Kutsal Sanat — Müzik & Dans

Navajo Yei Bicchai ve Kum Yayı

Navajo (Diné) Gece Yolu (Nightway) töreninde dokuz gecelik bir şifa kozmolojisi: Yei tanrılarının maskeli dansı, geometrik kum resimleri ve sözün-müziğin ölçülü ritüel dramaturjisi olarak hózhó'nun yeniden kurulması.

8 bağlantı İleri Kutsal Sanat — Müzik & Dans Haritada göster →

“Güzellikle önümde yürüyeyim, güzellikle arkamda yürüyeyim, güzellikle altımda, güzellikle üstümde, çevremde güzellikle… Yeniden güzellikte tamamlandı.” — Gece Yolu töreninin kapanış duası (Sa'ah Naagháí Bik'eh Hózhó)

Bir Kozmolojinin Sahnelenmesi

Kuzey Amerika'nın güneybatısında, bugünkü Arizona, New Mexico ve Utah'ın kesiştiği geniş yarı-çöl yaylasında yaşayan Navajo halkı — kendilerini Diné, yani “İnsanlar” diye adlandırır — Kuzey Amerika'nın en ayrıntılı ve en yoğun biçimde belgelenmiş ritüel sistemlerinden birini geliştirmiştir. Bu sistemin merkezinde, Batı dillerine genellikle Nightway (Gece Yolu) ya da töreni taçlandıran maskeli dansçılar nedeniyle Yeibichai (Diné dilinde Yé'ii Bicheii, “Tanrıların Dedesi/Büyükbabası”) olarak çevrilen dokuz gecelik büyük bir şifa töreni durur. Bu tören yalnızca bir hastalığı iyileştirme girişimi değil; bir kozmolojinin kum, ses, hareket ve sözle yeniden sahnelenmesi, evrenin asli düzeninin bozulmuş bir bedende ve toplulukta yeniden kurulmasıdır.

Navajo ritüel düşüncesinin kalbinde hózhó kavramı yatar. Tek bir Türkçe sözcüğe sığmayan bu terim aynı anda güzelliği, uyumu, dengeyi, düzeni, sağlığı ve “olması gerektiği gibi olma” halini anlatır. Hastalık, kazâ, kâbus, kötü bir karşılaşma ya da bir tabunun çiğnenmesi bu uyumu bozar; karşıtı olan hóchxǫ́ (düzensizlik, çirkinlik, kötülük) devreye girer. Şifa töreni, hastayı yeniden hózhó içine yerleştirme — onu kozmosun başlangıçtaki güzelliğiyle yeniden hizalama — işlemidir. Bu yönüyle Navajo şifası, şamanik şifa geleneklerinin çoğunda görülen “ruhun yerine konması” mantığından farklı bir mantık izler: burada hekim bir savaşçı değil, bir restoratördür; hastalıkla savaşmaz, kozmik orantıyı yeniden tesis eder.

Diné Bahane'leri ve Hataali

Navajo ritüel repertuarı, etnografların “chant” / “chantway” (Diné dilinde hatáál, “şarkı yolu”) dediği geniş bir tören kompleksinden oluşur. Bunların her biri belirli bir mitolojik kahramanın yeraltına, gökyüzüne ya da kutsal varlıkların diyarına yaptığı bir yolculuğun, oradan şifa bilgisini geri getirişinin anlatısına dayanır. Gece Yolu, Dağ Yolu (Mountainway), Gece Şarkısı, Düşman Yolu (Enemyway) ve Bereket Yolu (Blessingway) gibi onlarca törenin her biri farklı hastalık sınıflarına, mevsimlere ve mitolojik temalara karşılık gelir. Gece Yolu özellikle baş, göz, kulak ve zihinle ilgili rahatsızlıklarla — körlük, sağırlık, felç, ruhsal bunalım — ilişkilendirilir ve yalnızca soğuk mevsimde, yani yılanların kış uykusunda ve gök gürültüsünün sustuğu donmuş dönemde icra edilebilir.

Töreni yöneten uzman, hatáálii (çoğunlukla “singer”, şarkıcı diye çevrilir) adını taşır. Bu kişi bir rahip, bir hekim ve bir sanatçının birleşimidir; ama her şeyden önce muazzam bir hâfızanın taşıyıcısıdır. Tek bir dokuz gecelik töreni eksiksiz icra edebilmek için yüzlerce ezberlenmiş şarkı, kesin sıralamalar, dua metinleri, bitki bilgisi ve düzinelerce kum resminin geometrisini hatasız bilmek gerekir. Tek bir yanlış sözcük, atlanmış bir dize ya da ters yerleştirilmiş bir motif törenin etkisini sıfırlamakla kalmaz, hatáálii'nin kendisine zarar verebileceğine inanılır. Bu nedenle bir hatáálii genellikle yaşamı boyunca yalnızca bir ya da birkaç “yol”da uzmanlaşır; bilgi, yıllar süren çıraklıkla, ücret karşılığında ve sözlü olarak aktarılır.

Yei: Kutsal Varlıklar

Törenin adını veren Yei (Yé'ii), Navajo kozmolojisinin Kutsal Halkı'dır (Diyin Dine'é) — insanlardan önce var olan, doğa güçleriyle özdeş tanrısal varlıklar. Bunların arasında en önemlileri Konuşan Tanrı (Haashch'ééłti'í, Talking God), beyaz bir maskeyle temsil edilen ve doğunun, şafağın efendisi olan iyiliksever baş figürdür; karşısında Çağıran Tanrı ya da Ev Tanrısı (Haashch'é'oghan, Calling God / House God) yer alır. Bunlara cinsel ikiliği temsil eden Erkek ve Dişi tanrılar, su ve gök gürültüsüyle bağlantılı varlıklar ile soytarılık ve tersine çevirme işlevi gören Su Serpici (Tó'neinilii, Water Sprinkler) eklenir; bu sonuncusu töreni gülünç hareketlerle yumuşatan kutsal palyaçodur.

Törenin son gecesinde dansçılar bu Yei'lerin maskelerini takarak onları yalnızca temsil etmez, ritüel mantık içinde bir anlamda onlara dönüşür. Bu yapısal olarak Hopi kaçina sistemiyle yakın akrabadır: her iki Pueblo-çevresi gelenekte de maskeli dansçı, kutsal varlığın geçici bedeni hâline gelir ve maske kutsal bir nesne olarak büyük bir saygı ve korkuyla taşınır. Yei Bicchai dansı, ritmik bir vokal eşlikle — yüksek perdeli, kesik ve insan-dışı bir tınıyla söylenen şarkılarla — yürütülür; bu ses kasıtlı olarak gündelik konuşmadan uzaklaştırılmıştır, çünkü konuşan artık insan değil, tanrıdır.

Kum Yayı: Geometrinin Şifası

Navajo töreninin dünya çapında en çok tanınan ögesi, İngilizcede sandpainting denen ve Diné dilinde iikááh (“giriş ve çıkış yerleri” / “tanrıların geldiği yer”) olarak adlandırılan kum resmidir. Hatáálii ve yardımcıları, hogan'ın (geleneksel Navajo evinin) düzlenmiş zeminine, parmaklarının arasından akıttıkları renkli kuru malzemelerle — öğütülmüş kumtaşı, kömür, polen, çiçek tozu, mısır unu ve ezilmiş minerallerle — büyük, simetrik, mitolojik sahneler oluşturur. Bu resimler birkaç metre çapına ulaşabilir ve saatler süren titiz bir kolektif emek gerektirir.

Kum resminin biçimi rastgele değildir; her motif, her renk ve her yönelim kozmolojik bir kodun parçasıdır. Dört ana yön dört renkle eşleşir — geleneksel şemada doğu beyaz (şafak), güney mavi (gündüz göğü), batı sarı (alacakaranlık), kuzey siyah (gece) — ve kompozisyon çoğunlukla bu dört yönlü simetri etrafında kurulur. Merkezde sıklıkla suyun, gök gürültüsünün ya da kutsal bir bitkinin (mısır, fasulye, kabak, tütün) bulunduğu bir kaynak yer alır; çevresinde uzun, ince gövdeli Yei figürleri dizilir. Tüm kompozisyon genellikle gökkuşağı tanrısının (Rainbow Guardian) bükük bedeniyle çevrelenir, yalnızca doğu yönü bir “kapı” olarak açık bırakılır, çünkü kötülüğün hapsolması ve iyiliğin girmesi bu açıklıktan gerçekleşir. Bu mekânsal kutsallaştırma mantığı, dünyanın dört bir yanındaki şifa ve yön kozmolojileriyle — örneğin Lakota'nın çember ve dört yön anlayışıyla — çarpıcı bir koşutluk gösterir.

Kum resminin en derin yönü ritüel kullanımıdır. Resim tamamlandığında hasta, çıplak ya da yarı çıplak biçimde tam ortasına, bir Yei figürünün üzerine oturtulur. Hatáálii, resimden aldığı kumu hastanın bedeninin ilgili kısımlarına — ayağa figürün ayağından, başa başından — sürerek hastayla kutsal imge arasında doğrudan bir özdeşlik kurar. Hasta böylece resmin tasvir ettiği kozmik düzene fiziksel olarak girer; hastalık resme aktarılır, sağlık ve hózhó resimden hastaya geçer. Bu temas tamamlandıktan sonra resim mutlaka bozulur: figürler tersinden silinir, kum toplanır ve hoganın dışına, kuzeye taşınarak güneşin batışından önce serpilir. Resim hiçbir zaman saklanmaz, çünkü o bir sanat eseri değil, bir araçtır; kutsal gücü ancak yaratılış-kullanım-yok ediliş döngüsü içinde işler. Bu geçicilik ilkesi, kalıcı tapınak sanatlarından radikal biçimde ayrılır ve onu Tibet kum mandalalarının yok edilişiyle anlamlı biçimde karşılaştırılabilir kılar.

Sesin, Sözün ve Hareketin Dramaturjisi

Navajo töreni bir toplam sanat eseridir (Gesamtkunstwerk): görsel sanat (kum resmi), müzik (yüzlerce şarkı), sözel sanat (dualar ve mitolojik anlatı), dans ve performatif dram tek bir şifa eyleminde birleşir. Burada müzik ya da görsel motif “dekoratif” değildir; her biri, gücü doğru icraya bağlı olan etken bir bileşendir. Sözün ontolojik gücüne duyulan bu inanç — sözcüğün gerçekliği yalnızca anlatmadığı, onu kurduğu fikri — Navajo şifasını dünyanın başka geleneklerindeki performatif söz anlayışlarıyla, örneğin Sámi joiku ve Fin büyü şiirini ele alan kuzeyin kutsal ezgisi geleneğiyle aynı kavramsal aileye yerleştirir.

Dokuz gecelik akış sıkı bir dramaturjiye sahiptir. İlk dört gün arındırmaya ayrılır: hasta terletme çadırlarıyla, kusturucu otlarla ve yıkanmalarla bedensel ve ruhsal olarak temizlenir; eski, “kirlenmiş” benlik sökülür. Ortadaki günler kum resimleriyle, kutsal varlıkların çağrılması ve hastanın kozmik düzene yeniden bağlanmasıyla geçer. Son gece ise topluluğun katıldığı büyük Yei Bicchai dansının gecesidir: maskeli dansçılar şafağa dek dans eder, hasta artık tedavi edilmiş olarak topluluğun gözleri önünde yeniden dünyaya “doğar”. Bu üç aşamalı yapı — ayrılma, eşik/dönüşüm, yeniden bütünleşme — antropolog Arnold van Gennep ve Victor Turner'ın geçiş ritüelleri kuramındaki klasik şemayla birebir örtüşür ve töreni evrensel bir ritüel dilbilgisinin parçası kılar.

Davulsuz Bir Ritmin Politikası

Navajo töreninin dikkat çekici bir özelliği, Kuzey Amerika'nın birçok başka yerli geleneğinin aksine, büyük davulun merkezî olmamasıdır. Ritim ağırlıkla sesle, çıngıraklarla (mineral ya da geyik tırnağından yapılma rattle) ve bedenin hareketiyle taşınır. Bu, Navajo şifasının komşu kültürlerin davul-merkezli trans tekniklerinden — örneğin Sibirya ve İç Asya geleneklerindeki davulun kutsal binek olarak kullanımından — farklı bir yola, ölçülü ve kozmolojik olarak kodlanmış bir ritüel düzene yöneldiğini gösterir. Navajo hekimi vecd içinde bilinmeyen diyarlara “uçmaz”; aksine, bilgisi tümüyle önceden belirlenmiş, ezberlenmiş ve değiştirilemez bir metni kusursuzca icra etmeye dayanır. Bu açıdan Navajo şifası, kontrol edilemeyen vecd halinden ziyade, vizyon arayışı geleneklerinin disiplinli ve formel kutbuna daha yakın durur — burada güç, kişisel esrimede değil, geleneksel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılan eksiksizliğindedir.

Etnografik Kayıt ve Etik Mesele

Navajo töreninin bu denli ayrıntılı bilinmesi, büyük ölçüde 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başının yoğun etnografik çalışmasına borçludur. Ordu hekimi ve etnograf Washington Matthews, 1880'lerde Gece Yolu'nu sistematik biçimde belgeleyen ilk kişi oldu; The Night Chant (1902) adlı eseri hâlâ temel kaynaktır. Onu, kum resimlerini büyük bir titizlikle kayda geçiren Gladys Reichard, ticaret merkezinde çalışan ve resimleri çoğaltan Franc Newcomb, ve Navajo dilini ve felsefesini derinlemesine inceleyen Berard Haile ile Leland Wyman izledi.

Bu belgeleme bir paradoks taşır. Bir yandan paha biçilmez bir kayıt oluşturmuş, kuşaklar arası aktarımın zayıfladığı dönemde geleneğin bir bölümünü korumuştur. Öte yandan, kutsal kum resimlerinin kalıcı kopyalarının üretilmesi — kitaplarda, halılarda, turistik nesnelerde — Navajo ritüel etiğinin temel ilkesiyle, yani imgenin kullanım sonrası mutlaka yok edilmesi gerektiği ilkesiyle çatışır. Bu nedenle birçok hatáálii ve Navajo topluluğu, kum resimlerinin kalıcı temsillerine kuşkuyla yaklaşmış; günümüzde üretilen ticari kum resimleri çoğunlukla bilerek “eksik” ya da değiştirilmiş bırakılarak gerçek törensel gücün dünyevî alana sızması engellenmiştir. Bu mesele, yerli kutsal bilgisinin belgelenmesi, mülkiyeti ve sömürüsü etrafındaki daha geniş tartışmanın canlı bir örneğidir; bugün Navajo Ulusu, kendi ritüel bilgisi üzerinde fikrî ve kültürel egemenlik talep etmektedir.

Kalıcı Anlamı

Navajo Gece Yolu ve onun kum yayları, kutsal sanatın salt estetik bir nesne değil, kozmosu onaran bir teknoloji olabileceğinin en arı örneklerinden biridir. Geçici olması tesadüf değil, ilkedir: güzellik yaratılır, işlevini görür ve dünyaya geri verilir — tıpkı hózhó'nun kendisi gibi, sürekli yeniden kurulması gereken bir denge. Maskenin altındaki dansçı tanrı olur, kumun üstündeki hasta mit olur ve dokuz gecenin sonunda topluluk, evrenin kırılmış orantısının bir kez daha yerine oturduğuna tanıklık eder. Bu, sanatın, tıbbın ve dinin henüz ayrılmadığı bir dünyanın hâlâ yaşayan sesidir.

Kaynaklar