Anadolu Halk Maneviyatı

Halk Hekimliği (Anadolu)

Anadolu'da ocaklı şifâcılar, dualı tedavi, bitkisel ilaçlar ve nazar-tılsım pratiklerini barındıran; Tıbb-ı Nebevî ile İslâm-öncesi şamanik mirasın sentezinden doğmuş halk şifâ geleneği.

36 bağlantı Orta Anadolu Halk Maneviyatı Haritada göster → ⌛ Dönemler Arası

Halk Hekimliği (Anadolu)

Tanım ve Kapsam

Halk hekimliği, modern bilimsel tıbbın dışında kalan, ama bin yıllardır Anadolu'nun köy ve kasabalarında pratik edilen, kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan bir şifâ sistemidir. Modern tıbbın aksine bir organ-temelli ya da "hastalığa karşı ilaç" yaklaşımıyla değil, hastayı bütüncül (manevî-bedenî-toplumsal) bir varlık olarak ele alan bir paradigmada işler. Anadolu halk hekimliği üç ana akıştan beslenir:

1. İslâm-öncesi Türk-Moğol şamanik / Tengrici miras: Şaman (kam), ata-ruhları, gök/yer/su iyileştirmesi, hastalığın "ruh kaybı" olarak okunması. Türk halklarının Orta Asya'dan getirdiği bu damar, Anadolu'da İslâmî form altında yaşamaya devam eder. Bir köy ocaklısının yaptığı pratiklerle bir Sibirya şamanının yaptığı pratikler arasında çoğu zaman yalnız dil farkı vardır — kurşun dökerken okunan "Bismillah" Türkçe-Arapça karışımı bir alkış olur, ama altta yatan ritüel yapısı aynı paradigmada işler.

2. İslâmî Tıbb-ı Nebevî geleneği: Hz. Muhammed'in hadislerinde aktarılan tedavi öğütleri (bal, çörek otu, kupa, hacamat), Kur'ân dualarıyla şifâ. Buhârî ve Müslim'in derlediği hadis külliyatında "Tıb" başlığı altında onlarca hadis vardır; bunlar İslâm dünyasında yüzyıllarca el-Tıbb-ün Nebevî adıyla derlenmiş, İbn Kayyım el-Cevziyye (öl. 1350) gibi âlimler bu külliyatı sistematize etmişlerdir.

3. Antik Anadolu mirası: Hitit, Frigya, Bizans, Helenistik tıp geleneklerinin halka inmiş kalıntıları (örn. Anadolu'da bilinen şifâlı bitkilerin Latince-Yunanca isimlerinin Türkçeleşmiş hâlleri). Anadolu, Hipokrates (MÖ 460-370, Kos) ve Galenos (MS 129-216, Bergama) gibi antik tıp dehâlarının coğrafyasıdır; Bergama'daki Asklepion (şifâ tapınağı), yüzyıllar boyu Akdeniz dünyasının başlıca hastanesiydi. Bu mirasın halk seviyesindeki kalıntıları, "safra basması", "karısı sıcak", "soğuk almak" gibi humoral tıp terminolojisinde yaşamaya devam eder.

Orhan Şaik Gökyay'ın belirttiği gibi, halk hekimliği bir "tek-kaynak" sistemi değil, çok-katmanlı bir sinkretizmdir: bir köy şifacısı (ocaklı) aynı uygulamada hem bir Hızır çağrısı yapar, hem Kur'ân'dan âyet okur, hem de eski bir Türkmen alkışı söyler. Aynı pratik içinde Şamanizm, İslâm, antik Anadolu pagan-mirası ve modern tıbbî gözlem yan yana durur. Bu sinkretizm, Anadolu'nun mânevî dokusunun en açık örneklerinden biridir.

Ocaklı İnsanlar

Anadolu halk hekimliğinin merkezinde ocaklı figürü vardır. "Ocaklı" kelimesi, belirli bir hastalığı tedâvi etme soydan gelen yetkisi olan kişi anlamına gelir. Bir aile ("ocak") nesillerdir aynı hastalığı tedâvi eder; bu yetki babadan oğula, anneden kıza ya da bazen sezgisel bir rüya yoluyla aktarılır. Önemli ocak türleri:

Sarılık ocağı: Sarılığı (hepatit / safra hastalığı) tedâvi eden ocaklılar. Genellikle ip ile yapılan bir ritüel: hastanın boynuna sarılan ip, dua ile okunup belli bir ağaca asılır; sarılık "o ipte kalsın" niyetiyle. Anadolu'da "sarılık otu" olarak bilinen bitkiler (özellikle hindiba, karahindiba, enginar) içeren karışımlar da uygulanır. Modern tıp açısından bu bitkilerin bir kısmı (özellikle karahindiba) gerçekten hepatoprotektif özellikleri olan flavonoid ve sesquiterpen lakton içerir.

Yılancık ocağı: Yılancık (erysipelas) için. Demir bıçak ile hastalığın "sınırının çevrilmesi" pratiği. Hastanın yılancık bölgesinin etrafında bıçakla bir daire çizilir, içine "sınırı budur, daha ileri gidemez" niyetiyle dua okunur.

Siğil ocağı: Siğilleri "sayıp" iplikle bağlayan ocaklılar; iplik gömülünce siğil de "gömülecek" inancı. James Frazer'ın "Golden Bough"da analiz ettiği sympathetic magic (sempatetik büyü) prensibinin tam örneği: "benzer, benzeri etkiler" mantığı.

Korku ocağı / Ürkek ocağı: Çocuklarda "korku düşmesi" (psişik travma sonrası uyku bozukluğu, ürkme) için. Kurşun dökme uygulaması bu ocak içindedir. Çocuğa ani bir korku verecek bir olay (köpek havlaması, gök gürültüsü, yabancının ürkütmesi) sonrası uyku bozukluğu, gece terlemesi, kâbus görme baş gösterirse, ocaklıya götürülür.

Boğmaca ocağı: Boğmaca öksürüğü için. Belirli bir köy / aile ile sınırlıdır. Bu hastalığa karşı eşek sütü içirme pratiği yaygındır; tuhaf görünse de eşek sütü insan sütüne kimyasal olarak en yakın olan hayvansal süttür ve bağışıklık moleküller içerir.

Kuluncuk / kabızlık ocağı: Sindirim ve karın hastalıkları için. Karın masajı, sıcak bezler, mahmude / sinameki (Senna) gibi bitkiler.

Köpekçik ocağı: Köpek ısırığı sonrası (kuduz korkusu) için. Bu özellikle Türk-Moğol şamanik geleneğinden taşınmış bir uygulamadır; ısıran köpekten alınmış bir tüy yakılıp toplanır, hastaya verilir. "Hastalığa neden olan etkenden bir parça", modern aşı mantığının arketipsel bir habercisidir.

Albasması / Al-karısı ocağı: Yeni doğum yapmış kadınlarda görülen ateş, kanama, psikoz durumlarına karşı. "Albasması" inancı, Türk-Moğol şamanik mitolojisindeki Al Karısı (kötü doğum cinine benzer bir varlık) ile bağlantılıdır. Korunma için yatağın altına demir konur, kapıya nazar boncuğu asılır.

Karın gözü ocağı / İç hastalığı ocağı: Genel iç hastalıkları için.

Diş ocağı / Dişçi: Geleneksel diş çekme ve diş ağrısı için. Bazı bölgelerde berberler bu işlevi de görmüştür.

Gökyay ve onu izleyen folklorcular, Anadolu'da en az 40-50 farklı ocak türü tespit etmiştir. Bazı bölgelerde 100'ün üzerinde ocak türü kayıt altına alınmıştır. Ocaklı olmanın temel etiği: para kabul etmemek, hediye olarak verileni geri çevirmemek, kimsenin hastalığını başkasıyla konuşmamak, ve "el alma" (yetki devri) töresine uymak. Bir ocaklı, eğer parayla iş yaparsa, soyunun ocaklılık vasfını yitireceğine inanır.

Ocaklı geleneği, dünya kültürlerinde şifa şamanı (kam) ya da kurandera (Latin Amerika halk şifacısı) ya da dhami (Nepal-Himalaya şifa şamanı) figürüyle yapısal olarak benzer. Ortak özellikler: soydan gelme yetki ya da rüya-inisiyasyonu, dünya-üstü kaynakla bağlantı (Hızır, atalar, ruhlar), ve toplumun manevi-bedensel sağlığını koruma görevi.

Pratikler ve Yöntemler

Anadolu halk hekimliğinin başlıca tedavi yöntemleri:

Dua / Okuma / Üfleme: En yaygın yöntem. Kur'ân'dan belirli sûreler (Fâtiha, İhlâs, Felak, Nâs, Yâsîn) ya da geleneksel Türkçe-Arapça karışımı dualar hastaya, suya, eline okunarak üflenir. Hasta o suyu içer ya da o el üzerine sürer. "Üflenmiş su" (ab-ı hayât) kavramı, suya manevî bir yük yüklendiği inancını gösterir. Modern kuantum biyoloji tartışmalarında suyun bilgi tutma kapasitesi (Masaru Emoto'nun deneyleri, tartışmalı olmakla birlikte) bu eski halk inancına ilginç bir ilgi yaratmıştır.

Kurşun Dökme: Korku, nazar veya psişik şok için. Bir tas su üzerinde duran hastanın başının üzerine, ocakta eritilen kurşun döşürülür. Kurşun soğuk suda anî donar ve çeşitli şekiller alır; "hangi şekil çıktı?" sorusu üzerinden teşhis ve şifâ yapılır. Sesin (çatırtının) ve buharın da terapötik etkisi olduğu düşünülür. Ses şifâsı ile yakın bağlantılıdır. Modern bakışla, bu pratik şok terapisi ve görselleştirme terapisinin halk varyantı olarak okunabilir: anî ses, anî gevşeme, somut bir nesne (kurşun şekli) üzerinde projeksiyonla katarsis.

Nefes (Üfleme): Hastalığı "üfleyerek" çıkartma. Hz. Muhammed'in hadislerinde geçen bir Tıbb-ı Nebevî pratiğidir; ama Türk-Moğol şamanik geleneğinde de eski bir uygulamadır. Pranic healing (Hint yogi geleneği), reiki (Japon enerji şifası) gibi modern enerji-şifa sistemleri de benzer nefes-üfleme tekniklerini kullanır.

Tütsüleme: Üzerlik, sığla, ardıç, çörek otu, kekik tohumu gibi maddelerin yakılarak dumanından mekânın / hastanın geçirilmesi. Nazar ve kötü ruh kovma amaçlı. Şamanizm'in smudging pratiği ile yapısal denklik. Native American sage (adaçayı) smudging, Hint dhoop (tütsü çubuğu), Tibet incense'i, Anadolu üzerlik tütsüsü — hepsi aynı arketipsel temizleme ritüelinin bölgesel ifadeleridir. Modern aromaterapi de bu pratiğin bilimsel-süzgeçten geçmiş halidir.

Bağlama / Çözme: İplikle bir uzva bağ atma, dua okuma, sonra iplik gömülünce hastalığın da gömüleceği inancı. Bu sympathetic magic'in (sempatetik büyü) klasik bir örneğidir; James Frazer "The Golden Bough"da bu mantığı evrensel bir folk-psikoloji kategorisi olarak inceler. "Bağlama" aynı zamanda psikosomatik bir intervansiyondur: hastaya somut bir nesneye (ip) hastalığını bağlama deneyimi, hastalığın "oraya gitmesi" psikolojik olarak yaşanır.

Kupa / Hacamat (Bardak çekme): Bardak içinde ısıtılan hava soğuyarak vakum yapar, deri üzerinde belli bir noktaya çekilir. Hadis-i şerifte sıkça övülen bir tedavi; modern Çin tıbbı cupping pratiği ile aynı kökten olabilir. Hacamat (kan alma) ise daha invazif bir varyantı — küçük kesiklerle vakum altında kan alınması. 21. yüzyılda Türkiye'de "sülük tedavisi" ile birlikte bir yeniden-canlanış yaşamaktadır.

Adak ve Türbe Ziyâreti: Çocuk, sağlık, evlilik dileği için bir Türbe ya da Yatır'a gidilir; mum yakılır, bez bağlanır ("çaput bağlama"), niyet edilir. Hıdırellez (6 Mayıs) bu pratiklerin yoğunlaştığı bir gündür. Bazı türbeler belirli hastalıklarda "ihtisaslaşmış"tır: bir türbe göz hastalıkları için, bir başkası çocuk sahibi olamayan kadınlar için, bir diğeri psişik dengesizlikler için bilinir. Bu pratik Hıristiyan dünyasında aziz-türbeleri ziyareti, Hindu dünyasında mandir / dargah ziyareti, Budist dünyasında stupa ziyareti ile yapısal denklik gösterir — kutsal mekânın şifa-veren gücüne olan evrensel inanç.

Hıdır / Hızır Çağrısı: Halkın darda kaldığında "Yetiş yâ Hızır!" diye seslenmesi, Hz. Hızır'ın canlı ve yardıma yetişen bir mânevî varlık olarak kavranmasını gösterir. Hıdırellez gününde Hızır'ın yeryüzünde dolaştığına ve dileklerin kabul olacağına inanılır. Hızır figürü, Kur'ân'da Mûsâ peygamberin karşılaştığı bilgin-azîz olarak geçer; halk muhayyilesinde ölümsüz, yardıma koşan, ab-ı hayât'tan içmiş bir varlığa dönüşmüştür. Mistik gelenekte Hızır, Sufi silsilelerin görünmez başıdır.

Su Şifâsı: Belirli kaynaklara, akarsulara, kuyulara gidilir; abdest alınır, su içilir. Bazı sular özellikle göz, deri, böbrek hastalıklarında şifa atfedilir. Bu, Hitit ve Frigya dönemlerinde Anadolu'da yaygın olan kutsal-su şifâ kültünün İslâmî dönemde dönüşmüş hâlidir. Bergama Asklepion'daki şifa havuzları, Yalova Termal'in Roma dönemi kaplıcası, Pamukkale'nin Hierapolis havuzu — bütün bunlar antik Anadolu'nun hydro-therapy geleneğinin kalıntılarıdır.

Bal, Pekmez ve Süt Tedavisi: Halk hekimliğinin gıda-temelli pratikleri. Bal: yara iyileştirme, boğaz, mide, genel tonik. Pekmez: anemi, bitkinlik. Süt (özellikle keçi sütü): bağışıklık, kemik sağlığı. Bu pratikler hem Tıbb-ı Nebevî'de hem evrensel halk tıplarında ortak.

Beden Masajı ve Kemik Kırıkçılığı: "Sınıkçı" denen geleneksel kemik kırıkçıları, bedenin diz, omuz, bel, boyun rahatsızlıklarını ellerle düzeltirler. Modern kayropraktor (chiropractor) ve osteopati pratiklerine yapısal olarak yakındır.

Bitki Şifâsı

Anadolu, dünyanın en zengin floralarından birine sahiptir (~12.000 bitki türü, ~3.500'ü endemik). Halk hekimliğinde sıkça kullanılan bitkiler:

Geleneksel uygulamada bitki toplama zamanı (örn. dolunay, Hıdırellez sabahı), toplayan kişinin niyeti, ve hazırlanma sırasında okunan dua önemlidir. Bu, bitkinin yalnız kimyasal bileşimiyle değil, mânevî alanıyla da iş gördüğü inancını yansıtır. Modern fitoterapi bu yan-faktörleri görmezden gelir; halk hekimliği ise placebo-etkiyi de aşan, beklenti-rezonansını da işin içine katan bir paradigmaya yakındır. "İlacın etkisi sadece kimyasal değil, ilişkiseldir" mantığı, modern entegrative tıp tartışmalarının da merkezindedir.

Nazar ve Tılsım

Nazar ("göze çarpma", evil eye), Anadolu halk inancının en köklü kavramlarından biridir. Kıskanç ya da hayran bir bakışın enerjik olarak hedefe zarar verebileceği inancı, Akdeniz havzasının her tarafında bulunur (İtalyan malocchio, Arap ayn, Yahudi ayin ha-ra, Hint drishti). Korunma yöntemleri:

Tılsım geleneği, Hermetik ve Cefr (İslâmî harf mistisizmi) ile bağlantılıdır. Ahmed el-Bûnî'nin "Şemsü'l-Maârif" gibi eserleri bu bilgiyi sistematize etmiştir; halk düzeyinde basitleştirilmiş muskalar olarak yaşar. Ebced hesabı, esmâ'ül-hüsna (Allah'ın 99 ismi), vefk (sihirli kareler), harflerin sayısal değerleri — bütün bu sistemler İslâmî kabala benzeri bir mistik-matematik tradisyonunu oluşturur.

Nazar ve tılsım pratikleri modern tıp açısından "batıl inanç" olarak görülse de, antropolojik / psikolojik açıdan önemli işlevleri vardır: toplumsal anksiyeteyi yönetme, kıskançlık-saldırganlık tehdidine karşı koruyucu bir psikolojik kalkan oluşturma, ve belirsizlik durumlarında bir kontrol-duygusu verme. Modern psikoloji bu işlevleri "defensiv ritüeller" olarak tanımlar.

Karşılaştırmalı Perspektif

Anadolu halk hekimliği, dünya geleneksel tıp sistemleriyle karşılaştırıldığında belirli evrensel paternlerle yapısal benzerlik gösterir:

Geleneksel Çin Tıbbı (TCM): Çi (yaşam enerjisi) dolaşımı, akupunktur, kupa çekme, bitki formülleri. Anadolu hacamatı ile Çin cupping pratiği yapısal olarak aynıdır; iki sistem de belirli noktalarda biriken durgun enerjiyi serbest bırakma mantığına dayanır. Çin tıbbının beş element kuramı (ahşap-ateş-toprak-metal-su), Anadolu humoral tıbbının dört unsur kuramı (kan-balgam-sarı safra-kara safra) ile aynı bedensel akışkan-denge paradigmasındadır.

Ayurveda (Hint geleneksel tıbbı): Doşa (vata-pitta-kapha) dengesi, Prana (yaşam soluğu), bitki tedavisi, ses (Mantra) ve metaller (rasayana) ile tedavi. Anadolu'da "sıcak-soğuk" hastalık ayrımı (örn. "karın soğuk", "baş sıcak") Ayurveda'nın doşa kategorileri ile yapısal denklik taşır. Ayurveda'nın 5000 yıllık birikimi, Anadolu halk hekimliği için karşılaştırmalı bir referans sistemi olarak çok değerlidir.

Şamanizm (Sibirya, Amazon, Native American): Hastalığın "ruh kaybı" ya da "kötü ruhların istilası" olarak okunması; şamanın trans hâlinde ruhları geri getirmesi ya da kovması; bitki kullanımı (Ayahuasca, Peyote, Datura). Anadolu'daki ocaklı geleneği, özellikle korku-ürkek tedavîsinde, şamanik "ruh geri çağırma" ile yapısal olarak aynıdır. Mircea Eliade'nin "Şamanizm: Arkaik Vecd Teknikleri" (1951) eserinde gösterdiği gibi, şamanik teknikler küresel bir "insanlık tıbbı" katmanı oluşturur — Anadolu da bu evrensel insan-tedavî haritasının bir parçasıdır.

Tıbb-ı Nebevî: Hadislerden derlenen İslâmî halk tıbbı. Bal, çörek otu, kupa, dua, abdest, oruç. Anadolu halk hekimliğinin İslâmî katmanını oluşturur. İbn Kayyım el-Cevziyye'nin "Zâdü'l-Meâd" eserindeki tıb bölümü, klasik İslâm halk tıbbı için bir baz oluşturur.

Hipokratik-Galenik humoral tıp: Antik Yunan'da geliştirilen, dört sıvı (kan, balgam, sarı safra, kara safra) dengesine dayanan tıp. İbn Sînâ (Avicenna) bu sistemi geliştirip "el-Kânûn fi't-Tıbb" (Kanun fi-t-Tıb) ile dünyaya yaymıştır. Anadolu'da "safra basması", "mide soğuk almak" gibi tabirler bu sistemin halk diline inmiş kalıntılarıdır. Galenos'un Bergama'da çalıştığı yıllardan kalan organ-temelli, beden-sıvısı dengeli tıp paradigması, Anadolu halk söyleminde hâlâ canlı.

Bach çiçek terapisi (Edward Bach, 1930'lar) ve modern Aromaterapi: 20. yüzyılda batı'da yeniden keşfedilen, bitki esansları ve duygusal frekanslar üzerinden çalışan sistemler. Anadolu'nun "üzerlik tütsüsü", "papatya çayı sinir için" pratikleriyle yapısal olarak akrabadır. Bach çiçek özleri (38 çeşit) Anadolu'daki bitki-kullanım geleneğinin sistematize edilmiş, batı-rasyonelleştirilmiş bir formudur.

Curanderismo (Latin Amerika Halk Şifası): Aztek, Maya ve İspanyol Katolik geleneklerinin sentezinden doğan, yine ocaklı-vâri figürlerin (curandero, curandera) yönettiği, dua-bitki-ruhlar üzerinden çalışan sistem. Anadolu ocaklı geleneği ile şaşırtıcı yapısal benzerlikleri vardır.

Native American Medicine: Lakota Sioux'lu Black Elk gibi şifâ-veren figürleri, Anadolu ocaklı geleneği ile aynı arketipsel rolü oynar. Tütsüleme (smudging), sweat lodge (terleme kulübesi), bitki kullanımı — hepsi yapısal benzerlikler taşır.

Hindu-Budist Tantra Tıbbı: Çakra-temelli, nadiler üzerinden çalışan sistem. Anadolu halk hekimliğindeki "letaif" (nokta-merkezler, sufi geleneğinde) kavramı ile yapısal denklik gösterir.

Modern Durum ve Geleceği

  1. yüzyılda modern tıbbın yaygınlaşmasıyla halk hekimliği büyük bir gerileme yaşadı. Birçok ocak silsilesi kırıldı, genç kuşak ilgilenmedi. Cumhuriyet dönemi modernleşme politikası halk hekimliğini "batıl inanç" olarak etiketleyip aktif olarak baskıladı. Köy enstitüleri, sağlık ocakları, devlet hastaneleri sayesinde modern tıbbi hizmet köylere kadar ulaştı; bu, çocuk ölümlerini, salgın hastalıkları azalttı — ama aynı zamanda binlerce yıllık halk-tıbbı bilgisinin önemli bir kısmını da kaybetti.

Buna karşın 1980'lerden itibaren küresel bir "tamamlayıcı / alternatif tıp" dalgası içinde Anadolu halk hekimliği yeniden ilgi konusu oldu:

Buna karşın tehlikeler de var: şarlatanlık (gerçek ocaklı olmadığı halde para karşılığı tedavi iddiası), modern hastalıkların geleneksel yöntemlerle ihmal edilmesi (örn. kanserin yalnız bitki ile tedavî edileceği iddiası), ve kültürel mirasın metalaştırılması (turist piyasası için aşağılayıcı sergilenmesi). Internet ve sosyal medya da bu alanda hem fayda (bilginin yayılması) hem zarar (yanlış bilginin yayılması, agresif pazarlama, doğrulanmamış ürünler) sağlamaktadır.

İdeal yaklaşım — Orhan Şaik Gökyay'ın da işaret ettiği gibi — halk hekimliğini ne mutlak bir reddediş, ne de büyülenmiş bir yüceltme ile değil, kültürel-tarihsel bir miras olarak okumak, işe yarayan bileşenlerini (özellikle bitkisel ve psikosomatik öğelerini) modern tıpla diyaloga sokmak, ve mânevî-toplumsal değerini (Asik-edebiyati ile birlikte) Anadolu'nun derin kültürel kimliğinin parçası olarak korumaktır. Bu, entegratif tıp (integrative medicine) yaklaşımıdır — modern bilimsel tıp ile geleneksel bilgeliği bir araya getirmek, hangisinin nerede daha etkili olduğunu rasyonel olarak tartmak.

Pir Sultan Abdal'ın deyişlerinde, Yunus Emre'nin ilâhîlerinde nasıl bir Anadolu maneviyatı dile geliyorsa, halk hekimliğinde de aynı Anadolu kalbinin ses verişi vardır: insanı parça parça değil, bütün halde gören; doğayı düşman değil, şifâ-veren olarak gören; ve hastalığı yalnız bedenin değil, ruhun ve toplumun da rahatsızlığı olarak okuyan bir paradigma. Bir köy ocaklısının hastasına yaklaşımı ile bir Sufî mürşidin müridine yaklaşımı arasında derin bir akrabalık vardır — her ikisi de bütünsel (holistic) bir varlık-anlayışından beslenir. Hastalık sadece bedensel bir bozukluk değil, bütün varlığın dengesizliğidir; şifâ sadece kimyasal bir müdahale değil, bütün varlığın yeniden dengelenmesidir.

Gelecek için en verimli yol, Anadolu halk hekimliğini bir canlı arşiv olarak ele alıp, hem antropolojik-etnografik açıdan belgeleyerek hem de farmakolojik açıdan test ederek (örn. üzerlik tohumlarının harmin alkaloitleri, çörek otunun thymoquinone'u, hindistan cevizinin laurik asidi) bu mirasın hangi parçalarının bilimsel doğrulamayla devam etmesi gerektiğini ortaya koymaktır. Aynı zamanda psikososyal-ritüel boyutunun değeri — ocaklının hastayı dinlemesi, ritüelin yarattığı umut, topluluğun katılımı — modern tıbbın hızlı muayene-reçete döngüsünde kaybettiği insanî bir boyutu hatırlatır. Belki gelecek, modern bilimsel tıbbın etkililiği ile geleneksel bilgeliğin bütünsel-bağlamsal yaklaşımının sentezinde yatmaktadır.