Popol Vuh: Maya'nın Yaratılış Kitabı ve Mitsel Astronomi
Guatemala Yaylası K'iche' Maya'sının kutsal kitabı Popol Vuh: dört çağlık yaratılış, Kahraman İkizler'in Xibalba'ya inişi, mısır insanının yaratılışı ve döngüsel zamanın gökyüzüne yazılmış mitsel astronomisi.
“Bunların hepsi hâlâ asılı duruyordu, ne gök ne yer kıpırdıyordu; sadece dingin su, sadece dümdüz deniz, tek başına, yatışmış. Henüz hiçbir şey var olmamıştı.” — Popol Vuh, Açılış Bölümü (Tedlock çevirisi)
Saklı Bir Kitabın Sözü
Popol Vuh — adını ister “Topluluk Kitabı”, ister “Meşveret/Danışma Kitabı” olarak çevirelim — Mezoamerika'nın yerli geleneklerinden günümüze kalan en eksiksiz mitolojik ve kozmogonik metindir. K'iche' (eski yazımıyla Quiché) Maya dilinde popol “hasır, toplanma yeri, topluluk”, wuj ise “kitap, kâğıt, yazı” demektir; birlikte, bir halkın hükümdarlarını meşrulaştıran ve kimliğini koruyan kurucu anlatının adıdır. Metin, Guatemala Yaylası'ndaki K'iche' beyliğinin kendi soyunu tanrılara ve ilk insanlara bağlayan kutsal bir tarih-mitos örgüsüdür.
Eserin can alıcı paradoksu, açılış sözlerinde gizlidir: Anlatıcılar, bu hikâyeyi “artık eski kitap görülemediği için” yazdıklarını söylerler. Yani Popol Vuh'un kendisi, kaybolmuş bir kitabın — büyük olasılıkla hiyeroglif bir Maya kodeksinin — hatırlanan içeriğinin yeniden yazımıdır. Bu yönüyle metin, sözlü ile yazılı, fetih öncesi ile sömürge dönemi arasında asılı kalmış bir köprüdür. Maya ve Aztek maneviyatının genel çerçevesi içinde Popol Vuh, soyut bir teoloji değil, yaşayan bir halkın hafıza taşıyıcısıdır.
Metnin Tarihi: Sözden Latin Harflerine
Bugün elimizdeki Popol Vuh, yaklaşık 1554-1558 yılları arasında, adı bilinmeyen K'iche' soyluları tarafından, İspanyol misyonerlerin getirdiği Latin alfabesiyle K'iche' dilinde yazıya geçirilmiştir. Bu ilk metin kayıptır. Onu kurtaran kişi, on sekizinci yüzyılın başında (yaklaşık 1701-1703) Chichicastenango'da görev yapan Dominiken rahip Francisco Ximénez'tir. Ximénez, K'iche' aslını sütun sütun kopyalamış ve karşısına İspanyolca çevirisini koymuştur; bu iki dilli el yazması bugün Chicago'daki Newberry Kütüphanesi'nde (Ayer koleksiyonu) saklanmaktadır.
Metnin Batı'da tanınması ise on dokuzuncu yüzyılda, Carl Scherzer ve özellikle Abbé Charles Étienne Brasseur de Bourbourg'un Fransızca yayını (1861) sayesinde gerçekleşti. Yirminci yüzyılda Adrián Recinos'un İspanyolca eleştirel basımı ve Dennis Tedlock ile Allen J. Christenson'ın İngilizce çevirileri, metni hem akademik hem etnografik açıdan yeniden değerlendirdi. Özellikle Tedlock, çalışmalarını çağdaş K'iche' ajq'ij (gün sayıcısı/maneviyat rehberi) Andrés Xiloj ile birlikte yürüterek, ölü bir metni yaşayan bir geleneğin ışığında okumanın yolunu açtı. Bu, Gılgamış Destanı gibi yalnızca arkeolojik tabletlerden tanıdığımız metinlerden Popol Vuh'u ayıran kritik bir özelliktir: anlattığı dünya, anlatıcılarının torunlarında hâlâ nefes alır.
Yaratılışın İlk Çağları
Popol Vuh, evrenin sessiz suların üzerinde başladığını anlatır. Başlangıçta yalnızca Tepeu ve Gucumatz (Q'uq'umatz, “Tüylü Yılan”) ile Göğün Yüreği Huracán vardır; yaratıcılar, sözle düşünüp danışarak dünyayı var ederler. Dağlar sudan yükselir, ormanlar ve hayvanlar belirir. Ancak yaratılışın asıl amacı, yaratıcıları adlarıyla anacak, onlara saygı sunacak bilinçli bir varlıktır — ve bu hedefe ulaşmak kolay olmaz.
Anlatı, art arda başarısız yaratma denemelerini bir tür kozmik öğrenme süreci olarak sunar:
- Hayvanlar konuşamaz, tanrıları öğemez; bu yüzden yem olmaya ve birbirini avlamaya mahkûm edilirler.
- Çamur insanı biçimsizdir, dağılır, suda erir; bakamaz, çoğalamaz.
- Ahşap insanlar (tahtadan oyulmuş kuklalar) yürür, konuşur, çoğalır ama kalpsiz ve belleksizdirler; yaratıcılarını anmaz, ev eşyalarına ve hayvanlarına kötü davranırlar. Sonunda büyük bir tufan ve isyan eden eşyalar (değirmen taşları, çömlekler, köpekler) tarafından yok edilirler; sağ kalanların maymunlara dönüştüğü söylenir.
Bu döngüsel deneme-yanılma şeması, karşılaştırmalı yaratılış mitolojisinin tipik bir motifidir: yaratım tek seferde değil, ardışık “çağlar” hâlinde, kusurların düzeltilmesiyle ilerler. Aztek geleneğindeki “Beş Güneş” miti ile yapısal akrabalığı çarpıcıdır; her iki gelenekte de mevcut insanlık, yıkılmış önceki dünyaların ardından gelen son denemedir.
Bir noktayı vurgulamak gerekir: Popol Vuh'un yaratıcıları, başka geleneklerin çoğunda görülen mutlak hiçlikten (creatio ex nihilo) yaratmaz. Başlangıçtaki durgun su ve gök, zaten oradadır; yaratım, var olan bir potansiyeli sözle düzenleme edimidir. Tepeu ve Gucumatz'ın “düşünüp danışarak” karar vermeleri, K'iche' siyasi kültüründeki meşveret idealini — kitabın adındaki “danışma” anlamını — kozmik düzeye taşır. Evren, tek bir buyurgan iradenin değil, çoğul yaratıcıların uzlaşısının ürünüdür.
Kahraman İkizler ve Xibalba'ya İniş
Popol Vuh'un edebî kalbi, Hunahpú ve Xbalanqué adlı Kahraman İkizler'in destanıdır. Öyküleri kuşaklar öncesine, babaları Hun Hunahpú ve amcaları Vucub Hunahpú'nun, yeraltı ölüler diyarı Xibalba'nın (“korku yeri”) efendileri tarafından top oyunu bahanesiyle aşağı çağrılıp öldürülmesiyle başlar. Hun Hunahpú'nun kesik başı bir su kabağı ağacına asılır; başın tükürüğüyle gebe kalan Xibalbalı kız Xquic, yeryüzüne kaçar ve İkizler'i doğurur.
İkizler büyüyünce, babaları gibi top oyununun gürültüsüyle Xibalba lordlarını rahatsız eder ve aynı tuzakla yeraltına çağrılırlar. Ancak onlar, kurnazlık ve hileyle Xibalba'nın ölümcül sınavlarını birer birer aşarlar: Karanlık Ev, Bıçaklar Evi, Soğuk Ev, Jaguar Evi, Ateş Evi ve yarasaların kol gezdiği Yarasa Evi. Sonunda kendi ölümlerini bile bir stratejiye çevirir; yakılıp külleri nehre saçıldıktan sonra yeniden doğar, gezgin hokkabazlar kılığında Xibalba'ya dönüp lordları kandırarak yok ederler. Bu zafer, ölümün ve yeraltı güçlerinin kesin yenilgisini değil, onların hizaya getirilmesini simgeler — Xibalba bundan böyle yalnızca kötüleri ve hak edenleri cezalandırabilecektir.
Bu iniş-çıkış (katabasis) örüntüsü, dünya mitolojisinin temel bir kalıbıdır ve Mezoamerika top oyununun yeraltı sembolizmiyle doğrudan örtüşür. Taş top sahaları, fiziksel bir spor alanından çok, yaşam ile ölüm, gündüz ile gece, gök ile yeraltı arasındaki kozmik mücadelenin sahnelendiği ritüel mekânlardı.
Mısır İnsanının Yaratılışı
İkizler'in Xibalba'yı yenmesinin ardından, nihayet başarılı yaratım gerçekleşir. Yaratıcı tanrılar, doğru malzemeyi bulurlar: mısır. Sarı ve beyaz mısır tanelerinden öğütülen hamurla ilk dört insan — Balam Quitzé, Balam Acab, Mahucutah ve Iqui Balam — yoğrulur. Bu “mısır insanları”, önceki denemelerin tersine, hem konuşur hem hatırlar; üstelik öyle keskin görürler ki, yeryüzünün dört bucağını ve göğün sırlarını bir bakışta kavrarlar.
Tam da bu kusursuzluk, tanrıları tedirgin eder: yaratılmış varlık yaratıcısına eş bilgiye sahip olmamalıdır. Bu yüzden tanrılar insanın gözüne bir tür sis üfler, görüşünü kısarlar; böylece insan, sınırlı ama saygılı bir varlık hâline gelir. Mısırın kutsal madde olarak seçilmesi rastlantı değildir: Mezoamerika tarımının ve gündelik geçiminin temeli olan mısır, burada hem bedenin hem kimliğin özü kılınır. “Mısır insanı”, K'iche' kozmolojisinde insanlığın özsel tanımıdır.
Mitsel Astronomi ve Döngüsel Zaman
Popol Vuh salt bir anlatı değil, gökyüzüne yazılmış bir takvim ve astronomi metni olarak da okunur. Tedlock'un öncülük ettiği etnoastronomik yorum, Kahraman İkizler'in serüvenini gökcisimlerinin hareketleriyle eşleştirir. Yaygın yoruma göre Hunahpú Venüs gezegenini, kardeşi Xbalanqué ise (adındaki balam “jaguar”, aynı zamanda gece güneşinin simgesidir) Ay'ı veya gece göğünü temsil eder; ikizlerin Xibalba'ya inip yeniden doğuşu, Venüs'ün sabah ve akşam yıldızı olarak görünüp kaybolmasının, güneşin batıp doğmasının mitsel karşılığıdır.
Maya astronomisi, Tüylü Yılan kültüyle de yakından bağlantılı olan Venüs döngüsünü (yaklaşık 584 gün) olağanüstü bir hassasiyetle izlemiş; bu döngü Dresden Kodeksi gibi belgelerde tablolaştırılmıştır. Babalarının kesik başının su kabağı ağacında “meyve” gibi asılı kalması ve Xquic'i döllemesi, kimi yorumcularca tohum-ölüm-yeniden doğuş döngüsünün, yani tarımsal ve göksel yenilenmenin bir alegorisi sayılır.
Tüm bu örgü, Maya zaman anlayışının döngüselliğini yansıtır. Zaman, doğrusal ve geri dönüşsüz değil; tıpkı tohumun toprağa gömülüp yeniden filizlenmesi, güneşin yeraltına inip yeniden doğması gibi, ölüm ve diriliş arasında salınan bir ritimdir. Bu döngüsel kozmoloji, And dünyasının dikey katmanlı evren modeliyle — And kozmolojisinin üç dünyasıyla — kıyaslandığında, Yeni Dünya yerli düşüncesinin ortak bir damarını açığa çıkarır: kâinatın bir mekanizma değil, sürekli yeniden kurulan canlı bir döngü olduğu inancı.
Mısırın ve toprağın kutsallığı bu noktada özellikle anlamlıdır. And dünyasında toprak ananın bereketine sunulan Pachamama ritüellerinde olduğu gibi, Maya'da da tarımsal bereket, kozmik düzenin ve ata ruhlarının hoşnutluğunun doğrudan göstergesidir. Yine And toplumlarının karşılıklılık ilkesi — verme ile alma arasındaki kutsal denge olarak ayni — ile Maya'nın insan-tanrı ilişkisi arasında çarpıcı bir koşutluk vardır: insan, tanrıları “besler” (anar, sunu sunar), tanrılar da karşılığında yağmuru, mısırı ve yaşamı bağışlar. Yaratılışın amacının baştan beri “adıyla anan, saygı sunan” bir varlık olması, bu karşılıklı borç ekonomisinin mitsel temelidir.
Top Oyunu, Ölüm ve Kozmik Mücadele
Popol Vuh'un en özgün katkılarından biri, ölümle kurduğu ilişkidir. Xibalba, Hristiyanlıktaki cehennem gibi mutlak bir ceza yeri değildir; daha çok hastalık, çürüme ve korkunun kişileştiği, lordlarının (Bir Ölüm, Yedi Ölüm, Kan Toplayıcı, İrin Yapıcı gibi adlar taşıyan) hile ve kibirle hüküm sürdüğü bir alt-dünyadır. Kahraman İkizler'in bu diyarı top oyunuyla ve zekâyla yenmesi, kibrin ve aldatmacanın er geç kendi kuyusunu kazdığı yönünde ahlâkî bir ders taşır. Zafer kaba kuvvetle değil, sabır, kurnazlık ve dönüşüm yeteneğiyle kazanılır.
Top oyunu burada salt bir spor değil, evrenin dramatize edilmiş bir modelidir: topun sürekli havada tutulması, güneşin ve gezegenlerin durmaksızın hareket etmesini, kozmik dengenin korunmasını simgeler. Bu nedenle Mezoamerika top sahaları çoğu kez yeraltına açılan eşiklerle, mağaralarla ve su kaynaklarıyla ilişkilendirilmiş, kimi zaman ritüel kurbanların sahnesi olmuştur. İkizler'in ölümü yenip göğe yükselmesi — birinin güneş, ötekinin ay olarak — Mezoamerika kozmolojisinin temel gerilimini, yani ışık ile karanlığın, yaşam ile ölümün döngüsel dengesini özetler.
Soykütüğü, Meşruiyet ve Yaşayan Gelenek
Eserin son bölümleri mitolojiden tarihe geçer: ilk dört insanın soyundan gelen K'iche' beylerinin göçleri, kutsal kent Tulán'dan tanrı edinmeleri, ataları Balam Quitzé'nin bıraktığı “Sarılı İhtişam” adlı kutsal emanet ve hükümdar hanedanlarının kuşak kuşak listesi anlatılır. Burada Popol Vuh'un siyasi işlevi netleşir: metin, K'iche' soylularının iktidarını doğrudan yaratılış anına ve tanrılara bağlayan bir meşruiyet belgesidir. Mitos ve hanedan tarihi, tek bir kesintisiz örgüde birleşir.
Popol Vuh'u bir müze nesnesi olmaktan çıkaran şey, anlattığı dünyanın sürekliliğidir. Bugün Guatemala Yaylası'ndaki K'iche', Kaqchikel ve komşu Maya toplulukları, 260 günlük cholq'ij ritüel takvimini izleyen ajq'ij'ler aracılığıyla, metindeki kozmolojik ilkeleri yaşatmaya devam eder. Mısırın kutsallığı, dağ ve mağara tapınımı, ataların hatırlanması — hepsi çağdaş Maya maneviyatının canlı unsurlarıdır. Bu yönüyle Popol Vuh, kapanmış bir kanonun son sözü değil, hâlâ konuşan bir geleneğin en görkemli yazılı tanığıdır.
Kaynaklar
- Dennis Tedlock (çev.), Popol Vuh: The Definitive Edition of the Mayan Book of the Dawn of Life and the Glories of Gods and Kings (Simon & Schuster, gözden geçirilmiş baskı 1996)
- Allen J. Christenson (çev. ve ed.), Popol Vuh: The Sacred Book of the Maya (University of Oklahoma Press, 2007)
- Adrián Recinos, Popol Vuh: Las antiguas historias del Quiché (Fondo de Cultura Económica, 1947)
- Munro S. Edmonson, The Book of Counsel: The Popol Vuh of the Quiche Maya of Guatemala (Tulane University, MARI, 1971)
- Mary Miller & Karl Taube, An Illustrated Dictionary of the Gods and Symbols of Ancient Mexico and the Maya (Thames & Hudson, 1993)
- Michael D. Coe & Stephen Houston, The Maya (Thames & Hudson, 9. baskı, 2015)
- Linda Schele & David Freidel, A Forest of Kings: The Untold Story of the Ancient Maya (William Morrow, 1990)