat öncülerinden, doğrudan Theosophy/Anthroposophy etkisinde). Hauser & Wirth ve Tate Modern, Hilma af Klint'in 2018 sergisinden bu yana Theosofik-Anthroposofik sanatın yeniden değerlendirilmesi sürecinde aktiftir.
Mimarlık: Frank Lloyd Wright (Goethean organik form etkisi), Imre Makovecz (Macar organik mimari), Antti Lovag (Fransız "bubble architecture"), Vincent Callebaut. Goetheanum, modern organik mimarinin yaşayan örneği olarak hâlâ Dornach'ta hizmet vermektedir.
Eleştiriler ve Tartışmalar
Steiner ve Anthroposophy, ciddi eleştirilerle karşılaşmıştır.
1. Tarihsel-Bilimsel İddialar: Akashic Records'tan elde ettiği iddia edilen Lemurya, Atlantis ve kök-ırk bilgileri, modern bilim tarafından desteklenmez. Steiner'in "manevi-bilimsel" yöntemin doğruladığını iddia ettiği tarihsel iddialar (örneğin, modern Hint Hindular Atlantis'in dördüncü alt-ırkından geliyor; Avrupalılar beşinci alt-ırktan; vb.), antropolojik ve genetik araştırmalarla uyumsuzdur.
2. Irk Tartışması: Steiner'in 1909-1924 arasında verdiği yüzlerce konferansta yer alan ırk-ilişkili ifadeler, dönemin bilimsel-ırkçı söyleminin etkisini taşır. Steiner kök-ırk hiyerarşisinde "Aryan" ırkını manevi-evrim açısından en ileri olarak konumlandırır; "Atlantis sonrası dördüncü alt-ırk" (Indo-Aryan) - "beşinci alt-ırk" (Avrupalı) - "yedinci alt-ırk" (gelecek) şeması, modern okuyucu için son derece rahatsız edici ırkçı bir hiyerarşi olarak okunabilir. Helmut Zander'in Anthroposophie in Deutschland (2007) çalışması, Steiner'in ırk-yorumunun dönemin bilimsel söylem zemininde değerlendirilmesi gerektiğini belirtir, ancak modern okuyucu için bu konuda dürüst bir karşılaşma zorunluluğu vardır. 2007'de Goetheanum'un resmi açıklaması, Steiner'in bazı ırk-ilişkili ifadelerinin "günümüz değerleriyle uyumsuz" olduğunu kabul etmiştir.
3. Bilim ile İlişki: Anthroposophy'nin bilimsel iddiaları — özellikle biyodinamik tarımda gezegen ritmleri, antropozofik tıpta Iscador'un etkinliği, eurythmy terapinin nörolojik etkileri — modern bilimsel-deneysel yöntemle ya doğrulanmamış ya da kısmi olarak desteklenmiştir. Biyodinamik tarımın sonuçları (ürün kalitesi, toprak sağlığı) bazı bilimsel çalışmalarda olumlu çıkmıştır (Reganold et al. 1993, Science) ama önerilen mekanizmalar (gezegen ritmleri, BD preparatları) bilimsel olarak açıklanabilir değildir.
4. Kurumsal Eleştiri: Anthroposophical Society içindeki bazı kurumsal pratikler (özellikle Almanya'da Verband für Anthroposofische Medizin'in yapısı, Demeter sertifikasyon süreci, Waldorf okulları içindeki bazı yönetim sorunları), modern eleştirel gözle bakıldığında saydamlık ve dış denetim eksikliği taşır.
Bu eleştirilere rağmen Anthroposophy, modern "alternatif" maneviyat ve uygulamalı kültür alanlarının en zengin ve en yaratıcı uzantılarından biridir. Wouter Hanegraaff'ın New Age Religion and Western Culture (1996) çalışması, Anthroposophy'nin modern new age hareketinin en sofistike entelektüel ataları arasında olduğunu sistematik olarak gösterir.
Mirası
30 Mart 1925'te, Dornach Goetheanum'da, mide ülseri ve böbrek hastalığı komplikasyonları sonucu 64 yaşında vefat etti. Eşi Marie Steiner-von Sivers (1867-1948), Anthroposophical Society'nin liderliğini üstlendi; Albert Steffen (1884-1963) ve sonraki Vorstand (yönetim) üyeleri kurumun mirasını yönettiler. Bugün Anthroposophical Society'nin uluslararası merkezi hâlâ Goetheanum'dadır; dünyada yaklaşık 50.000 aktif üye, binlerce inisiyatif (okul, çiftlik, klinik, sanat merkezi) ve büyük bir literatür arşivi (354 ciltlik Gesamtausgabe) onun mirasını sürdürür.
Türkiye'de Anthroposofik etkinin başlangıcı 1990'larda Waldorf eğitiminin tanıtılmasıyla başladı. İstanbul'daki ilk Waldorf inisiyatifi 2000'lerin başında kuruldu; bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya'da aktif Waldorf okulları ve anaokulları vardır. Türk Anthroposofik Derneği (resmi adıyla "Antroposofi Derneği") 2003'te kuruldu. Biyodinamik tarım Türkiye'de henüz erken aşamada olmakla birlikte, Vinkara şarap üreticisi ve bazı küçük çiftçiler Demeter sertifikalı üretim yapmaktadır. Steiner'in eserlerinin Türkçe çevirileri kısıtlıdır; en önemli temel eserler (Özgürlük Felsefesi, Theosophy, Yüksek Dünyalara Dair Bilgi) çevrilmiştir, ancak büyük Gesamtausgabe'nin tamamı Türkçe'de mevcut değildir.