And Kozmolojisi: Üç Dünya, Kay Pacha ve Uku Pacha
And dünyasının üç katmanlı evren tasavvuru: yukarının (Hanan Pacha), bu dünyanın (Kay Pacha) ve içeri/aşağının (Uku Pacha) birbirine geçmiş düzeni; bu yapının toplumsal, tarımsal ve ritüel hayatı nasıl örgütlediği ve günümüze değin sürekliliği.
“Kay pacha, hanan pacha, uku pacha — üç dünya tek bir nefeste soluk alır.” — Quechua sözlü geleneğinden derleme (Bernabé Cobo'nun aktardığı kozmik düzen tasviri uyarınca)
Pacha: Hem Zaman Hem Mekân
And maneviyatını anlamanın anahtarı, Quechua dilindeki tek bir kelimede gizlidir: pacha. Bu sözcük Avrupa dillerine kolayca çevrilemez; çünkü aynı anda hem “dünya/mekân” hem “zaman/çağ” hem de “düzen/hal” anlamına gelir. Pacha, bir yerin coğrafi sınırı değil, bir varoluş tarzının bütünüdür: belirli bir mekânda, belirli bir zamanda hüküm süren ilişkiler ağı. Bu yüzden And düşüncesinde mekânsal katmanlar ile zamansal çağlar iç içe geçer; yukarıdaki dünyaya çıkmak, aynı zamanda başka bir varoluş kipine geçmektir.
Bu kavrayış, Batı metafiziğinin keskin zaman/mekân ayrımına alışkın bir zihne yabancı gelir. And ontolojisi, varlığı durağan tözler değil, sürekli akış halindeki ilişkiler olarak görür — bu yönüyle Doğu ile Batı ontolojileri arasındaki ayrımı tartışan çerçevenin “üçüncü bir kutbu” gibi okunabilir. Evren, statik bir hiyerarşi değil, karşılıklı besleyen güçlerin dinamik dengesidir. İnka ve onun öncülü And halkları (Wari, Tiwanaku, Chavín) bu dengeyi üç katmanlı bir kozmoloji içinde düşündüler.
Üç Dünyanın Düzeni
İspanyol kroniklerinin (özellikle Bernabé Cobo, Cristóbal de Molina ve Polo de Ondegardo) ve modern etnografların derlediği tasavvura göre And evreni üç temel katmandan oluşur. Ancak bu katmanları üst üste dizili “kat” olarak düşünmek yanıltıcıdır; bunlar geçirgen, birbirine sızan, eşik mekânlar aracılığıyla iletişim kuran âlemlerdir.
Hanan Pacha — Yukarının Dünyası
Hanan Pacha, “yukarı/üst dünya”dır: gök kubbenin, göksel cisimlerin ve en yüce ilahi güçlerin alanı. Burada Inti (güneş, İnka hanedanının atası sayılan tanrı), Mama Killa (ay), Illapa (şimşek, yağmur ve fırtına tanrısı) ve yıldız takımyıldızları ikamet eder. And göğü yalnızca parlak yıldızlarla değil, Samanyolu'ndaki kara bulutsularla (yacana/lama, mach'acuay/yılan, hanp'atu/kurbağa gibi “kara takımyıldızlar”) da haritalandırılmıştı — bu, dünyada eşi az bulunan, ışığın değil karanlığın biçimlerini okuyan bir astronomi geleneğidir.
Hanan Pacha'nın en üstünde, bazı kaynaklarda Viracocha (Wiraqucha) adlı yaratıcı ilke yer alır: dünyayı, göğü ve diğer tanrıları var eden, soyut ve uzak bir kozmik fail. Hanan Pacha düzenin, bereketin kaynağının ve meşruiyetin alanıdır; İnka hükümdarının (Sapa Inka) Güneş'in oğlu sayılması, siyasi iktidarı doğrudan bu üst dünyaya bağlar.
Bu göksel dünyanın gözlemi soyut bir merak değil, hayatta kalmanın aracıydı. Gary Urton'un Misminay köyünde yürüttüğü etnoastronomik araştırma, And çiftçilerinin bugün hâlâ Pleiades takımyıldızını (yerel adıyla qollqa, “ambar”) Haziran ortasındaki görünürlüğüne bakarak izlediğini ve onun parlaklığına göre yağmur mevsiminin ne zaman geleceğini, dolayısıyla ekim tarihini kestirdiğini göstermiştir. Çarpıcı olan, modern atmosfer biliminin bu halk yönteminin ardındaki mekanizmayı doğrulamasıdır: El Niño yıllarında üst atmosferdeki bulutluluk Pleiades'in görünürlüğünü azaltır ve aynı yıllar genellikle kurak geçer; köylüler böylece yüzyıllardır, farkında olmadan, bir iklim sinyalini okumaktadır. Hanan Pacha'nın takvimsel bilgisi, Coricancha'dan ufka yönelen gözlem hatlarıyla, gündönümü ve ekinoks doğuş noktalarının izlenmesiyle kurumsallaştırılmıştı; gök, böylece hem tanrıların hem de tarımın yazıldığı bir levhaydı.
Kay Pacha — Bu Dünya
Kay Pacha, “bu dünya”dır: insanların, hayvanların, bitkilerin, dağların ve nehirlerin yaşadığı orta âlem. And düşüncesinde Kay Pacha pasif bir sahne değil, canlı ve faillik sahibi varlıklarla dolu bir alandır. Dağlar (apu'lar) bilinçli koruyucu ruhlardır; toprağın kendisi Pachamama olarak dişil, doğurgan ve karşılık bekleyen bir varlıktır. Bu katmanda yaşamak, sürekli müzakere içinde olmak demektir: insan, toprağı eker ama ondan aldığını geri vermekle yükümlüdür.
Kay Pacha aynı zamanda en kırılgan katmandır; çünkü yukarının ve aşağının güçleri burada kesişir. Bir tarlanın bereketi Hanan Pacha'nın yağmuruna, tohumun çimlenmesi ise Uku Pacha'nın yeraltı güçlerine bağlıdır. İnsanın görevi, bu iki kutup arasındaki akışı dengede tutmaktır — bunu sağlayan ahlâkî ilke ise ayni (karşılıklılık) ilkesidir.
Uku Pacha — İçerinin/Aşağının Dünyası
Uku Pacha (bazı kaynaklarda Ukhu Pacha), “içeri” veya “aşağı” dünyadır: yeraltının, ölülerin, tohumların ve henüz doğmamışların alanı. Brief'te anılan “Sqa Pacha” ifadesi, bölgesel telaffuz ve yazım farklarını yansıtan bu yeraltı/iç dünya katmanına karşılık gelir; standart Quechua literatüründe yaygın biçim Uku Pacha'dır.
Uku Pacha'yı yalnızca “cehennem” veya kötülük diyarı olarak okumak Hristiyan bir yanlış-aktarımdır. And tasavvurunda yeraltı, ölümün olduğu kadar doğumun ve bereketin de kaynağıdır: tohum toprağa gömülür ve oradan yeniden hayata fışkırır. Mağaralar (paqarina), pınarlar ve yarıklar, Uku Pacha ile Kay Pacha arasındaki eşiklerdir; pek çok And halkının köken miti, atalarının bir mağaradan, gölden ya da kaynaktan “çıkarak” var olduğunu anlatır. İnka hanedanının Pacaritambo mağaralarından çıkış efsanesi bunun klasik örneğidir. Böylece atalar (mallki) hem ölü hem de canlı topluluğun bir parçası olarak Uku Pacha ile bağı sürekli kılar — bu süreklilik ata kültü ve mumyalanmış atalar (mallki) pratiğinde somutlaşır.
Uku Pacha'nın belirsiz ahlâkî statüsü, And kozmolojisinin Batılı iyi/kötü ikiliğini reddeden derin yapısını açığa vurur. Yeraltı güçleri tehlikeli olabilir, ama aynı zamanda hayatın ön koşuludur; onlardan korkmak değil, onlarla doğru ilişki kurmak esastır. Pachakuti (pacha + kutiy, “dünyanın altüst oluşu/devrilmesi”) kavramı tam da bu noktada devreye girer: And zaman anlayışında çağlar doğrusal değil, dönüşümlüdür; bir pacha tükenip yerini yenisine bırakır, yukarıda olan aşağıya, aşağıda olan yukarıya geçebilir. Fetih sonrası yerli direniş hareketleri (örneğin 16. yüzyıldaki Taki Onqoy hareketi), tam da böyle bir kozmik devrilme — sömürgeci düzenin altüst olup eski huaca'ların geri döneceği bir pachakuti — beklentisiyle beslenmişti. Bu, kozmolojinin yalnızca metafizik bir şema değil, tarihsel umudun ve direnişin de dili olduğunu gösterir.
Eşikler, Eksen ve Akış
Üç dünya birbirinden kopuk değildir; aralarında sürekli bir alışveriş vardır. And kozmolojisinde bu katmanları birbirine bağlayan dikey bir eksen düşünülür — kimi yorumcular bunu bir “kozmik ağaç” veya “köprü” imgesiyle, kimileri ise Samanyolu'nun gökyüzünü ikiye bölen mayu (göksel nehir) imgesiyle ilişkilendirir. Su, bu kozmolojide birleştirici unsurdur: yağmur Hanan Pacha'dan iner, Kay Pacha'da nehirleri besler, yeraltına süzülerek Uku Pacha'ya ulaşır ve buharlaşarak yeniden göğe yükselir. Böylece üç dünya tek bir döngüsel akış içinde birbirine bağlanır.
Bu dikey eksen, yatay bir ilkeyle tamamlanır: yanantin (tamamlayıcı ikilik). And düşüncesi karşıtlıkları (erkek/dişi, sağ/sol, yukarı/aşağı, hanan/hurin) birbirini dışlayan değil, birbirini bütünleyen çiftler olarak görür. Hiçbir kutup tek başına tam değildir; bütünlük ancak karşıtın varlığıyla mümkündür. Bu, And maneviyatının en derin ontolojik sezgilerinden biridir ve onu Asya'nın yin-yang gibi tamamlayıcı düalite sistemlerine yapısal olarak yaklaştırır.
Yanantin ilkesi, And matematiğinde ve toplumsal örgütlenmesinde de iz bırakır. Sayım ve kayıt aracı olan khipu (düğümlü ipler), ikili ve onlu yapılarla bilgiyi kodlardı; topluluklar moiety (ikili bölünme) sistemiyle, yani hanan ve hurin yarımlar halinde örgütlenirdi. Evlilik, su hakları, tarla paylaşımı ve ritüel görevler bu tamamlayıcı ikilik mantığına göre dağıtılırdı. Antropolog R. T. Zuidema'nın gösterdiği gibi, Cusco'nun toplumsal coğrafyası neredeyse cebirsel bir kesinlikle bu ikili-dörtlü kozmik şemayı yeryüzüne yansıtıyordu. Böylece soyut bir metafizik ilke — karşıtların tamamlayıcılığı — somut bir toplumsal mühendisliğe dönüşüyordu. Ontoloji ile sosyoloji arasındaki bu kesintisiz geçiş, And düşüncesinin en ayırt edici özelliğidir: dünyanın yapısı ile toplumun yapısı aynı gramerin iki ifadesidir.
Toplumsal ve Tarımsal Düzenin Kozmik Temeli
And kozmolojisinin en çarpıcı yönü, soyut bir teoloji olarak kalmayıp toplumsal hayatı doğrudan yapılandırmasıdır. İnka başkenti Cusco (Qosqo, “dünyanın göbeği”) bu kozmik düzenin yeryüzündeki izdüşümüydü. Şehir, hanan (yukarı) ve hurin (aşağı) olmak üzere ikiye bölünmüştü; bu bölünme yalnızca coğrafi değil, soybilimsel, ritüel ve siyasiydi. İmparatorluğun dört bölgesi (Tawantinsuyu, “dört bölgenin birliği”), kozmik yönelimleri yansıtan dört suyu'ya ayrılmıştı.
Bu düzenin en sofistike ifadesi, Cusco'daki Coricancha (Güneş Tapınağı) merkezinden ışınsal olarak yayılan kutsal hatlar sistemiydi; her hattın üzerinde sıralanan kutsal noktalar (huaca'lar) farklı soy gruplarına ve takvim dönemlerine tahsis edilmişti. Bu ağ, hem astronomik gözlemi, hem su dağıtımını, hem de ritüel takvimi tek bir kozmik haritada birleştiriyordu — ayrıntıları ceque sistemi ve kutsal hatlar başlığında ele alınır. Dağların kendisi de bu kutsal coğrafyanın düğüm noktalarıdır; her topluluğun koruyucu bir apu'su, yani kutsal dağ ve apu gücü vardır.
Tarımsal hayat ise kozmolojinin nabzıdır. Ekim ve hasat takvimi, Pleiades (Ülker/“qollqa”) takımyıldızının doğuş zamanı ve gökyüzü gözlemleriyle belirlenirdi. Yağmuru ve bereketi sağlamak için Pachamama'ya sunulan adaklar — koka yaprağı, mısır birası (chicha), bazen lama kurbanı içeren despacho/pago törenleri — Kay Pacha'daki insanla diğer iki dünyanın güçleri arasındaki sözleşmeyi yeniler. Bu törenler bugün hâlâ Pachamama ritüelleri olarak sürdürülür.
And Maneviyatının Geniş Bağlamı
Üç dünya tasavvuru, And bölgesinin daha geniş yerli maneviyatının çekirdeğidir; bu maneviyatın tarihsel ve dinsel gelişimi İnka maneviyatı başlığında daha ayrıntılı işlenir. And kozmovizyonu, Mezoamerika'nın katmanlı evren modelleriyle (Maya ve Azteklerin yukarı/orta/yeraltı dünyaları) çarpıcı yapısal benzerlikler taşır; bu paralellik Maya ve Aztek maneviyatı ile karşılaştırıldığında, Yeni Dünya kozmolojilerinin ortak bir derin gramerine işaret eder gibidir. Yine de And modelinin kendine özgü vurgusu, dünyalar arasındaki karşılıklılık ekonomisidir: evren, verme ve alma dengesinin bozulmadığı sürece ayakta kalan bir borç-alacak ağıdır.
Fetih, Süreklilik ve Bugün
İspanyol fethi (1532) ve yoğun Hristiyanlaştırma çabaları, And kozmolojisini yok edemedi; onu dönüştürerek sürdürdü. Bu olgu, din bilimcilerin “dinsel senkretizm” dediği sürecin en zengin örneklerinden biridir. Hanan Pacha'nın göksel güçleri Hristiyan azizleri ve Bakire Meryem figürleriyle örtüştürüldü; Pachamama, Meryem imgesiyle iç içe geçti (Andean Madonna ikonografisinde dağ ile Bakire'nin biçimsel kaynaşması bunun görsel kanıtıdır). Uku Pacha'nın güçleri ise “supay” adıyla kısmen şeytanlaştırıldı, ama tümüyle kötücül kabul edilmedi.
Bugün Peru, Bolivya ve Ekvador'un Quechua ve Aymara konuşan topluluklarında üç dünya tasavvuru canlılığını korur. Toprağa içkiden ilk yudumu dökmek (ch'alla), Ağustos ayında Pachamama'ya adak sunmak, dağ apularını selamlamak — bunlar müze nesnesi değil, yaşayan pratiklerdir. Akademik araştırmalar (Catherine Allen'ın Sonqo köyü etnografisi, Joseph Bastien'in Kaata dağı çalışması) bu sürekliliğin yalnızca folklorik bir kalıntı değil, işleyen bir dünya görüşü olduğunu gösterir. And kozmolojisi, böylece, kolonyal şiddete rağmen ayakta kalan ve karşılıklılık etiğini modern dünyaya taşıyan diri bir ontolojidir.
Kaynaklar
- Bernabé Cobo, Historia del Nuevo Mundo (1653; İng. çev. Inca Religion and Customs, Roland Hamilton, University of Texas Press, 1990)
- Catherine J. Allen, The Hold Life Has: Coca and Cultural Identity in an Andean Community (Smithsonian Institution Press, 2. baskı 2002)
- Joseph W. Bastien, Mountain of the Condor: Metaphor and Ritual in an Andean Ayllu (Waveland Press, 1978)
- Gary Urton, At the Crossroads of the Earth and the Sky: An Andean Cosmology (University of Texas Press, 1981)
- R. T. Zuidema, The Ceque System of Cuzco: The Social Organization of the Capital of the Inca (E. J. Brill, 1964)
- Frank Salomon & George L. Urioste (çev.), The Huarochirí Manuscript: A Testament of Ancient and Colonial Andean Religion (University of Texas Press, 1991)
- Sabine MacCormack, Religion in the Andes: Vision and Imagination in Early Colonial Peru (Princeton University Press, 1991)
- Cristóbal de Molina, Relación de las fábulas y ritos de los incas (yak. 1575; modern eleştirel basım)