Kutsal Sanat — Müzik & Dans

Mesoamerika Top Oyunu: Ritüel, Ölüm ve Xibalba Yolculuğu

Mesoamerika top oyunu (ōllamaliztli / pitz), basit bir spor değil; kozmik düzenin yeniden kurulduğu, güneşin ve mevsimlerin yenilendiği ve Popol Vuh İkizleri'nin Xibalba inişinin sahnelendiği bir ölüm ve diriliş ritüelidir.

10 bağlantı İleri Kutsal Sanat — Müzik & Dans Haritada göster →

“Sonra topla oynadılar; tek başlarına oynadılar ve sahayı süpürdüler — babalarının sahasını. Xibalbalı beyler onları işitti: 'Yine kim oynuyor başımızın üstünde, yeri sarsarak?'” — Popol Vuh (D. Tedlock çevirisinden)

Bir Saha, İki Dünya

Orta Amerika'nın yağmur ormanlarından yüksek platolarına dek uzanan binlerce yıllık bir coğrafyada, arkeologlar bugüne kadar 1500'den fazla top sahası (Nahuatl tlachtli, Maya dilinde hom ya da pitz sahası) belgelemiştir. Bu sahaların en eskileri MÖ 1400 dolaylarına, Olmek dünyasının doğum yeri Paso de la Amada'ya uzanır; en görkemlilerinden biri ise Chichén Itzá'da, 168 metre uzunluğuyla bir katedral ölçeğindedir. Bu süreklilik tek başına çarpıcıdır: Mısır piramitlerinden Roma'ya, oradan bugüne uzanan bir zaman aralığı boyunca, birbirinden farklı diller konuşan onlarca halk aynı oyunu — kuralları yöreden yöreye değişse de özünde aynı kalan bir ritüeli — oynamayı sürdürmüştür.

Bu kalıcılık, top oyununun salt bir eğlence ya da atletik yarışma olmadığını ele verir. Mesoamerika düşüncesinde top sahası, yatay bir spor alanı değil, dikey bir kozmik eksendir: yerin yüzeyiyle yeraltı dünyası arasında açılmış bir yarık, bir geçit. Sahanın çoğu zaman bir "I" harfi biçiminde, iki yanı eğimli duvarlarla sınırlandırılmış oluşu, onu bir vadiye, bir boğaza, dünyaların arasındaki dar koridora benzetir. Topun yere düşmesi yasaktır; çünkü top, gökyüzünde durmaksızın hareket eden bir kozmik cisimdir — güneş, ay ya da Venüs — ve onun yere değmesi, düzenin çöküşü demektir. Oyuncular kalçalarıyla, kaba etleriyle ve dirsekleriyle vurdukları sert kauçuk topu havada tutarak, aslında göksel hareketin kesintisizliğini, kozmik dengenin sürmesini canlandırırlar.

Oyunun Maddesi: Kauçuk, Kalça ve Kemik

Mesoamerika, dünyada kauçuğu işleyen ilk uygarlıktır; "Olmek" adı zaten Nahuatl'da "kauçuk insanları" anlamına gelir. Castilla elastica ağacının sütü, sabah sefası asmasının (Ipomoea alba) özsuyuyla karıştırılarak vulkanize edilir; böylece sıçrayabilen, dayanıklı toplar elde edilirdi. Bu toplar küçük değildi: tören toplarının kimileri üç-dört kiloyu bulur, çapları yarım metreye yaklaşırdı. Böyle bir kütlenin yüksek hızla bedene çarpması ölümcül olabilirdi; kaynaklar, topun isabetiyle ölen oyunculardan söz eder. Bu nedenle oyuncular ağır koruyucular kuşanırdı: kalçayı saran deri ya da ahşap kemerler (yugo, "boyunduruk"), göğüs ve el korumaları. Mezarlardan çıkarılan taş "boyunduruklar", "balta-taşları" (hacha) ve "palmalar" (palma) bu donanımın törensel, taştan yapılmış sembolik kopyalarıdır ve Mesoamerika sanatının en zarif eserleri arasında sayılır.

Oyunun temel kuralı topu elle ya da ayakla değil, gövdenin kalça ve uyluk bölgesiyle vurmaktı; bu, hem büyük bir beceri hem de acıya tahammül gerektiriyordu. Geç dönemde, özellikle Toltek ve sonrasında, sahanın yan duvarlarına dikey taş halkalar yerleştirildi; topu bu dar halkadan geçirmek son derece güç, neredeyse oyunu bitiren bir mucize sayılırdı. Bu öğenin kökenleri ve yayılışı, Orta Meksika'nın efsanevi kenti Tollan ve onun kültürel mirasıyla yakından ilişkilidir.

Kozmik Bir Drama: Güneşin ve Mevsimin Yenilenmesi

Aztek (Mexica) düşüncesinde oyuna ōllamaliztli, sahaya tlachtli denirdi. Mexica kozmolojisi, evrenin kırılgan bir denge üzerinde durduğunu, güneşin her gün yeniden doğması için sürekli beslenmesi gerektiğini varsayar. Top oyunu, bu kozmik mücadelenin minyatür bir sahnelenişiydi: topun saha boyunca gidip gelişi, güneşin gökkubbedeki yolculuğunu; gün ile gecenin, aydınlık ile karanlığın, kuru mevsim ile yağmurun savaşını temsil ederdi. Oyun, bir bakıma, düzenin kaostan yeniden doğuşunu tekrar tekrar üreten bir ayindi.

Bu kozmik gerilimi en güçlü taşıyan figür, gökyüzü ile yeraltı arasındaki sınırda duran tüylü yılan tanrısıdır. Quetzalcóatl/Kukulkán, bir mitolojik döngüde yeraltına inip ölülerin kemiklerini çalarak insanlığı yeniden yaratan tanrıdır; onun gök (kuş) ile yer (yılan) arasındaki aracı doğası, top sahasının kendisinin yaptığı işin tanrısal karşılığıdır. Mesoamerika maneviyatının bütüncül dokusu içinde top oyununun anlamı, ancak bu daha geniş kozmoloji — yaratılış, kurban ve yenilenme örgüsü — kavrandığında açılır; bu örgünün ayrıntıları için Maya-Aztek maneviyatı geleneğine bakılabilir.

Popol Vuh: İkizlerin Xibalba'ya İnişi

Top oyununun ölümle ve yeraltıyla bağını en eksiksiz anlatan metin, Kʼicheʼ Mayalarının kutsal kitabı Popol Vuh'tur. Anlatı, iki kuşak boyunca süren bir top oyunu dramıdır.

İlk kuşakta, Bir-Hunahpú ve Yedi-Hunahpú adlı kardeşler, yerin üstünde durmadan top oynayıp gürültü çıkarırlar. Bu ses, yeraltı dünyası Xibalba'nın ("korku yeri") beylerini rahatsız eder. Beyler kardeşleri aşağı çağırır; onları Karanlık Ev, Soğuk Ev, Jaguar Evi, Yarasa Evi gibi ölümcül sınav odalarından geçirir ve sonunda yenip kurban ederler. Bir-Hunahpú'nun kesik başı bir su kabağı ağacına asılır; başın tükürüğüyle gebe kalan Xibalbalı bir genç kız, yeraltından kaçıp yeryüzüne çıkar ve Kahraman İkizler Hunahpú ile Xbalanqué'yi doğurur.

İkinci kuşakta İkizler, babalarının gömülü top takımlarını bulur ve aynı sahada oynamaya başlar; tarih kendini tekrar eder, Xibalba beyleri yine onları aşağı çağırır. Ama bu kez İkizler kurnazlık, dönüşüm ve dirilişin ustasıdır. Sınav evlerini birer birer atlatır, beyleri zekâlarıyla aldatır; hatta kendilerini öldürtüp yeniden diriltme gösterisiyle Xibalba'nın iki baş beyini de aynı oyuna kandırıp yok ederler. Böylece ölümün gücünü kırar, babalarının onurunu kurtarır ve göğe çıkarak güneş ve ay olurlar. Anlatının kalbinde şu kozmik denklem yatar: top oyunu, ölüme inişin ve ölümü yenmenin sahnesidir; oyuncu, her maçta İkizler'in yolculuğunu yeniden yaşar.

Bu mit, sahanın neden yeraltına açılan bir geçit sayıldığını açıklar. Maya sanatında saha basamakları kimi zaman kozmik bir canavarın açık çenesi olarak betimlenir; oyuncu sahaya inerken, sembolik olarak Xibalba'ya iner. Bu inişli-çıkışlı yapı, Mesoamerika'nın çok katmanlı evren tasavvurunu yansıtır; benzer bir üç-katlı (gök-yer-yeraltı) mimari, And dünyasının üç dünyalı kozmolojisinde de görülür ve iki kıtanın bağımsız ama yapısal olarak akraba düşünce dünyalarını ele verir.

Kurban: Ne Kadarı Gerçek, Ne Kadarı Sahne?

Top oyununun en çok tartışılan boyutu, insan kurbanıyla ilişkisidir. Sanat kanıtları açıktır: Chichén Itzá'nın Büyük Top Sahası'ndaki kabartmalar, diz çökmüş başsız bir oyuncunun boynundan fışkıran kanın yedi yılana ve çiçekli bitkilere dönüştüğünü gösterir — kurbanın bereketi, bitki örtüsünü ve yaşamı doğurduğu fikrinin görsel ifadesidir. El Tajín ve Aparicio kabartmaları da benzer başkesme sahneleri taşır. Bu nedenle bilim insanları, en azından bazı tören maçlarının doruk noktasının ritüel başkesme (decapitation) olduğunda hemfikirdir.

Ancak ayrıntılar tartışmalıdır. "Kazanan mı yoksa kaybeden takım mı kurban edilirdi?" sorusunun tek bir yanıtı yoktur; uygulama dönem, bölge ve maçın türüne göre değişmiş görünür. Romantik bir popüler anlatı, kazanmanın kurban edilme onurunu getirdiğini ileri sürer; çoğu uzman ise bunu kanıtsız bulur ve daha olası senaryonun, savaş esirlerinin kurban edilmeden önce kaybetmeye mahkûm bir maç oynatılması — yani oyunun bir infaz töreni çerçevesi olması — olduğunu savunur. Her durumda, gündelik maçların ezici çoğunluğu kurbansız oynanan, bahis oynanan ve toplumsal bir tutku haline gelmiş karşılaşmalardı. Aztek başkenti Tenochtitlán'da oyun aynı zamanda bir kehanet aracıydı: kaynaklar, son hükümdar Moctezuma'nın, Texcoco kralı Nezahualpilli ile oynadığı bir maçta yenilgisinin, imparatorluğun yıkımına dair bir alâmet olarak yorumlandığını aktarır.

Ses, Hareket ve Tören Mekânı

Top oyununu salt bir mitos-ritüel olarak görmek, onun bedensel ve duyusal boyutunu eksik bırakır. Saha, bir kutsal sanat ve performans mekânıydı: oyunun öncesinde ve sonrasında davullar, kabak çıngıraklar, deniz kabuğu boruları ve flütlerle müzik yapılır, dans edilirdi. Bu ses peyzajı, oyunun kozmik anlamını duyulur kılan bir çerçeveydi; ritmin ve hareketin kutsalla buluştuğu bu zemin, Mesoamerika'da sesin ve müziğin ruhsal işlevine dair daha geniş anlayışın bir parçasıydı. Chichén Itzá sahasının olağanüstü akustiği — bir uçtaki fısıltının yüz metre öteden duyulabilmesi, tek bir alkışın yankısı — bu mekânların aynı zamanda akustik birer enstrüman gibi tasarlandığını düşündürür.

Sahanın kentteki konumu da rastlantı değildi. Top sahaları çoğu kez kentin tören merkezinde, başlıca tapınak ve piramitlerin yanında yer alırdı. Tanrılara adanmış muazzam ritüel kentlerde — örneğin Orta Meksika'nın büyük metropolü Teotihuacán'da — top oyunu kozmik düzenin kamusal olarak yeniden üretildiği ayinler ağının bir düğümüydü. Saha, tapınak ve gökyüzü gözlemi aynı kutsal coğrafyanın parçalarıydı.

Ölüm, Atalar ve Yeniden Doğuş

Top oyununun ölüm kültüyle bağı, yalnızca kurban sahneleriyle sınırlı değildir; daha derinde, ölümün bir son değil bir geçiş olduğu inancına dayanır. Popol Vuh İkizleri'nin Xibalba'ya inip oradan yükselmeleri, ölümün döngüsel olarak aşıldığı bir kozmik şablondur. Oyun, bu şablonu her oynanışında yeniden hayata geçirir: oyuncu yeraltına iner, ölümle yüzleşir ve — sembolik ya da gerçek bir kurban aracılığıyla — yaşamın, güneşin, mevsimin yenilenmesini sağlar. Bu yönüyle top oyunu, Mesoamerika'nın atalar ve ölüler dünyasıyla kurduğu sürekli alışverişin bir veçhesidir; And dünyasındaki ata kültü ve mumyalanmış atalar (mallki) geleneğinde olduğu gibi, burada da yaşayanlarla ölüler arasındaki sınır geçirgendir ve ritüel, bu sınırı düzenleyen aracı eylemdir.

İspanyol fethi top oyununu büyük ölçüde bastırdı; misyonerler onu putperestliğin ve insan kurbanının simgesi olarak gördü. Yine de oyun bütünüyle ölmedi: Kuzeybatı Meksika'da, Sinaloa ve çevresinde ulama adıyla anılan bir biçimi, kalçayla oynanan kauçuk topuyla bugüne dek yaşamayı sürdürmüştür — üç bin yıllık bir ritüelin, anlamı dönüşmüş de olsa, kesintisiz bir bedensel hafızası olarak.

Sonuçta Mesoamerika top oyunu, "spor" kelimesinin taşıyamayacağı kadar yüklü bir kültürel kurumdur. O, aynı anda bir atletik müsabaka, bir bahis ve eğlence, bir kehanet aracı, bir diplomasi sahnesi, bir kurban töreni ve hepsinden önce, evrenin düzeninin — güneşin doğuşunun, mevsimin dönüşünün, ölümün yenilmesinin — insan eliyle ve insan bedeniyle yeniden kurulduğu kozmik bir dramaydı.

Kaynaklar