Anadolu Halk Maneviyatı

Hıdırellez

6 Mayıs'ta kutlanan, Hızır ve İlyas peygamberlerin yılda bir gün yeryüzünde buluştuğuna inanılan Anadolu bahar bayramı; dilek-niyet, su ve ateş ritüelleriyle örülmüş halk maneviyatı pratiğidir.

36 bağlantı Orta Anadolu Halk Maneviyatı Haritada göster → ⌛ Modern Dönem

Hıdırellez

Tanım

Hıdırellez (veya Hıdrellez, Hıdır-İlyas), her yıl 6 Mayıs'ta — eski Rumî takvime göre 23 Nisan / yeni takvime göre 6 Mayıs — Anadolu, Balkanlar, Kırım, Kafkasya ve hatta İran'ın bazı bölgelerinde kutlanan bir bahar bayramıdır. Adı, iki peygamberin — yeryüzünde dolaşan ölümsüz Hızır (Hıdır) ile denizlerde dolaşan İlyas (Hz. İlyas, Elias) — yılda bir kez birlikte buluştuklarına inanılan bu günden gelir: Hıdır + İlyas = Hıdırellez.

Pertev Naili Boratav'ın 100 Soruda Türk Folkloru (1973) içinde işaret ettiği gibi, Hıdırellez Türk halk takviminin iki kutbundan biridir: kışın bitişini ve yaz mevsiminin başlangıcını simgeler. Diğer kutup, 8 Kasım'da kutlanan Kasım Günü'dür — yazın bitişi ve kışın başlangıcı. Bu çifte yapı, Hıdırellez'i sadece bir dinî gün değil, tarımsal-pastoral takvimin kozmik bir kavşağı olarak konumlandırır. 6 Mayıs ile 8 Kasım arasındaki 186 gün "Hıdırellez devri" (yaz), 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar olan 179 gün ise "Kasım devri" (kış) olarak ayrılır.

UNESCO 2017 yılında Hıdırellez'i (Türkiye ve Makedonya'nın ortak başvurusuyla) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi'ne dahil etti. Bu, Hıdırellez'in modern dünyadaki kültürel statüsünün resmi olarak tanınmasıdır.

Tarihsel Kökenler

Hızır Figürü ve Kur'ânî Arka Plan

Hızır figürü, Kur'ân-ı Kerîm'in Kehf Sûresi'nde (18:60-82) doğrudan isim verilmeden anlatılan, Hz. Musa'nın kendisinden bilgi öğrenmek için yolculuğa çıktığı esrarengiz "kulumuz"dur (ʿabdan min ʿibâdinâ). İslâm geleneği bu kulun adının Hızır (yeşil olan, hayat-veren) olduğunu kabul eder. Hızır'ın hayy (ölümsüz) olduğuna, abıhayat içtiğine ve kıyamete kadar yeryüzünde dolaşıp darda kalanlara yardım ettiğine dair inanç, klasik İslâm tasavvufundan halk maneviyatına kadar geniş bir spektruma yayılır.

Ahmet Yaşar Ocak'ın Türk Halk İnançlarında ve Edebiyatında Evliyâ Menkabeleri (1984) eseri, Türk-Anadolu halk Müslümanlığında Hızır'ın işgal ettiği yeri ayrıntılı çözümler. Ocak'a göre Hızır figürü, üç farklı katmandan beslenir:

  1. Kur'ânî-İslâmî katman: Kehf sûresindeki bilge-rehber figürü.
  2. Tasavvufî katman: Hızır, İbn Arabî ve Necmeddin Kübrâ gibi sufî teorisyenlerin sisteminde bâtın âleminin müsteşarı, abdâlların başı, Üçler-Yediler-Kırklar hiyerarşisinin en üst düğümlerinden biridir.
  3. Pre-İslâmî halk katmanı: Eski Türk-Tengri geleneklerindeki Yer-Sub (Yer-Su) ruhları, Orta Asya'nın bay terek (kutsal ağaç) inancı, şamanik vejetasyon-tanrıları ile birleşen, baharın ilk yeşilini getiren bir figür.

İlyas ve Karşılaştırmalı Bağlam

İlyas (Elias, Eliyahu), İbrânî peygamber Eliyâ ha-Navi'nin İslâmî karşılığıdır. Yahudi geleneğinde Eliyahu da göğe canlı olarak yükseltilmiş, ölümsüz bir peygamberdir; Pesah (Fısıh) bayramında onun için boş bir bardak masada bırakılır — yılda bir gece gelip evlere ziyaret yapacağı inancıyla. Hıdırellez'deki Hızır ile İlyas'ın buluşması motifi, bu iki ölümsüz peygamber arasındaki kozmik kardeşliği şenliklendirir.

İslâm-Yahudi-Hristiyan üçlüsünün ortak peygamber tablosunda Eliyâ, Hristiyan azizi Aziz Yorgi (Saint George) ile de zaman zaman birleşir; özellikle Balkanlar'da, Sırp/Bulgar/Rum Ortodoks Hristiyanlar 6 Mayıs'ta (eski takvimle 23 Nisan) Aziz Yorgi Günü (Đurđevdan / Гергьовден) kutlar. Türk ve Balkan halkları arasında Hıdırellez ile Đurđevdan'ın aynı günde olması — ve hatta benzer su, ateş, çiçek toplama ritüellerini paylaşması — Boratav'ın işaret ettiği üzere, bayramın kökeninde tek-dinli olmayan, çok-katmanlı bir kültürel sentezin bulunduğunu gösterir.

Pre-İslâmî Bahar Bayramı Kökenleri

Mehmet Eröz'ün Anadolu Alevîliği üzerine çalışmalarında belirttiği gibi, Hıdırellez'in 6 Mayıs tarihi, Hıristiyanlık ve İslâm öncesi Akdeniz-Anadolu kültürlerinin Ülker (Pleiades) yıldız kümesinin ufukta ilk göründüğü gün ile bağlantılıdır. Antik Yunan'da bu gün Adonis ve Demeter'in baharı kutlama bayramlarıyla çakışır; Roma'da Floralia (28 Nisan-3 Mayıs) çiçek ve bereket bayramı; Kelt geleneğinde 1 Mayıs'taki Beltane ateş bayramı ile aynı kozmik ekleme noktasına denk gelir. Bu jeokültürel paralellikler tesadüf değildir: hepsi, kuzey yarımkürede bahar-yaz geçişinin astronomik kavşağına bağlanmıştır.

Hızır-İlyas Buluşma Geleneği ve Mistik Sembolizm

Hıdırellez'in mitik özü, iki ölümsüz peygamberin yılda bir gün yeryüzünde buluşmasıdır. Bu motifin teolojik-mistik özellikleri Anadolu halk maneviyatının en zengin sembolik dokularından birini oluşturur. Klasik tasavvufî yorumlamada (özellikle Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde Hızır-Musa kıssası ele alındığında, Mesnevî I, 218-265), Hızır batın (iç-zâhir) bilginin temsilcisidir; zâhir (dış-görünüş) ilmiyle yetinmeyen, bâtın hakikate erişen bilgin. İlyas ise — denizlerin ve suyun peygamberi olarak — gizli akışı, kalplerin altındaki ezelî nehirleri temsil eder.

Hızır + İlyas birleşmesi böylece sembolik düzeyde: kara (Hızır'ın yeryüzünde dolaşması) + deniz (İlyas'ın su üzerinde dolaşması) = tüm âlemi kapsayan ilâhî inâyetin yıllık birleşim noktasıdır. Bu kozmik buluşma, mikrokozmik düzeyde insan kalbinde de bir buluşmadır: ziyaretçinin niyeti, bu birleşim alanına yerleştirildiği için kabul olunur.

Ahmet Yaşar Ocak'ın çalışmaları, Hızır'ın Anadolu evliyâ menkıbelerinde sıklıkla kılık değiştirmiş bir gezgin olarak ortaya çıktığını gösterir. Pek çok halk hikâyesinde Hızır bir dervîş, bir köylü, hatta bir dilenci kılığında, sıkıntıda olan kişiye görünür, ona yardım eder ve sonra kaybolur. Bu motif, sufî abdâl (Allah'a yakın gizli evliyâ) doktrininin halk-anlatı formundaki tezahürüdür. Hıdırellez sabahı bu yüzden hemen herkese karşı misafirperver davranılır — belki o gelen Hızır'dır.

Pratik Uygulama

Bayram Öncesi Hazırlık

Hıdırellez'in arefe günü (5 Mayıs gecesi), Anadolu'nun pek çok yöresinde aile evi temelden temizlenir. "Hızır gelmeden ev temiz olmalı" — Hızır'ın ziyareti ev halkına bereket getirir; ama Hızır kirli evlere uğramaz inancı yaygındır. Eve gül suyu serpilir, ocaklar yakılır, sofralar hazırlanır.

Niyet ve Dilek Ritüelleri

Hıdırellez'in en yaygın halk pratiği dilek tutmadır. Çeşitli yörelerde farklı uygulamalar görülür:

1. Gül ağacı altına bırakılan dilek: Genç kızlar ve evli olmayan kadınlar, 5 Mayıs gecesi bir kâğıda veya küçük bir nesneye (kil-mum hayal, oyuncak ev, gümüş para, küçük bir resim) en derin dileklerini sembolize edecek bir şey yazar/yapar. Bunu bir gül fidanı altına gömerler. 6 Mayıs sabahı, gün doğmadan önce, kâğıdı/nesneyi tekrar çıkartırlar — Hızır o gece geçmiş, dileği görmüş ve niyetlenmiş olur.

2. Su kenarına bırakılan dilek: Yörelerin bir kısmında dilekler, akarsuya bırakılır. Akarsu — Hızır'ın denizlerde dolaşan kardeşi İlyas'a giden yol olarak — niyeti ölümsüz peygambere taşıyacaktır.

3. Ev sembolleri: Çocuk isteyen kadınlar küçük kil-bebek; evlenmek isteyen kızlar küçük kil-ev; iş kurmak isteyenler küçük kil-dükkân yaparlar.

Boratav, bu tür sympathetic magic (benzerlik büyüsü) pratiklerinin Türk-Anadolu halk maneviyatının en eski tabakalarından geldiğini ve İslâmî yorumlama içinde niyet kavramıyla meşrulaştırıldığını belirtir.

Ateş Üstünden Atlama

Özellikle Alevî-Bektâşî topluluklarda ve Balkan Türklerinde, Hıdırellez gecesi (5 Mayıs akşamı veya 6 Mayıs sabahı erkenden) köy meydanında veya bahçede ateş yakılır. Köy halkı — özellikle gençler — bu ateşin üstünden atlayarak kötülükten arındığına, sağlık ve bereket aldığına inanır. "Geçen yılın hastalıkları, dertleri ateşte yansın; yeni yılın bereketi gelsin." Bu pratik, Mehmet Eröz'ün gözlemlediği gibi, Nevrûz (21 Mart) ateş bayramıyla yapısal akrabalık taşır; her ikisi de Anadolu'nun bahar arınma ritüelleri tablosuna aittir.

Su Pratikleri

Hızır, abıhayat (hayat suyu) içen peygamberdir. Hıdırellez sabahı, gün doğmadan kadınlar pınar başlarına, çeşme önlerine veya nehir kenarlarına giderler. Bu suyla yıkanan kişinin yıl boyu sağlık-bereket bulacağına inanılır. Bazı yörelerde özel olarak "Hızır suyu" adıyla bir bardak su gece dışarıda bırakılır; sabah olduğunda — Hızır o gece bu suyun üstünden geçtiği için — bereketlenmiş olarak içilir.

Yemek Kültürü

Hıdırellez sofrası yeşilliklerin baskınlığıyla tanımlanır. Hızır'ın adındaki yeşil (Arapça-Farsça ahdar/sebz) imgesi yemek tablosunda somutlaşır: yeni filiz pirinç, taze yeşil soğan, marul, dereotu, mâydanoz, ıspanak, asma yaprağı dolması. Bazı yörelerde özel "Hıdırellez pidesi" pişirilir — içinde yeşillik ve peynir bulunur.

Alevî-Bektâşî topluluklarda Hıdırellez cem (kolektif âyin) ile birleştirilir; lokma (ortak yemek) dağıtılır, semah dönülür, deyiş ve nefesler okunur.

Yöresel Çeşitlilik

Hıdırellez pratiğinin yöresel çeşitliliği, Anadolu'nun coğrafî-kültürel mozaiğini yansıtır. Birkaç önemli örnek:

Trakya ve Edirne: Bu bölgede Hıdırellez en büyük yerel bayramlardan biridir. Edirne'de geleneksel Kakava ateş şenliği Roman topluluk için bayramın en yoğun bölümüdür. Tunca Nehri kenarında binlerce kişi toplanır, gecede dev ateşler yakılır, kemençe ve klarnet sesleri eşliğinde dans edilir. Roman gelinler ve damatlar bu gün özel kına geceleri düzenler. Trakya'nın etnik-dinî çoğulluğu (Türk-Müslüman, Roman-Müslüman, Pomak, Boşnak) Hıdırellez ortak paydasında buluşur.

Karadeniz Bölgesi: Trabzon, Giresun ve Rize'de Hıdırellez "Mayıs Yedisi" adıyla anılır. Dağ yaylalarına çıkış mevsiminin başlangıcı olarak kabul edilir; çoban-aileler yaylanın yolunu Hıdırellez'le açar. Karadenizliler bu gün horon teper, yayla evlerine ilk dumanı bu sabah çıkarırlar.

Ege Bölgesi: İzmir, Manisa ve Aydın'da Hıdırellez "Eğribel Kırı" gibi açık-hava piknikleriyle birleşir. Aileler şehir dışında, ağaçlı tarlalara giderek bütün gün orada vakit geçirir; çocuklar salıncak kurar, gençler horon-zeybek oynar.

Doğu Anadolu: Erzurum, Kars, Erzincan'da Hıdırellez Nevrûz'a yakın bir konumda görülür; iki bayram bazen birleşik kutlanır. Yerel folklor Hızır'ın Erzincan'ın Munzur Dağları'nda dolaştığına dair efsaneler taşır.

Balkan Türkleri: Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya'daki Türk azınlık için Hıdırellez kimlik-koruyucu bir bayramdır. Komünist dönemde (1944-1989) bu bayramların gizli-aile pratikleri olarak korunması, kültürel sürekliliği sağlamıştır.

Karşılaştırmalı Perspektif

Beltane: Kelt Bahar Ateşi

Beltane (1 Mayıs), İrlanda ve İskoçya Kelt geleneğinin bahar bayramıdır. Bel (parlak, ateş) + tene (ateş) — "Bel'in ateşleri" anlamına gelir. Antik Kelt rahipleri (Druidler), 30 Nisan-1 Mayıs gecesi büyük ateşler yakar; çobanlar sığırlarını iki ateş arasından geçirerek arındırırdı.

Yapısal paralellikler Hıdırellez ile:

Mircea Eliade'nin karşılaştırmalı dinler perspektifinde (The Sacred and the Profane, 1957), her iki bayram da kozmik tekrar prensibinin tezahürüdür: yılın belirli bir kavşağında illud tempus (mitik-aslî zaman) tekrar açılır, kâinat kendini yeniler.

Vasanta Panchami: Hindu Bahar Bayramı

Vasanta Panchami (Sanskritçe: vasanta = bahar, pancami = beşinci gün), Hindu takviminde Magha ayının (Ocak sonu-Şubat) beşinci günü kutlanan bahar bayramıdır. Saraswati tanrıçasına — bilgi, müzik ve sanatların ilâhesi — adanır. Bu gün insanlar sarı elbiseler giyer, sarı yemekler hazırlar — sarı, baharın ilk açan hardal çiçeği rengidir.

Yapısal paralellikler Hıdırellez ile:

Farklılıklar: Vasanta Panchami bir tanrıçaya adanır (politeist çerçeve); Hıdırellez monoteist çerçeve içinde iki peygambere bağlanır. Vasanta'da merkez bilgi (Saraswati'nin alanı); Hıdırellez'de merkez bereket-niyet (Hızır'ın getirdiği iyilik).

Đurđevdan: Balkan Aziz Yorgi Günü

Sırp, Bulgar ve Makedon Ortodoks Hristiyanların 6 Mayıs'ta (eski takvimle 23 Nisan) kutladıkları Aziz Yorgi Günü, Hıdırellez'in kız kardeşidir. Aynı gün, aynı bölge (Balkanlar), aynı tip ritüeller: çiçek toplama, ateş yakma, akarsuda yıkanma, dilek tutma. Romanlar (Çingeneler) bu günü en yüksek bayramlarından biri sayar; Hıristiyan ve Müslüman Romanlar arasında 6 Mayıs hem Aziz Yorgi hem Hıdırellez olarak ortak bir kültürel mihver işlevi görür.

Bu, Boratav'ın altını çizdiği önemli bir nokta: Hıdırellez dinler-üstü bir Balkan-Anadolu kültürel zemin'ine yaslanır; üzerine farklı dinî yorumlama katmanları (İslâm, Ortodoks Hristiyanlık) bindirilmiştir.

Pesah-Eliyahu Bayramı: Yahudi Paraleli

Yahudi geleneğindeki Pesah (Fısıh) bayramının kavramsal yapısında bir Eliyahu (İlyas) öğesi vardır. Pesah Seder gecesi sofrada bir bardak şarap Eliyahu Peygamber için açık bırakılır; sofranın bir noktasında kapı bir an açılır — "Eliyahu içeri girsin" denilir. Eliyahu'nun yılda bir gece her Yahudi evine ziyarete geleceği inancı, Hızır'ın Hıdırellez'de Müslüman evlere gelmesiyle yapısal olarak özdeştir. Her iki gelenekte de, ölümsüz peygamber bir bayram anında somut-bedensel olarak yeryüzünde dolaşır; ev halkı ona hazır olmalıdır.

Bu paralellik, Hıdırellez'in tek başına Türk-İslâm bir folklor değil, İbrâhimî geleneklerin ortak bir antropolojik tabanından beslendiğini gösterir. Eliyahu / İlyas, üç dinin ortak peygamberidir; onun ölümsüzlüğüne dair inanç ortak; bayramda evlere ziyareti motifi ortak. Mircea Eliade'nin terminolojisiyle: arketipik bir kozmik figürün üç farklı kültürel tezahürü.

Modern Yansımalar

UNESCO Tanınması ve Kültürel Diplomasi

2017'de Hıdırellez'in UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine kabulü, bayramın kültürel diplomasi boyutunu aktif hale getirdi. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı her yıl 5-6 Mayıs günlerini büyük şehirlerde (İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne) büyük halk şenlikleriyle kutlar.

İstanbul Ahırkapı Hıdırellez Şenlikleri (1990'lardan itibaren her yıl) bayramın küresel bir kültür-turizm olayına dönüşmesinin somut örneğidir. Sokak müziği, halk dansları, sokak yemekleri ve sembolik dilek-atma ritüelleri turistlere ve İstanbullulara sunulur. Ahırkapı'nın seçimi de tesadüf değildir — burası eski Bizans dönemine kadar uzanan bir Roman mahallesidir; Hıdırellez Roman geleneğinde özellikle yoğun yaşanmıştır. Bayramın 1990 sonrasında yeniden-canlanması, kentin azınlık kültürlerinin görünür hale gelmesinin bir parçasıdır.

Benzer şenlikler İzmir'de Kemeraltı çarşısı çevresinde, Edirne'de Kakava-Hıdırellez şenliği olarak (Trakya Roman topluluğunun katılımıyla), Bursa'da Pınarbaşı mevkiinde her yıl tekrarlanır. Bu kentsel-şenlik formu, geleneksel köy-bayramının modernize-edilmiş, devletin ve belediyelerin kısmen koordine ettiği bir kamusal-kültürel olay tipidir.

Alevî-Bektâşî Topluluklarda Konum

Alevî-Bektâşî gelenekte Hıdırellez, Hızır'ın Üçler-Yediler-Kırklar ehl-i beyt hiyerarşisindeki konumu nedeniyle özellikle değerlidir. Alevî cemâatlerde Şubat ayındaki Hızır Orucu (üç günlük) Hıdırellez'in dinî hazırlığı olarak değerlendirilir; bayram yaklaştıkça aile sofraları, dedeler ile ziyaretler ve cemler yoğunlaşır.

Mehmet Eröz, Türk Aleviliği üzerine çalışmalarında Hıdırellez'in Alevî tasavvufundaki konumunu "saf nazariye-üstü tezahür" olarak nitelendirir: kavramsal-doktriner tasavvufun (medrese-tipi İslâm) ötesinde, halkın bedensel-pratik manevî hayatının somutlaştığı, kozmosun arınma ve yenilenme döngüsüne katılımın yaşandığı an. Bu, Anadolu halk maneviyatının kitap-merkezli olmayan, ritüel-merkezli özünü yansıtır.

Alevî-Bektâşî gelenekte 6 Mayıs'tan önceki Hızır Orucu (Şubat'ın ikinci haftasında, üç gün süren oruç), Sünnî Müslümanların Ramazan'a verdiği önemle paralel bir manevî-arınma fonksiyonu görür. Üç gün boyunca Alevîler katı bir oruç tutar; orucun açılışı (iftarı) cem evinde dede önderliğinde topluca yapılır. Bu oruç-cem-dilek üçlüsü, Hıdırellez'i sadece bir gün olmaktan çıkarıp mevsimsel manevî dönüşüm sürecinin merkez noktası haline getirir.

Çağdaş Şehir Hayatında Hıdırellez

  1. yüzyılda Türkiye'nin büyük şehirlerinde — özellikle İstanbul ve Ankara'da — Hıdırellez, geleneksel köy bağlamından kopmuş, yeni-folklorik bir form kazanmıştır. Sosyal medyada "#hidirellez" etiketi her 6 Mayıs'ta on binlerce paylaşım üretir; gençler dilek-kâğıtlarının fotoğraflarını paylaşır; restoranlar özel menüler hazırlar.

Bu modern yeniden-canlandırılma, antropolog Eric Hobsbawm'ın invented tradition (icat edilmiş gelenek) kavramına yakın bir fenomendir: pratik aslî köy bağlamından koparıldıkça, yeni katmanlar — bireysel-psikolojik niyet, eko-romantizm, kültürel kimlik vurgusu — kazanır. Yine de Boratav'ın ısrarla vurguladığı çekirdek — Hızır'a niyet, doğanın yenilenmesine katılım, kozmik döngünün ritüel kutlanması — modern formlar içinde de süregelir.

Karşılaştırmalı Maneviyat Açısından Önem

Hıdırellez, perennial felsefe açısından — Hindu Vasanta Panchami, Kelt Beltane, Yahudi Pesah-Eliyahu, Hristiyan Đurđevdan ile yan yana konulduğunda — bahar-yenilenme arketipinin insanlığın ortak manevî mirasında ne kadar derin yatan bir prensip olduğunu gösterir. Farklı dinler, farklı semboller, farklı isimler — ama altta, kozmosun yenilenmesine insanın ritüel-bedensel katılımı prensibi aynıdır.

Hıdırellez bu yönüyle hem yerel (Anadolu-Balkan kimliğinin somut bir taşıyıcısı) hem de evrensel (bahar bayramları ailesinin Anadolu üyesi) bir pratiktir. Gül fidanı altına bırakılan küçük bir kâğıt, ateş üstünden atlanan bir adım, Hızır'a fısıldanan bir niyet — bunlar, binyıllar boyunca insanlığın kâinatın yenilenmesine kendi varlığıyla katılma çabasının modern tezahürleridir.

Akademik Çalışmalar ve Belgelenmesi

Hıdırellez üzerine modern akademik çalışmaların temelini Pertev Naili Boratav'ın halk-bilim incelemeleri (özellikle 100 Soruda Türk Folkloru, 1973 ve Folklor ve Edebiyat derlemesi, 1982) oluşturur. Boratav, Köy Enstitüleri döneminde (1940'lar) yapılan saha araştırmalarıyla Anadolu'nun yaklaşık 200 köyünden Hıdırellez pratiklerini kayıt altına almıştır.

Ahmet Yaşar Ocak'ın Hızır figürüne dair çalışmaları, Hıdırellez'in mitolojik-teolojik arka planını anlamak için en kapsamlı kaynaklardır. Türk Halk İnançlarında ve Edebiyatında Evliyâ Menkabeleri (1984) ve onu izleyen Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslâm Öncesi İnanç Motifleri (1983) eserleri, Hızır'ın Anadolu-İslâm halk maneviyatında nasıl çok-katmanlı bir figüre dönüştüğünü gösterir.

Uluslararası akademide Patrick Franke'nin Begegnung mit Khidr (Hızır ile Karşılaşma, 2000) eseri, Hızır kültünün İslâm dünyasındaki yayılımını sistematik olarak ele alır. Ayrıca Frederick De Jong, Suraiya Faroqhi gibi Osmanlı tarihçilerinin halk-tasavvuf çalışmaları Hıdırellez'in Osmanlı klasik döneminde nasıl yaşandığını belgelemektedir.

Günümüzde UNESCO'nun 2017 dosyası, Türkiye ve Makedonya'nın bayramın bütün bileşenlerini sistematik olarak listelediği kapsamlı bir belge olarak araştırmacılar için temel kaynak işlevi görmektedir. Bu dosya, bayramın 18 farklı bölgesel varyantını, ritüel-bileşenlerini, müzik repertuvarını ve yemek kültürünü ayrı ayrı belgelemiştir. Türkiye'deki üniversitelerin folklor ve halkbilim bölümleri (Hacettepe Üniversitesi Türk Halkbilimi Bölümü başta olmak üzere) her yıl Hıdırellez döneminde saha-araştırmaları düzenler; özellikle Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş kırsal yörelerinde yapılan kayıtlar, bayramın değişen-süregelen biçimlerinin akademik dokümantasyonunu sürdürmektedir. Bu çalışmalar göstermektedir ki Hıdırellez, hâlâ canlı, hâlâ dönüşen, hâlâ farklı kuşakların kendi yorumlarını kattığı bir manevî-kültürel pratik olarak yaşamaya devam ediyor. Bu süreklilik, Anadolu coğrafyasının binyıllar boyunca biriktirdiği halk maneviyatının canlı bir kanıtıdır; gül ağacının altına bırakılan bir niyet kâğıdından, internet üzerinden paylaşılan bir Hıdırellez kutlamasına kadar uzanan dolu bir spektrumda kendini her yıl yeniden kurmaya devam eder.