Ruh, Benlik, Antropoloji

Psykhē

Antik Yunan'da ruh/can; Homer'de nefes-can, Platon'da üç-parçalı ölümsüz ruh, Aristoteles'in De Anima'sıyla bedenin biçimi. Modern psikoloji ve Jung'un 'psyche'sinin kökü.

32 bağlantı Orta Ruh, Benlik, Antropoloji Haritada göster → ⌛ Klasik Antik

Psykhē

Tanım

Psykhē (Yunanca ψυχή, "ruh / can / nefes"), antik Yunan düşüncesinin en katmanlı kavramlarından biridir; insan ve bütün canlıları cansız olandan ayıran içsel ilkeyi adlandırır. Sözcüğün etimolojik kökü psykhein ("üflemek, soğutmak") fiilidir — kelebek anlamına da gelmesi tesadüf değildir: ruh, son nefesle bedenden uçan kırılgan bir varlık olarak hayal edilmiştir. Homerik destanlardan Aristoteles'in De Anima kuramına, oradan Helenistik tıbbî sistemlerine ve nihayet modern psikolojinin "psyche" terimine uzanan bu yolculuk, Batı düşüncesinin iç dünyaya bakışının tarihsel arkeolojisi olarak okunabilir.

Psykhē'nin antropolojik konumu, Pneuma ile birlikte değerlendirildiğinde netleşir: Stoa için pneuma kozmik ilke, psykhē ise pneuma'nın insandaki belirli bir gerilim derecesidir. Pavlus'ta psykhē genellikle doğal-canlı yaşamı, pneuma ise yeniden doğmuş ruhsallığı temsil eder. Modern psikoloji bu terimi devraldığında ise psykhē, gözlemlenebilir davranışın altındaki bilinç ve bilinçdışı dünyasının adı olur. Erwin Rohde'nin klasik Psyche: The Cult of Souls and the Belief in Immortality among the Greeks (1894) çalışması bu evrimin ana hatlarını belirlemiştir.

Yunan dilinde psykhē aynı zamanda kelebek anlamına gelir — Apuleius'un Metamorphoses eserinde Eros ile Psyche aşk hikâyesi bu sembolizmin en güzel mitsel ifadesidir. Kelebek-ruh imgesi antik mezar stellerinde, vazo resimlerinde ve sonraki Hristiyan mezar sembolojisinde yaygındır: krizalitten uçan kelebek, bedenden uçan ölümsüz ruhun en güçlü doğal metaforu olarak kullanılmıştır. Bu sembolik zenginlik, psykhē'nin felsefî tarihinden ayrılmaz olan imgesel-mitsel boyutuna işaret eder; Carl Jung'un Symbole der Wandlung (1952) eserinde geniş yer bulduğu üzere, kavram sadece felsefî bir terim değil, kolektif bilinçdışının taşıyıcısı bir arketipsel imgedir.

Tarihsel Kaynaklar

Homerik Psykhē: Bedenden Uçan Nefes

Homeros'un İlyada ve Odisse destanlarında psykhē henüz bir "iç dünya" ya da kişilik merkezi değildir. Homerik antropoloji çoğul ve dağılmıştır:

Homerik psykhē esas olarak ölümle aktive olur: yaşayan insanda psişik fonksiyonları thymos ve phrenes yürütür; psykhē yalnızca son nefes verildiğinde Hades'e iner ve eidōlon (gölge görüntü) olarak orada kırılgan, neredeyse bilinçsiz bir varoluş sürdürür. Odisse 11. kitabındaki Hades sahnesi (Nekyia) bu psişe-gölgelerinin canlı tasviridir. Achilles Hades'te Odysseus'a "yeryüzünde en sefil köle olmak yeraltında bütün ölülerin kralı olmaktan iyidir" der — Homerik dünyada psykhē'nin ölümsüzlüğü kazanç değil yoksulluktur.

Bruno Snell'in Die Entdeckung des Geistes (Aklın Keşfi, 1946) ufuk açıcı çalışmasında Homerik döneminde "iç hayat" ya da "kişilik" kavramının modern anlamda var olmadığı tezi geliştirilir: Homer kahramanları kararlarını "thymos kalbinde böyle dedi" ya da "phrenes ona şu fikri verdi" gibi yarı-dış güçlerin etkisi altında alır. Snell'in tezi tartışmalı olsa da (Bernard Williams Shame and Necessity, 1993 eserinde rasyonel ajansın Homer'da da mevcut olduğunu savunur) Homerik psykhē'nin sonraki Yunan filozoflarınınkinden köklü biçimde farklı olduğu kabul edilmiştir. Werner Jaeger'in Paideia (1939-1945) anıtsal eserinde, psykhē'nin Homerik "ölü-can"dan Klasik dönemin "yaşayan-akıllı-ruh"a evrilmesi Yunan eğitimsel-kültürel idealinin merkezi olarak sunulur.

Orfik-Pythagorasçı Devrim

M.Ö. 6. yy'da Güney İtalya'da Orfik gizem dinleri ve Pythagorasçı topluluklar Homerik psykhē anlayışını köklü biçimde dönüştürür. Psykhē artık bedenin gölgesi değil, bedenden önce var olan ölümsüz öz'dür; sōma sēma ("beden mezardır") öğretisine göre psykhē bedene düşmüş bir ilâhî varlıktır ve bedensel yaşam, ruhun cezasıdır. Metempsikoz (ruh göçü) doktrini bu çerçevenin köşe taşıdır: psykhē tek bir ömre sıkışmaz, arınma derecesine göre farklı bedenlere geçer. Bu görüş, Hindu Karma ve Moksha kuramlarına şaşırtıcı bir yakınlık taşır — karşılaştırmalı din-tarihçileri (M. L. West, Walter Burkert) Akhaimenid dönemi Doğu-Batı temaslarıyla bu paralelliği açıklamaya çalışmıştır.

Empedokles (M.Ö. ~495-435) Orfik-Pythagorasçı geleneğin felsefî temsilcilerinden biridir. Katharmoi (Arınmalar) şiir-fragmanlarında "Bir zamanlar ben de oğlan ve kız ve çalı ve kuş ve denizden sıçrayan dilsiz balıktım" diyerek metempsikozik biyografisini özlü biçimde anlatır (DK 31B117). Empedokles'in daimōn'u — düşmüş ilâhî ruh — Platonik ölümsüz psykhē'nin doğrudan kavramsal habercisidir. Pythagoras'ın doğrudan eserlerinden hiçbiri günümüze ulaşmamıştır; doktrin daha çok sonraki Pythagorasçılar (Philolaus, Archytas) ve Aristoteles'in raporları aracılığıyla bilinmektedir. Walter Burkert'in Lore and Science in Ancient Pythagoreanism (1972) bu erken tradisyonun en güvenilir kaynağıdır.

Platonik Psykhē: Üç-Parçalı Ölümsüz Ruh

Platon'un diyaloglarında psykhē Yunan düşüncesinin merkez sahnesine taşınır. Platonik psikolojinin iki ana eseri şunlardır:

Phaidon (M.Ö. ~380): Sokrates'in idam günü yapılan diyalog; psykhē'nin ölümsüzlüğüne dair dört argüman içerir:

  1. Karşıtların döngüsü argümanı (70c-72e).
  2. Anamnēsis (hatırlama) argümanı — bilgi öğrenilmez, hatırlanır (72e-77a).
  3. Affinity (yakınlık) argümanı — psykhē değişmeyen Form'lara benzediği için ölümsüzdür (78b-80b).
  4. Forms argümanı — psykhē'nin doğası canla özdeştir, can ölümle bağdaşmaz (102b-107a).

Devlet (Politeia) (M.Ö. ~375): Kitap IV (435a-441c) ve IX'da Platon ünlü üç-parçalı ruh öğretisini sunar:

Bu üçlü, Platon'un siyasî öğretisinin de temelidir: filozof-yönetici, asker, üretici sınıflar ruhun üç parçasına tekabül eder. Phaidros 246a-254e'deki arabacı ve iki at miti aynı yapıyı imgesel olarak resmeder: akıl arabacısı, beyaz at thymos, kara at epithymia. Adalet (dikaiosynē), üç parçanın doğal hiyerarşik düzeninde herbirinin kendi işini yapmasıdır.

Timaios (M.Ö. ~360) ise psişeyi kozmolojik bir çerçeveye yerleştirir: Dünya Ruhu (psykhē tou kosmou) Demiurgos tarafından aynı, farklı ve ousia karışımından dokunur (Tim. 35a-37c) ve bireysel psykhē'ler bu Dünya Ruhu'nun "uzantıları"dır. Bu doktrin sonra Plotinos'ta psykhē tou pantos ve Stoa'da kozmik pneuma olarak çeşitlenecek; nihai olarak Hindu paramātman / jīvātman ayrımı ile karşılaştırmalı analiz konusu olacaktır (krş. Atman).

Phaidros (M.Ö. ~370) diyaloğunda Platon psişe'nin doğasını ünlü "arabacı ve iki at" mitiyle anlatır (246a-254e): akıl arabacısı, beyaz at thymos, kara at epithymia. Ruh, kanatlı yaratıklardan oluşan tanrı ordusunu izleyerek hipör-ouranios (gök-üstü) yere kadar yükselebilir ve orada gerçek Form'ları seyreder; ancak kanatları döküldüğünde yere düşer ve bir bedene girer. Bu mit hem Pythagorasçı düşüş öğretisinin Platonik kristalleştirilmesi hem de sonraki gnostik "ruhun düşüşü" mitlerinin habercisidir. Phaidros mitinin Plotinosçu, Hıristiyan ve Sufi yeniden yorumlarının izini Pierre Hadot Plotinus or the Simplicity of Vision (1989) ve Gregory Shaw Theurgy and the Soul (1995) eserlerinde sürmek mümkündür.

Aristotelesçi Psykhē: Bedenin Formu

Aristoteles'in De Anima (Peri Psykhēs) eseri Batı psikolojisinin temel metnidir. Aristoteles psişeyi Platonik anlamda bedenden ayrı bir töz olarak değil, bedenin biçimi (morphē) ya da canlı bedenin ilk entelekheia'sı olarak tanımlar (DA II.1, 412a-413a). Bu hilemorfik tanım, psişe-beden ilişkisini balta ile baltanın kesme yetisi ya da gözle görme arasındaki ilişkiye benzetir: ayrılamaz birlik.

Aristoteles psişeyi kademeli yetiler hiyerarşisi olarak çözümler:

Düzey Yeti (dynamis) Sahip Canlılar
Vejetatif beslenme, üreme bitkiler, hayvanlar, insanlar
Hassas algı, hareket hayvanlar, insanlar
Akılsal nous (akıl) insanlar

Yüksek düzey her zaman düşük düzeyleri içerir. Bu ruh-kademeleri öğretisi orta çağ İslam ve Hristiyan felsefesinde nefs-i nebatî / nefs-i hayvanî / nefs-i nâtıka şeklinde sistemleştirilecektir (krş. İbn Sina, Gazali).

Aristoteles'in nous poiētikos (etken akıl) öğretisi (DA III.5, 430a) en tartışmalı doktrinidir: bu etken akıl bedenle ölmez, "ayrıdır, etkilenmez, karışmaz". Bu pasaj Müslüman filozoflarda aklı faâl (Faal Akıl) olarak yorumlanmış, İbn Rüşd'de tüm insanların paylaştığı tek bir töz olarak okunmuştur — meşhur "Latin İbnrüşdcülüğü" tartışmalarının kaynağı. Aleksandros Afrodisyaslı (M.S. 2-3. yy) etken aklı "tanrısal akıl" ile özdeşleştirir; Themistios ona her bireyde içkin bir uknum verir; Thomas Aquinas ise her insanın kendi etken aklına sahip olduğunu savunur. Bu yorumsal çeşitlilik Aristoteles'in De Anima III.5 pasajını Batı düşüncesinin en yorumlanmış metinlerinden biri kılar.

Aristoteles'in De Memoria et Reminiscentia (Hafıza ve Hatırlama Üzerine) ve De Somno (Uyku Üzerine) gibi Parva Naturalia külliyatındaki diğer kısa risaleler psişenin günlük işleyişine dair empirik gözlemler sunar. Bu metinler modern bilişsel bilimin antik bir öncülü olarak okunabilir: Aristoteles algıyı, hafızayı, hayalgücünü (phantasia), uyku ve rüyaları, bedensel mekanizmaları ile birlikte ele alır. De Anima'da geliştirilen hilemorfik çerçeve burada uygulanır: psişik fonksiyonlar bedensel süreçlerden ayrılmaz, ama onlara indirgenmez.

Helenistik Psişe: Stoa, Epikuros, Skeptisizm

Helenistik dönemde psykhē Aristotelesçi soyutluktan tıbbî-fizyolojik somutluğa kayar. Anthony A. Long'un Hellenistic Philosophy (1974, böl. 4-5) eserinde gösterdiği gibi:

Geç Antik: Plotinos ve Yeni Platonculuk

Plotinos (M.S. 3. yy) Enneadlar'da psişeyi metafizik bir hiyerarşiye yerleştirir: Hen (Bir) → Nous (Akıl) → Psykhē (Ruh) → Hyle (Madde). Psykhē burada hem evrensel (Dünya Ruhu) hem bireysel olarak iki yüzlü bir varlıktır; aşağı yönünde maddeye, yukarı yönünde Nous'a bakar. Bu hiyerarşi orta çağ İslam felsefesinde akıl-nefs-cisim zinciri olarak yeniden dile getirilecek, Suhreverdi'nin İşrâkî kozmolojisine ulaşacaktır.

Plotinos'un en orijinal katkısı bireysel psykhē'nin Bir ile birleşme yolculuğu — henōsis — doktrinidir. Enneadlar VI.9'da Plotinos bu mistik birleşmenin "tek olanın tek olanla buluşması" olarak yaşandığını tasvir eder. Bu pasaj sonraki Hristiyan mistisizmini (Augustinus, Pseudo-Dionysios, Eckhart) ve İslam tasavvufunu (özellikle Kindi-Farabi-İbn Sina çizgisi üzerinden İbn Arabî) köklü biçimde etkilemiştir. Plotinos'un psişe doktrini, Pierre Hadot'nun çağdaş yorumunda (Plotinus or the Simplicity of Vision, 1989), antik felsefenin yaşam-pratiği yönünün — askēsis ve theōria — en yoğun ifadesi olarak sunulur.

Iamblikhos ve Proklos geç antik Yeni Platonculuğunda psişe daha statik bir hiyerarşi içinde sunulur ve teurjik (ritüel-mistik) pratiklerle yükseltilebilir bir hâle gelir. Bu doktrin Bizans ortodoks teolojisi tarafından kısmen reddedilse de Mistra okulu (15. yy, Plethon) aracılığıyla Rönesans'a aktarılacak ve Marsilio Ficino'nun Platonik Akademyasında yeniden hayat bulacaktır.

Kavramsal Analiz

Psykhē ve Bilinç

Modern okur "psykhē" ile "bilinç"i özdeşleştirme eğilimindedir; ancak antik Yunan'da psykhē'nin önemli bir kısmı bilinçsizdir. Aristoteles için vejetatif fonksiyonlar (sindirim, büyüme) psişenin parçasıdır ve bunlar bilinçli kontrole tâbi değildir. Bu "bilinçdışı psişe" kavramı, modern psikolojide Sigmund Freud ve Carl Jung tarafından sistemleştirilecek yapının antik habercisidir — bir bakıma psişe baştan beri "bilinçdışı" idi; bilinç ile psişeyi özdeşleştiren modern özdeşlik, Descartes sonrası bir kayıştır.

Üç Parçalı Ruh ve Çağdaş Nörobilim

Platon'un logistikon-thymoeides-epithymetikon üçlüsü, Paul MacLean'in (1990) tartışmalı "triün beyin" modeli — neokorteks, limbik sistem, sürüngen beyni — ile yapısal bir benzerlik taşır. Jonathan Haidt The Righteous Mind (2012) eserinde Platon'un üçlüsünün modern duygu-ahlak psikolojisindeki "fil ve binici" metaforuyla akrabalığını tartışır. Bu benzerliklerin sahici bir kavramsal yakınlık mı yoksa yüzeysel bir yapısal eşleşme mi olduğu hâlen açıktır.

Psykhē ve Karma-Doktrini

Orfik-Pythagorasçı metempsikoz Hindu karma-saṃsāra doktrini ile çarpıcı bir benzerlik taşır. Plato Devlet'in son kitabındaki Er Miti (614b-621b) tam bir ölüm-sonrası muhasebe ve yeniden doğum tablosudur: ruhlar yargılanır, bin yıllık göksel mükâfat ya da yeraltı cezası alır, sonra hayatlarını kendileri seçer ve Lethe'nin (Unutuş) sularını içerek yeniden doğarlar. Hindu ölüm-sonrası tasvirleriyle — özellikle Garuḍa Purāṇa — yapısal benzerlik dikkat çekicidir.

Karşılaştırmalı Perspektif

Psykhē ↔ Atman (Sanskrit)

Hindu felsefesinde Atman (आत्मन्) "kendilik / öz / nefes" anlamına gelir ve Upanişadlarda Brahman ile özdeşleştirilir (tat tvam asi, "o sensin", Chānd. Up. 6.8.7). Platonik psykhē ile Vedantik ātman arasındaki yapısal benzerlik karşılaştırmalı din çalışmalarında klasik bir konudur: her ikisi de bedenden bağımsız, ölümsüz, en derin gerçeklikle (Form'lar / Brahman) akraba bir özdür. Ancak kritik fark: Platon ruh ile İyi İdeası arasında ontolojik bir mesafe korurken, Advaita Vedanta atman ile Brahman'ı tamamen özdeş kabul eder. Bu fark, Plotinos'un henōsis mistisizminde önemli ölçüde kapanır.

Psykhē ↔ Anātman (Pali / Sanskrit)

Buddha'nın Anatman (anattā) öğretisi ise tam zıt bir kutbu temsil eder: kalıcı, değişmeyen bir psykhē / ātman yoktur. Kişi beş Skandha (rūpa, vedanā, saññā, saṅkhāra, viññāṇa) toplamından ibarettir; bu skandhalar sürekli değişen bir süreç akışıdır. Anattalakkhana Sutta (SN 22.59) doktrinin klasik formülasyonudur. Anātman ile Platonik psykhē-ölümsüzlüğü arasındaki karşıtlık, modern karşılaştırmalı felsefenin (Mark Siderits, Personal Identity and Buddhist Philosophy, 2003) verimli zeminlerinden biridir.

Psykhē ↔ Nefs (Arapça)

Tasavvuf antropolojisinde Nefs (نَفْس), kökünde tenefüs (nefes alıp verme) bulunan ve psykhē ile etimolojik akrabaya yakın bir kavramdır. Kur'an'da nefs üç ana mertebeyle (Yusuf 53'te emmâre, Kıyâme 2'de levvâme, Fecr 27'de mutmainne) anlatılır; sonraki tasavvuf bu üçlüye dört mertebe daha ekleyerek yedi mertebe-i nefs öğretisini geliştirir (krş. Nefs-i Emmare, Nefs-i Mutmainne). Platonik üç-parçalı ruh ile tasavvuf nefs mertebeleri arasındaki yapısal koşutluk — yatay bir parçalanma ile dikey bir arınma kademesi arasındaki fark dışında — perennial felsefeciler tarafından sıkça vurgulanır.

Psykhē ↔ Ruach (İbranice)

İncil İbranicesindeki Ruach daha çok pneuma'ya karşılık gelirken, nefeş (נֶפֶשׁ) etimolojik olarak Yunan psykhē'sine yakındır. Tekvîn 2:7'de Tanrı insan bedenine "yaşam soluğunu üfler" ve insan "yaşayan bir nefeş" olur. Bu nefeş, Yunan psykhē'sinin Sami muadilidir — beden ile birleşik can, henüz Platonik bir bedenden ayrı töz değil. Kabala'da nefeş, ruhun beş katmanından (NaRaNHaY) en alt seviyesidir; Aristotelesçi vejetatif psişeye yapısal olarak yakındır.

Psykhē ↔ Pneuma ↔ Sōma

Pavlus'un üçlü antropolojisi (1 Sel 5:23) — pneuma, psykhē, sōma — Yunan ruh kavramının teolojik bir yeniden çerçevelenmesidir. Burada psykhē artık ruhun bütünü değil, "doğal-canlı yaşam"ı temsil eden ara katmandır; üzerinde pneuma (ilâhî ruh), altında sōma (beden) vardır. Bu üçlü, Stoa pneumatolojisinden Hristiyan teolojisine taşınan en zarif şemadır.

Psykhē ↔ Çin Hun ve Po

Çin antropolojisinde insan iki tür ruha sahiptir: hun (魂, göksel-yang ruh) ve po (魄, yer-yin ruh). Ölümle hun göğe çıkar (Yunan thymos'a kavramsal akrabaya yakın), po toprağa karışır (Homerik psykhē'nin Hades karşılığı). Bu ikili, Platonik üç-parçalı ruhun bir önceki Çin biçimi olarak okunabilir; ancak Çin sistemi metafizik bir hiyerarşi yerine dengesel polariteyi vurgular. Joseph Needham Science and Civilisation in China, cilt II (1956) bu antropolojinin felsefî bağlamını işler.

Psykhē ↔ Mısır Ka, Ba, Akh

Antik Mısır ruh antropolojisi en az beş bileşeni içerir: ka (yaşam-gücü ikizi), ba (kişisel kişilik, ruh-kuş olarak temsil edilir), akh (parıldayan ölüm-sonrası varlık), şeut (gölge), ren (gerçek ad). Bu çoğul yapı, Homerik Yunan'ın çoğul ruh-organları (thymos, phrenes, nous, psykhē) ile yapısal akrabaya yakın bir antropolojiyi temsil eder. Jan Assmann Death and Salvation in Ancient Egypt (2005) eserinde bu Mısır ruh anatomisi sistematik biçimde sunulur ve Yunan psişe kavramının olası Mısır etkileri tartışılır — özellikle Pythagorasçı reenkarnasyon doktrinin Mısır kökenli olduğu Herodotos tarafından zaten ifade edilmişti (Hist. II.123).

Modern Yansımalar

Descartes ve "Modern Ruh"

Descartes'in Méditations (1641) eserinde psişe — artık "ame" olarak — res cogitans (düşünen töz) hâline gelir; beden res extensa (yer kaplayan töz) ile karşıtlık içinde. Bu kartezyen ikilik Platonik mirasın en aşırı modern biçimidir; Aristotelesçi hilemorfik birliği reddeder ve modern zihin-beden probleminin (mind-body problem) kaynağı olur. Antonio Damasio Descartes' Error (1994) eserinde bu ayrımı çağdaş nörobilim açısından sorunlu bulur.

Freud ve Psikanaliz

Sigmund Freud (1856-1939) Almanca Seele terimini kullanmaktan kaçınıp Yunan kökenli Psyche terimini benimser — psikanalizin kendisi Seelenanalyse değil Psychoanalyse olarak adlandırılır. Freud'un topografik modeli (bilinç-bilinçaltı-bilinçdışı) ve yapısal modeli (id-ego-süperego) Platon'un üç-parçalı ruhuna yapısal olarak yakındır: id ≈ epithymetikon, süperego ≈ logistikon'un kısmı, ego ≈ üçü dengeleyen merkez. Bu paralellik Bruno Bettelheim Freud and Man's Soul (1983) eserinde geniş biçimde işlenmiştir.

Jung ve Analitik Psikoloji

Carl Jung (1875-1961) "psyche" terimini bilinç + bilinçdışı bütünü için kullanır; bu bilinçdışı bireysel (Freudvari) ve kolektif (Jung'a özgü) iki katmana ayrılır. Kolektif bilinçdışında Arketip'ler yaşar — Self, Anima, Animus, Gölge gibi. Jung'un psişe haritası, Platonik ölümsüz ruh ile Aristotelesçi bedensel form anlayışı arasında bir orta yol çizer: psişe bedene bağlıdır ama aynı zamanda tarih-aşırı sembolik içeriklere katılır. Individuation süreci psikolojik bir henōsis — Plotinos'un Bir ile birleşmesine — yapısal olarak benzer.

Fenomenolojik Psikoloji

Edmund Husserl, Maurice Merleau-Ponty ve daha sonra Jean-Paul Sartre fenomenolojik gelenekte psişeyi bilinç akışı (Bewusstseinsstrom) ve bedenleşmiş özne (corps propre) olarak yeniden tanımlar. Aristotelesçi hilemorfik birliğin modern bir geri dönüşü olarak değerlendirilebilir. Damasio'nun nöroloji çalışmaları, Antonio Stern'in Husserlci infant gelişim teorileri ile bu çerçevenin çağdaş bilimsel dayanağını oluşturur.

Transpersonal Psikoloji

  1. yy ikinci yarısında Stanislav Grof, Ken Wilber, Roberto Assagioli gibi figürler psişeyi mistik geleneklerin antropolojik haritalarıyla — özellikle Hindu ve Budist olanlarla — birleştirmeye çalışır. Wilber'in integral modeli psişeyi pre-personal, personal, transpersonal katmanlara ayırır; bu, Aristotelesçi vejetatif-hassas-akılsal hiyerarşinin bir uzantısı olarak okunabilir.

Stanislav Grof'un Holotropik Nefes pratiği ve Realms of the Human Unconscious (1975) eseri, psişenin yalnızca biyografik değil perinatal ve transpersonal katmanlarını da içerdiğini savunur. Grof, psişenin Platonik-Plotinosçu hiyerarşik yapısının modern psikedelik araştırma ile fenomenolojik olarak doğrulanabileceğini iddia eder. Bu yaklaşım modern bilimsel psikoloji içinde tartışmalı olsa da, Michael Pollan How to Change Your Mind (2018) gibi popüler eserlerin yeniden ilgi uyandırdığı bir alanın temelinde durmaktadır.

Eko-Psikoloji ve Anima Mundi

  1. yy sonu Eko-Psikoloji hareketi (Theodore Roszak The Voice of the Earth, 1992) Platonik anima mundi (Dünya Ruhu) kavramını çevre krizinin psikolojik temelini açıklamak için yeniden canlandırır: insan psişesi ile gezegen psişesi arasındaki kopukluk modern ekolojik felaketin köküdür. Bu yaklaşım, James Hillman'ın "Arketipsel Psikoloji" ekolü (özellikle The Soul's Code, 1996) ile birleşerek psişeyi yalnızca bireysel-içsel değil, kozmik-katılımcı bir alan olarak yeniden konumlandırır. Bu, Platon Timaios'unun Dünya Ruhu öğretisinin postmodern bir geri dönüşüdür.

Psişe ve Yapay Zekâ Tartışmaları

  1. yüzyıl başında yapay zekâ araştırmaları psykhē'nin yeniden tanımlanması için kavramsal bir baskı yaratır: bir bilgisayar programı psişeye sahip olabilir mi? Bu soru Aristotelesçi terimlerle yeniden formüle edilebilir: bir LLM (büyük dil modeli) hangi dynamis'lere — vejetatif, hassas, akli — sahiptir? Hubert Dreyfus What Computers Can't Do (1972) ve sonrası On the Internet (2001) eserlerinde, Aristoteles ve Heidegger fenomenolojisi açısından bilgisayarın temel olarak bedenleşmemiş ve bu nedenle gerçek bir psykhē'den yoksun olduğunu savunur. Karşı kutupta David Chalmers The Conscious Mind (1996) bilinçli psykhē'nin biyolojik bir töze değil belirli bir bilgi-işleme yapısına bağlı olduğunu, dolayısıyla yapay sistemlerin teorik olarak psişeye sahip olabileceğini iddia eder. Bu tartışma antik psykhē kavramının çağdaş yaşam-bilim ve bilişsel bilim sınırlarında nasıl yeniden işlevsel hâle geldiğinin örneğidir.

Eleştiriler

Aristotelesçi Eleştiri. Aristoteles De Anima'da Platonik psykhē tanımının iç tutarsızlıklarını belirtir: eğer ruh bedenden ayrı bir töz ise, neden uyku, sarhoşluk, demans gibi bedensel durumlardan etkilenir? Hilemorfik birlik, psişe-beden bağıntısının fenomenolojik gerçekliğine daha uygun bir açıklama sunar.

Stoa-Epikuros Eleştirisi. Helenistik dönemde hem Stoa hem Epikuros, Platonik bedenden-ayrı-töz anlayışını maddî ya da yarı-maddî bir kavrayışla değiştirir. Epikuros Menoikeus'a Mektup'ta "Ölüm bizim için hiçtir, çünkü dağıldığında duyuyu yitirir" diyerek Platonik ölümsüzlük argümanlarını reddeder. Bu eleştiri modern materyalist psikolojinin antik habercisidir.

Budist Anātman Eleştirisi. Buddha öğretisi açısından Platonik psykhē — kalıcı, ölümsüz, değişmez bir benlik — avidyā (cehalet) ürünüdür. Beş skandhanın geçici akışının ötesinde bir "psykhē-cevheri" aramak, kurtuluş yerine acıyı pekiştirir. Bu eleştirinin felsefî zarafetini Mark Siderits ve Jay Garfield çağdaş Buddhist-analitik felsefede yeniden işlerler.

Feminist Eleştiri. Genevieve Lloyd The Man of Reason (1984) eserinde Platonik üç-parçalı ruhun cinsiyet-yüklü bir hiyerarşi olduğunu gösterir: logistikon erkeklik, epithymetikon kadınlık ile özdeşleştirilir. Bu kalıp Aristoteles'te ("kadın doğal olarak akılca eksiktir"), Stoa'da, Hristiyan teolojisinde ve Descartes'ta yinelenir. Psişe kavramının kadın deneyimini sistematik olarak dışladığı eleştirisi modern psikoloji tarihçiliğinin önemli bir çizgisidir.

Materyalist-Eliminativist Eleştiri. Patricia ve Paul Churchland'in eliminativist nörofelsefesi açısından "psişe" — folk-psikolojik bir kavram olarak — modern bilimsel ontolojide gereksizdir; nöronal süreçlerin nihaî tasvirinde "inanç", "arzu", "ruh" gibi terimler kaybolacaktır. Bu radikal görüş, Aristoteles'ten beri Batı düşüncesini taşıyan psykhē kavramının modern bilimsel tasfiyesini öngörür — ancak Daniel Dennett gibi daha ılımlı materyalistler bile psişe-dilinin pragmatik olarak vazgeçilmez olduğunu kabul eder.