Önemli Şahsiyetler

Proklos: Neoplatonizmin Sistemcisi ve Son Akademi Başkanı

Geç antik çağın en sistemci Neoplatonisti ve Atina Akademisi'nin son büyük başkanı Proklos: sudur hiyerarşisinin geometrik düzeni, henōsis ve theurgia öğretisi ile Pseudo-Dionysios üzerinden Hristiyan mistisizmine taşınan kalıcı mirası.

17 bağlantı İleri Önemli Şahsiyetler Haritada göster →

“Her tanrısal şey, kendisinden sonra gelen her şey için hem söylenemez biçimde aşkın hem de açıklanamaz biçimde içkindir.” — Proklos, Theologia Platonica I, 12

Bir Çağın Sonunda Bir Sistem

Proklos Lykios (yaklaşık 412–485), Batı düşünce tarihinde nadir görülen bir figürdür: bir geleneğin hem zirvesi hem de son nefesi. MS 5. yüzyılın Atinası'nda, Hristiyanlığın imparatorluğun resmî dini hâline geldiği, pagan tapınaklarının kapatıldığı, eski bilgeliğin kovuşturulduğu bir çağda yaşadı. Tam da bu kuşatma altında, dağılmakta olan antik paganizmin entelektüel ve dinsel mirasını tek bir devasa, kusursuz işleyen sisteme dönüştürdü. Onun eserinde antik Yunan mistik geleneği, Platon'un diyalogları, Pythagorasçı sayı metafiziği, Khaldai Kâhinleri'nin kutsal metinleri ve Orpheusçu teogoniler tek bir kavramsal mimaride birleşir.

Bizans tarihçisi ve öğrencisi Marinos'un yazdığı Proklos ya da Mutluluk Üzerine (Proklos hē Peri Eudaimonias) adlı biyografi, bize filozofun hayatına dair en ayrıntılı tanıklığı sunar. Marinos'a göre Proklos, Lykia kökenli (bugünkü Antalya bölgesi) varlıklı bir hukukçu ailesinin oğluydu; İskenderiye'de retorik ve hukuk öğrendi, ardından felsefeye yönelerek Atina'ya geçti. Burada, kendisinden önce Akademi'yi yöneten Plutarkhos (Atinalı) ve Syrianos'un öğrencisi oldu. Syrianos öldüğünde, henüz yirmili yaşlarındayken Akademi'nin başına (diadokhos, yani "ardıl") geçti ve neredeyse yarım yüzyıl boyunca bu görevi sürdürdü.

Akademi'nin Diadokhos'u

Proklos'un yönettiği kurum, Platon'un MÖ 387 civarında kurduğu özgün Akademi ile doğrudan kesintisiz bir süreklilik taşımasa da, kendisini onun mirasçısı olarak gören geç antik Atina okuluydu. Diadokhos unvanı, Platon'dan beri uzanan ideal bir öğretmen zincirinin halkası olma iddiasını taşır. Proklos bu rolü neredeyse rahipçe bir ciddiyetle üstlendi: Marinos onun her gün güneşe dua ettiğini, ay tutulmalarında oruç tuttuğunu, Mısır, Frigya ve Yunan kült takvimlerinin bütün kutsal günlerini gözettiğini ve "bütün dünyanın rahibi" olduğunu söylediğini aktarır.

Bu yaşam biçimi tesadüfi değildir; Proklos için felsefe ile dinsel pratik birbirinden ayrılmaz iki yüzdür. O, Plotinos'tan miras alınan saf entelektüel yükseliş yolunu reddetmez, ama onu Iamblikhos'un theurgia öğretisiyle tamamlar. Akademi, onun yönetiminde sadece bir felsefe okulu değil, aynı zamanda pagan ruhaniyetinin son kalesi, bir tür "tanrılar ilahiyatı" merkezi hâline geldi. Bu okul, Proklos'un ölümünden yaklaşık elli yıl sonra, MS 529'da İmparator Justinianus'un pagan felsefe öğretimini yasaklayan fermanıyla kapatılacaktı — Batı'da antik felsefenin kurumsal sonunu simgeleyen bir tarih.

Üçlü Ritim: Mone, Proodos, Epistrophe

Proklos'un sisteminin kalbinde, gerçekliğin tamamını yöneten evrensel bir hareket yasası yatar. Her varlık düzeyi üç aşamalı bir ritimle açılır: monē (kalış, kaynakta sebat etme), proodos (çıkış, taşma, ileri yürüyüş) ve epistrophē (dönüş, kaynağa geri çevriliş). Her sonuç (aitiaton), kendisini doğuran nedende (aitia) gizliden kalır, ondan dışa taşar ve nihayet kendi kökenine geri döner. Bu üçlü hareket, sudur öğretisinin Plotinosçu sezgisini matematiksel bir kesinliğe kavuşturur.

Proklos'un en ünlü eseri Stoikheiōsis Theologikē (İlahiyatın Unsurları / Elements of Theology), bu ilkeleri Eukleides'in Stoikheia'sını (Elementler) andıran bir yöntemle, 211 önerme hâlinde, her biri bir öncekinden çıkarsanarak kanıtlar. Bu eser, metafiziğin geometrik aksiyomatik bir bilim gibi sunulabileceğini gösteren tarihteki en cüretkâr denemedir. Burada her kavram —Bir, çokluk, neden, dönüş, sonsuzluk, sınır— bir teorem gibi tanımlanır ve ispatlanır. Eserin berraklığı ve mantıksal sıkılığı, onu Ortaçağ boyunca hem İslam hem Hristiyan dünyasında metafiziğin temel ders kitaplarından biri yapmıştır.

Sudur Hiyerarşisi ve Henadlar Öğretisi

Proklos'un kozmolojisi, Plotinos'un üçlü hipostaz şemasını —Bir (to Hen), Nous (Akıl) ve Ruh (Psykhē)— alır ve onu olağanüstü bir incelikle çoğaltır. Plotinos'ta sade kalan her düzey, Proklos'ta kendi içinde alt üçlemelere bölünür. Sistemin tepesinde, hakkında hiçbir şey söylenemeyen mutlak aşkın Bir vardır. Ama Bir ile çokluğun ilk düzeyi arasındaki uçurumu doldurmak için Proklos özgün bir kavram getirir: henadlar (henades, "birlikler").

Henadlar, Bir'in hemen altında yer alan, kendileri de "bir" niteliği taşıyan tanrısal birimlerdir. Onlar, geleneksel pagan panteonunun tanrılarıyla —Zeus, Apollon, Athena ve diğerleriyle— özdeşleştirilen ilahî ilkelerdir. Böylece Proklos, felsefi tek-ilke metafiziğiyle çoktanrılı halk dinini uzlaştırır: tanrılar, Bir'in farklı niteliklerinin (idiotētes) kişileşmiş, aşkın taşıyıcılarıdır. Her henad bir "zincirin" (seira) başını çeker; bu zincir, akıl düzeyinden ruh düzeyine, oradan maddi dünyadaki bir taşa, bitkiye ya da hayvana kadar uzanır. Theurgia pratiği tam da bu zincirleri kullanır: aşağıdaki bir nesne (symbolon ya da synthēma), kendi zincirinin tepesindeki tanrısal henada doğal bir "sempati" (sympatheia) ile bağlıdır.

Aklî düzlemde Proklos, varlığı (on), yaşamı (zōē) ve aklı (nous) ayrı ama iç içe geçmiş üçlemeler hâlinde düzenler. Bu kavramsal üçlülük —varlık-yaşam-akıl— daha sonra Pseudo-Dionysios aracılığıyla Hristiyan ilahiyatına geçecek ve melek hiyerarşileri öğretisinin omurgasını oluşturacaktır.

Henōsis: Aklın Ötesindeki Birleşme

Proklos için felsefenin nihai amacı, kuru bir bilgi birikimi değil, ruhun kaynağına dönüşüdür. Bu dönüşün doruğu henōsis'tir: ruhun, kendi içindeki "bir olan" (to hen tēs psykhēs, "ruhun çiçeği" / anthos) aracılığıyla mutlak Bir ile birleşmesi. Bu birleşme, akıl düzeyinin (noēsis) ötesindedir; çünkü Bir, akılla bile kavranamaz. Akıl her zaman bir özne ile nesne ayrımını içerir, oysa Bir bu ayrımdan önce gelir. Dolayısıyla en yüksek deneyim, bilen ile bilinenin çözüldüğü, sessiz ve adlandırılamaz bir birleşmedir. Henōsis, Proklos'un mistik epistemolojisinin tepe noktasıdır.

İşte burada Proklos, Plotinos'tan kritik bir noktada ayrılır. Plotinos için ruh kendi entelektüel çabasıyla, içe dönerek (epistrophē) bu birleşmeye ulaşabilir; ruhun bir parçası hiçbir zaman Akıl'dan kopmamıştır. Proklos ise, Iamblikhos'u izleyerek, insan ruhunun bedene tam olarak indiğini ve kendi gücüyle yükselemeyeceğini savunur. Ruh düştüğü için, ona ancak yukarıdan inen tanrısal bir lütuf yardımcı olabilir. Bu yardım, theurgia aracılığıyla devreye girer.

Theurgia: Tanrısal İş

Theurgia (Yunanca theourgia, "tanrı-işi" ya da "tanrısal eylem"), Proklos sisteminde felsefenin tamamlayıcısı, hatta onu aşan bir mertebedir. Ünlü bir pasajında theurgiayı "insanların bütün bilgeliğinden üstün" sayar. Theurgia, sıradan büyüden (goēteia) kesin biçimde ayrılır: amacı tanrıları zorlamak değil, ruhu tanrısal düzene uyumlamak ve onun yukarı çekilmesine (anagōgē) izin vermektir.

Bu pratiğin teorik temeli sempati öğretisidir. Tanrılar, sudur zinciri boyunca dünyaya kendi izlerini, "kutsal işaretlerini" (synthēmata) ekmiştir: belirli taşlar, bitkiler, kokular, sayılar, sesler ve adlar, kaynaklandıkları tanrısal henada gizli bir bağla bağlıdır. Theurg, doğru synthēma'ları doğru biçimde kullanarak bu zinciri "etkinleştirir" ve ruhunu zincir boyunca yukarı taşır. Proklos'un kaynaklarının başında, Iamblikhos'un da kutsal saydığı Khaldai Kâhinleri (Logia Khaldaika) gelir — bu kayıp kehanet metinleri, geç Neoplatonizmin âdeta bir "kutsal kitabı" işlevi görmüştür.

Bu öğreti, theurgia ile entelektüel felsefe arasındaki ilişkiyi tersine çevirir. Plotinos için en yüksek yol akıldır; Proklos için ise theurgia, aklın ulaşamadığı yere —Bir'in eşiğine— erişmenin yoludur. Bu kayma, Iamblikhos tarafından başlatılmış, Proklos tarafından sisteme tam olarak yerleştirilmiştir.

Yorumcu Olarak Proklos

Proklos aynı zamanda Platon diyaloglarının en derin antik yorumcularındandı. Onun Timaios, Parmenides, Alkibiades ve Devlet (Politeia) üzerine yazdığı kapsamlı şerhler günümüze (kimisi eksik) ulaşmıştır. Özellikle Parmenides Şerhi, diyalogun ikinci kısmındaki soyut hipotezleri Bir'in metafiziği için bir anahtar olarak okur ve negatif teolojinin (Bir hakkında ancak "ne olmadığını" söyleyebilme) en gelişmiş antik örneklerinden birini sunar. Timaios Şerhi ise kozmosun oluşumunu ve dünyanın yaratıcısı olan tanrısal zanaatkârın —Demiurgos'un— rolünü ayrıntılı biçimde işler.

Proklos için bu diyaloglar gelişigüzel metinler değil, kutsal vahiyler kadar değerli, içinde tanrısal hakikatin kodlandığı kaynaklardı. O, Platon'u Orpheus ve Pythagoras'ı izleyen bir "tanrıbilimci" olarak görür; felsefeyi, gizem dinlerinin entelektüel bir uzantısı sayardı. Onun Platon okuması, bu yüzden aynı zamanda bir tür kutsal hermenötiktir: metnin yüzeyinin altında, ancak hazırlanmış bir ruhun çözebileceği daha derin katmanlar aranır.

Felsefi şerhlerinin yanında Proklos, Theologia Platonica (Platon İlahiyatı) adlı altı kitaplık devasa bir sentez de bıraktı; burada Platon'un dağınık metafizik imalarını bütünlüklü bir tanrılar ilahiyatına dönüştürür. Ayrıca matematik tarihi açısından paha biçilmez olan Eukleides'in Birinci Kitabı Üzerine Şerh'i, antik geometri felsefesinin en önemli kaynaklarından biridir. Tanrılara ilahiler (Hymnoi) de yazmıştır; bunlar hem dinsel hem felsefi şiirin geç antik örnekleridir.

Matematik, Sınır ve Sonsuzluk

Proklos'un düşüncesinde matematik, salt bir hesap aracı değil, ruhun maddi dünyadan aklî dünyaya yükselişinde ara bir basamaktı. Eukleides Şerhi'nin önsözünde geliştirdiği görüşe göre matematiksel nesneler —sayılar, geometrik şekiller— ne tam olarak duyulur dünyaya ne de tam olarak saf aklî düzeye aittir; ikisi arasında bir "ara varlık" (metaxy) bölgesinde dururlar. Ruh, geometrik kanıtları kavrarken aslında kendi içinde gizli duran aklî ilkeleri "hatırlar"; bu, Platon'un anamnēsis öğretisinin Pythagorasçı bir yorumudur. Bu yüzden Proklos için geometri öğrenmek, theurgia gibi, ruhun yukarı çekilmesinin (anagōgē) bir başka biçimidir.

Bu çerçevede Proklos, sınır (peras) ve sınırsız/sonsuz (apeiron) kavramları arasındaki gerilimi metafiziğinin temel ilkelerinden biri yapar. Platon'un Philebos'undan aldığı bu çift, onun sisteminde Bir'in hemen ardından gelen iki temel ilkedir: her şey, sınır verici ilke ile sınırsız güç (dynamis) ilkesinin karışımından doğar. Sınır biçim, ölçü ve birlik getirir; sonsuz ise sınırsız üretkenlik ve gücü temsil eder. Tanrısal düzeyde sonsuzluk bir eksiklik değil, tükenmez bir bolluktur; maddi düzeyde ise belirsizlik ve dağılma olarak görünür. Bu ikili, sudurun her aşamasında yeniden işler ve kozmosun neden hem düzenli hem de tükenmez biçimde verimli olduğunu açıklar.

Pseudo-Dionysios ve Hristiyan Mistisizmine Köprü

Proklos'un tarihsel etkisinin en çarpıcı yönü, kapatılmaya çalışılan pagan felsefesinin, ironik biçimde Hristiyanlığın kalbine sızmasıdır. Bu sızmanın aracı, MS 5. yüzyıl sonu ya da 6. yüzyıl başında yazan, kendini Aziz Pavlus'un Atinalı öğrencisi "Areopagite Dionysios" olarak tanıtan ama gerçekte adı bilinmeyen bir Hristiyan yazardı. Bugün Pseudo-Dionysios Areopagita diye anılan bu düşünür, İlahî İsimler, Mistik İlahiyat, Göksel Hiyerarşi ve Kilise Hiyerarşisi adlı eserlerinde Proklos'un kavramsal mimarisini neredeyse birebir Hristiyan diline aktardı.

Modern filoloji —özellikle 19. yüzyılın sonlarında Hugo Koch ve Josef Stiglmayr'ın birbirinden bağımsız çalışmaları— Pseudo-Dionysios'un metinlerinde Proklos'un Stoikheiōsis Theologikē'sinden ve diğer eserlerinden alınmış paralel pasajları açık biçimde göstermiştir. Tanrının her şeyin ötesinde ve aşkın oluşu (negatif/apofatik teoloji), varlığın hiyerarşik düzeyler hâlinde Tanrı'dan taşması ve her şeyin yeniden Tanrı'ya dönmesi (proodos ve epistrophē), melek mertebelerinin üçlü gruplara bölünmesi — bunların hepsi Proklos'un izlerini taşır. Birleşme ve aklın ötesindeki sessizlik temaları da doğrudan bu kaynaktan gelir.

Pseudo-Dionysios, Ortaçağ boyunca havari döneminden kalma neredeyse otoriter bir metin sayıldığı için, Proklos'un düşünceleri Hristiyan adı altında hem Doğu (Bizans) hem Batı kilisesinin mistik teolojisini biçimlendirdi. Maximus Confessor, İskoçyalı Eriugena (eserleri Latinceye çeviren), Thomas Aquinas ve Rheinland mistikleri —hepsi bu kanaldan beslendi. Böylece Atina Akademisi kapatıldıktan sonra bile, Proklos'un sistemi yüzyıllar boyunca yaşamaya devam etti.

Kalıcı Miras

Proklos'un etkisi yalnızca Hristiyan mistisizmiyle sınırlı kalmadı. Arapça felsefe geleneğinde, onun Stoikheiōsis Theologikē'sinden derlenen önermeler, yanlışlıkla Aristoteles'e atfedilen ünlü Liber de Causis (Nedenler Kitabı) olarak dolaşıma girdi; bu metin Latin Skolastiği için temel bir kaynaktı, ta ki Aquinas onun gerçek kaynağını teşhis edene dek. Rönesans'ta Marsilio Ficino ve Floransa Platonculuğu Proklos'u yeniden keşfetti. 19. yüzyılda Hegel, onu diyalektik düşüncenin antik öncüsü olarak yüceltti; Proklos'un üçlü monē-proodos-epistrophē ritmi, Hegel'in tez-antitez-sentez şemasının uzak akrabası gibi okunabilir.

Proklos böylece, bir çağın hem kapanışı hem de sonraki çağlara açılan gizli bir kapısıdır. Pagan tapınaklarının kapatıldığı, eski tanrıların suskunlaştığı bir dünyada, o, antik bilgeliğin tüm zenginliğini —Neoplatonik metafiziği, gizem kültlerini, kehanet geleneğini ve Khaldai kutsallığını— tek bir billur yapıya dönüştürdü. Bu yapı o kadar sağlamdı ki, onu üreten din yok olduktan sonra bile, başka bir dinin dili altında ayakta kaldı ve Batı mistik düşüncesinin en derin katmanlarından birini besledi.

Kaynaklar