Ruh, Benlik, Antropoloji

Anatman / Anatta

Budizm'in 'ben-olmayis' / sabit-oz-yokluğu ogretisi; uc varlik nisanesinden (tilakkhana) biri. Hindu atman doktrini ile temel zitlik; tasavvuftaki fena ile fonksiyonel paralellik kurulabilir.

51 bağlantı İleri Ruh, Benlik, Antropoloji Haritada göster → ⌛ Klasik Antik

Anatman / Anatta

Tanim

Anatman (Sanskrit: anatman; Pali: anatta; Cince: wuwo, ; Tibetce: bdag med) Budizm'in en ayirt edici doktrinidir: surekli, ayri, bagimsiz bir benlik/Oz/ruh yoktur. Bu doktrin, Hindu felsefesinin Atman kavramına dogrudan karşılık olarak gelişmistir ve Buddhist Sasana'nin tum okullarinda — Theravada, Mahayana, Vajrayana — temel bir kabul olarak kalir. Buddha'nin aydinlanma sonrasi ilk vaazlarinda (yaklasik MO 528) sundugu uc varlik nişanesi'nden (tilakkhana / trilaksana) biridir; digerleri anicca (gecicilik) ve dukkha (act ı, yetersizlik).

Kavram dilbilimsel olarak basit bir negatif olusumdur: an- (önek, 'olmayan') + atman (Sanskrit: 'oz', 'kendi'). Pali karşılığı anatta da aynı yapidadir: an- + atta. Yani kelime anlami: 'oz-olmayan', 'kendi-olmayan'. Ancak bu basit form, en az iki onemli felsefî nuansi tasir:

  1. Atman-yokluk olarak anatman: Hicbir varlikta atman yoktur (yokluk iddiası).
  2. Olusumlarin atman-olmaisliği: Olusumlar atman degildir (atfetme reddi).

Buddha'nin ifadesi cogunlukla ikinci yorumu destekler: 'Bu ben degilim; bu benim degildir; bu benim Atman'im degildir' (n'etam mama, n'eso 'ham asmi, na me so atta). Yani Buddha, Atman'in varligi hakkinda kesin metafizik bir iddiada bulunmaktan kacinir; ama herhangi bir gozlemlenebilir olusumun ('bu') Atman olmadigini soyler. Walpola Rahula (What the Buddha Taught, 1959), bu nuansin onemini vurgular: Buddha 'pratik bir kurtulus yolu'nu ogretmistir, metafizik bir varlik teorisi degil.

Ancak Buddhist sonraki gelisme, Atman'in varligini açıkça reddetmistir: Sarvastivada ve Theravada Abhidharma'lari, Madhyamaka ve Yogācāra'nin sasi yor analizleri, hep sabit, ayri, sürekli benlik yoktur iddiasini açıkça formule eder. Bu, Hint felsefe sahasında 1500 yillik bir Hindu-Buddhist anlasmazliğin merkezini olusturur.

Kanonik Kaynaklar

Pali Canon (Tipitaka)

Budizm'in en eski yazilı metinleri olan Theravada Pali Canon (Tipitaka), anatta doktrini hakkinda yüzlerce sutta icerir. En onemli olanlari:

Dhammacakkappavattana Sutta (Hareket Tekerleğinin Cevirilmesi)

Buddha'nin aydinlanma sonrasi sundugu ilk vaaz (Samyutta Nikaya 56.11), Sarnath'taki Gazlik Bahcesinde (Mrigadava) bes eski yoldas Brahmana sunulur. Bu vaazda Buddha Dort Soylu Gerçek'i ve Orta Yol'u acıklar. Anatta acıkca bahsedilmez ama temeli atilmistir.

Anatta-lakkhana Sutta (Anatta Karakteristik Sutta)

Buddha'nin aydinlanma sonrasi sundugu ikinci vaaz (Samyutta Nikaya 22.59), bu sefer açıkça anatta doktrinini sunar. Buddha bes Brahmana sorar: 'Tum form (rupa) gerçek atta midir, gercek atta degil midir?' Eger atta olsaydı, hastalik olmazdi, istegimize gore degişirdi. Ama form bizim istemediginiz sekillerde degişiyor — demek ki atta degil. Aynisini his (vedana), algi (sanna), tasarımlar (sankhara), bilinç (vinnana) icin de soyler. Bes Brahmana, vaazi dinledikten sonra arahantship'e (kurtulus) erişirler. Bu vaaz, anatta ogretisinin kanonik temel formulasyonudur.

Diger Onemli Suttalar

Bes Aggregat (Pancakkhandha)

Buddha'nin anatta doktrinini açıkladığı temel yapı, bes aggregat veya bes kume (Pali: pancakkhandha; Sanskrit: panca-skandha) doktrinidir. 'Insan' veya 'kişi' dedigimiz şey, su bes psiko-fiziksel surecin gecici bir kombinasyonudur:

  1. Rupa-skandha (madde-aggregati): Fiziksel beden, duyu organlari, materyalden olus an her şey.
  2. Vedana-skandha (his-aggregati): Hosa giden, hosa gitmeyen, notr deneyimsel duyu tonu.
  3. Sanna-skandha (algi-aggregati): Tanima, etiketleme, kategorize etme süreci.
  4. Sankhara-skandha (zihinsel olusumlar): Niyetler, eğilimler, duygusal-zihinsel formaisyonlar; karma'nın tasiyicisi.
  5. Vinnana-skandha (bilinç-aggregati): Saf farkındalik; alti duyunun (5 fiziksel + manas) farkındalik akisi.

Buddha'nin metodu sudur: Bu bes skandha'nin her birini analiz et; her birinin gecici, deginen, tatminsiz oldugunu gor; her birinde 'ben' veya 'benim' diyebilecegin sabit bir oz olmadigini farket. Sonuc: 'Ben' kavrami, bes gecici sürecin yanlis-tanimlanmasidir.

Atman doktrininin pancha-kosha modeli ile karşılaştirilirsa: Vedanta'da Atman bes kosha'nin gerisinde durur; Budizm'de ise bes skandha'nin gerisinde hicbir sey durmaz. Bu bes-katmanli analizin kendisi ile katmanlarin gerisinde duran (veya durmayan) seyin reddi arasindaki keskin fark, iki gelenegin ayrim noktasidir.

Tarihsel Gelişim

Buddha ve Ilk Topluluk

Buddha (yaklasik MO 563-483) hayati boyunca Hindu Brahmin felsefe gelenegi ile sık sık tartismalar yapmistir. Onun Brahmin ailesinden çıkmasi ve geleneksel Vedik ritualizmi reddetmesi, anatta doktrininin tarihsel bağlamini olusturur. Buddha'nin aydinlanma sonrasi (yaklasik MO 528, Bodh Gaya'daki Bo-agaci alti) ilk vaazlarinin Sarnath'ta verilmesi ve oradan baslayarak butun Magadha'da yayilmasi, doktrinin Vedik dunyaya bir karşı-cevap olarak gelişmesini sembolize eder.

Buddha'nin orijinal sangha'sinda (toplulugunda) anatta'nin pratik bir uygulamasi vardı: kesisler kişisel mulkiyetlerinden vazgectiler, sosyal isimlerden kacindilar, ve 'ben' kavramini cözmek icin meditasyon (vipassana) yaptilar. Satipatthana Sutta (Majjhima Nikaya 10), bu pratik analizi sistemlestirir: Beden, hisler, zihin, ve fenomenler (kayanupassana, vedananupassana, cittanupassana, dhammanupassana) uzerinde sürekli farkındalik.

Pre-Mahayana Felsefî Okullar

Buddha'nin parinirvana'sindan sonra (yaklasik MO 483), Buddhist toplum cesitli okullara bölünmüstür. Her okul anatta doktrinini biraz farklı yorumladi:

Sarvastivada

Kuzeybatı Hint okullarinin onde geleni, Sarvastivada ('her şey vardir'), karmasik bir Abhidharma sistemi geliştirdi. Onlar gecici dharma'larin (en kucuk olus birimlerinin) gerçek var oldugunu ileri surdiler, ama kişisel atta'nin varligini reddediyorlardı. Onlarin sistematik analizi (Abhidharmakosa, Vasubandhu, 4. yüzyıl), anatta'nin felsefî detaylandirmasi olarak okunabilir.

Theravada

Guney Hindistan ve Sri Lanka'da gelisen Theravada, Buddha'nin orijinal ogretisini en yakın takip ettigini iddia eder. Visuddhimagga (Saflik Yolu) — Buddhaghosa'nin 5. yüzyıl sentezi — anatta'nin Theravada Abhidharma sistemindeki konumunu sistemleştirir.

Pudgalavada (Personalist)

Buddhist felsefede en ilginc aporia: Pudgalavada okulu (Vatsiputriya, Sammitiya), atta'yi reddetmek ile reenkarnasyon, karma, kişisel kimlik gibi olgulari acıklamak arasındaki gerilim icin bir pudgala (kişi, persona) kavrami onerdi. Pudgala, skandha'lardan ayri degildir ama onlar ile ozdes de degildir — ne aynı ne ayri, ineffable (acıklanamaz) bir kategori. Bu, Buddhist felsefesinde 'orta yol' yontemi'nin radikal bir uygulamasidir.

Diger okullar (ozellikle Sarvastivada) Pudgalavada'yi gizli atman-vada (oz-doktrini) olarak elestirdiler. Modern akademisyenler (Dan Lusthaus, Internet Encyclopedia of Philosophy maddesinde) Pudgalavada'nin Buddhist topluluk icindeki uzun-tartisma konusu oldugunu vurguluyor. Pudgalavada okulu Hindistan'da yuzyillarca varligini surdurdu; ancak sonradan diger okullar tarafindan supurulup yok edildi.

Mahayana ve Madhyamaka

Nagarjuna ve Madhyamaka

Mahayana Budizmi'nin felsefî zirvesi, Nagarjuna'nin (yaklasik MS 150-250) Madhyamaka ('Orta Yol') okuludur. Nagarjuna, anatta'yi radikal bir biçimde genişletti: Sadece kişisel benlik yok degil, hiçbir şey sabit, bagimsiz bir oze sahip degildir. Bu, sunyata (bos luk) doktrinidir.

Nagarjuna'nin baş yapıtı Mulamadhyamakakarika (Orta Yolun Temel Dizeleri), 27 bolumde anatta-sunyata logigini geliştirir. Buradaki ana iddia: Pratityasamutpada (karşılıklı-bagimli olus um) ve sunyata özdes kavramlardir. Hicbir şey kendi başına var degildir; her şey bağimli kosullarla var olur; bu nedenle hicbir seyin svabhava'si (oz-dogasi) yoktur.

Nagarjuna'nin catuskoti (dort-koselilik) mantigi, klasik bir anti-eternalist ve anti-annihilationist yontemdir: Bir önerme dort açıdan reddolur — 'X vardır' degil, 'X yoktur' degil, 'X hem vardir hem yoktur' degil, 'X ne vardir ne yoktur' degil. Bu kapatici negatif (apophatic) yontem, anatta'nin metafizik formulasyonudur.

Yogacara ve Alaya-vijnana

Yogacara (veya Vijnanavada, 'Bilinç-Yolu') okulu, Asanga (yaklasik 4. yy) ve Vasubandhu (4-5. yy) tarafindan kuruldu. Bu okul, anatma'yi reddetmeden, karma'nin nasil iletildigini, bilincin nasil surekli aktigini, ve reenkarnasyonun nasil işlediğini açıklamak ihtiyacindaydi.

Cozum: Alaya-vijnana ('depo-bilinç', 'temel bilinç'). Bu, alti yuzeysel bilincin altında duran sekizinci bilinçtir. Tum eylemlerin (karma'larin) tohumlarini (bija) depolar; sonradan bu tohumlar olgunlasarak yeni deneyimleri uretir. Yogacara, böylece bir 'çekirdek-akıs' sundu, ama bunu bir atman olarak degil, sürekli degisen bir bilinç akimi olarak sundu.

Alaya-vijnana, Yogacara icinde tartismaya konu oldu: Sarvastivadinler ve diger gelenekler bunu gizli bir atman-vada (atta-doktrini) olarak suclulediler. Yogacara felsefecileri (ozellikle Sthiramati, 6. yy) cevap olarak alaya-vijnana'nin gecici, bagıml ı, ve her an degisen oldugunu vurguladi.

Tathagatagarbha Doktrini ile Gerilim

Tathagatagarbha doktrini (Buddha-doğası), bazi Mahayana sutralarında (Tathagatagarbha Sutra, Srimaladevi Simhanada Sutra, Mahaparinirvana Sutra) açıkça öne sürülür: Tum duyarlı varliklarda zaten Buddha-dogasi vardir; aydinlanma, bu dogayi 'kazanmak' degil, acmaktir. Bu doktrin, anatma ile bir gerilim olusturur, cunku 'her varlik Buddha-dogasini icerir' ifadesi, bir tur sabit-icsel-oz iddiasi gibi okunabilir.

Bu gerilim, Buddhist tarihinde yuzyillarca tartismalara konu oldu. Mahaparinirvana Sutra ilginc bir gelişme sundu: Buddha atman'in Buddha-dogasi anlamında vardır dedi, ancak bu, dunyevi insan-atman'ı degil, Buddha-atman (Buddhaca-atman) idi. Bu paradoks, sonradan Tibet'in 'Shentong' (baska'dan-bos) ve 'Rangtong' (kendinden-bos) tartismalarinin temeli olur.

Dolpopa Sherab Gyaltsen (1292-1361), Shentong'u (baska'dan-bos) systemize eden Jonang okulu kurucusu olarak, Buddha-dogasinin gercek var oldugunu, bos olduğun yalnızca gecici fenomenlerden oldugunu savunur. Bu konum, Gelug okulu (ozellikle Tsongkhapa, 1357-1419) tarafindan radikal bir sekilde reddedildi ve siyasal olarak da yok ed ildi.

Kavramsal Analiz

Anatta'nin Uc Yorumu

Modern Buddhist akademisinde, anatta doktrininin uc temel yorumu vardir:

  1. Metaforik / Strateji Yorumu (Walpola Rahula, Thanissaro Bhikkhu): Buddha bir metafizik teori sunmadi; o, pratik bir kurtulus stratejisi onerdi. 'Atta yoktur' demek, atta'ya tutunmaktan vazgecmenin pratik calışmasidir.
  2. Ontolojik / Mutlak Yorumu (cogunluk akademik konum): Buddha gercekten metafizik bir iddiada bulunmustur: Surekli, ayri, bağımsız hicbir varlik yoktur. Anatta evrensel ve kanunsaldır.
  3. Pragmatik / Apofantik Yorumu (Bhikkhu Bodhi, B. Alan Wallace): Buddha 'atta var' veya 'atta yok' sorularinin her ikisini de cevapsiz birakti (avyakata); cunku ikisi de yanlis kavrayis cikartir. Anatta, atta-kavraminin kullanım hatasinin reddidir.

Bu uc yorumun da Buddhist canonda destekleri vardir. Cagdaş Buddhist akademisi, ortacag scholastik gelenegine kıyasla daha çeşitli yorum yelpazesine açıktır.

Anatta ve Karma-Reenkarnasyon

Eger sabit bir benlik yoksa, kim reenkarne olur? Bu, anatta'nin en buyuk filozofik zorluğudur. Buddha'nin cevabi, pratityasamutpada (karşılıklı bagimli olusum) idir: Bir Schubert mum bir digerini yakar; ikinci mum birinci mum degildir, ama birinci mum olmasaydı ikinci mum da olmazdı. Aynı şekilde, bir yasam diger yasama akıs aktarir, ama 'aktaran taşıyıcı' bir benlik yoktur.

Bu modeli felsefî olarak açıklamak için Yogacara'nin alaya-vijnana'sı, Theravada'nin bhavanga-citta'si (yasam-bilenç akıs ı), Pudgalavada'nin pudgala'si farklı çözümlerdir. Hepsi, sabit bir ATTA olmadan kişisel devamliliğin nasıl açıklanabilecegini cevaplandirmaya çalış ır.

Anatta ve Kurtulus (Nirvana)

Buddhist kurtulus (nibbana / nirvana), anatta'nin nihai dolaysız idrakidir. Anatta-lakkhana Sutta'da Buddha sunu vurgular: Bes skandhayi 'bu ben degil, bu ben degilim, bu benim atta'm degil' diye gormek, kurtulustur. Yani anatta sadece bir teori degil, yakaran bir özgurluk yontemidir.

Nirvana, atta'nin yok olmasi (annihilationism) degildir — cunku zaten atta var olmamis. Nirvana, atta-illuzyonunun çozulmesi ve bagimsizdir-olmayan-akisin doğal akmasidir.

Anatta'nin Pratik Uygulamasi

Anatta'nin felsefî bir teori olmaktan ote, Buddhist meditasyonda dolaysız bir pratiktir:

  1. Vipassana (içgozlem): Bedeni, hislerini, dusunceleri her an gozlemler. Hicbir 'gozleyen-Self' bulamaz; sadece dinamik bir akıs gorur.
  2. Anatta-anussati (anatta-anımsama): Acık olarak 'bu beni degil, bu benim degil, bu benim atta'm degil' formulasyonuyla meditasyon.
  3. Skanda-analiz: Her aggregat'i sirayla incele, her birinin gecici ve atta-disi oldugunu gor.

Guney Asya manaslarinda — Sri Lanka, Burma, Tayland — bu pratikler iki bin yıldır sürdurulmektedir. Mahasi Sayadaw (1904-1982), S.N. Goenka (1924-2013), Ajahn Chah (1918-1992) gibi modern Theravada ogretmenleri bu pratikleri Bati'ya tasıdılar.

Karsilastirmali Perspektif

Anatta <-> Atman: Hindu-Buddhist Gerilim

Atman doktrini ile anatta doktrini, Hint felsefesinin en derin gerilimidir. Iki gelenek 2500 yıldır birbirini iterek gelisti. Ana farkliliklar:

Boyut Hindu Atman Buddhist Anatta
Surekli oz Var Yok
Bireysellik Atman'lar coktur (Sankhya) veya tektir (Advaita) Hicbiri yok
Olumsuzluk Atman ezeli Akıs gecici
Brahman ile iliski Ozdes (Advaita) veya bagimli (Vishishtadvaita) Brahman da reddolur
Kurtulus Atman-Brahman ozdesligini bilmek Atta-illuzyonunun cozülmesi
Yontem Jnana, bhakti, karma yoga Sila-samadhi-panna

Ancak iki dilo iyimser bir karşılıklı dialog yorumu vardir: Buddha'nin reddettiği 'atta', upanişadik Atman degil, halk dilindeki bireysel ego (ahamkara) idi (Vivekananda, T. R. V. Murti). Diger taraftan, Walpola Rahula, bu yorumun yanlış olduğunu gosterir: Buddha açıkça Vedik Atman'i reddetti.

Frederick M. Smith'in The Self Possessed (2006) eseri, Hindu-Buddhist dialogunu fenomenolojik olarak inceler; sonuç olarak, iki gelenek farklı 'tecrubesel haritalama' yapan iki sema sunarlar.

Anatta <-> Tasavvuf Fena

Islam tasavvufundaki fena (Allah'ta yok olma), anatta ile fonksiyonel bir paralellik sunar. Her ikisi de:

  1. Sabit, ayri, bagimsiz benlik kavramini ic-sezgisel olarak cozer.
  2. Bu çozulus, kurtulusa (mokṣa, nibbana) goturur.
  3. 'Ben' dilini geçer.

Ancak farkliliklar:

Rumi'nin 'Ben olum mecnun olayım, Mevlam beni o yaptiğim ben olarak bilmesin' (Divan-i Sems'tan) gibi şiirleri, fena'nın anatta'ya yakın hissi olduğunu gosterir. Ancak teolojik olarak ikisi farklı evrenlerde durur.

Anatta <-> Hristiyan Kenosis

Hristiyan teolojisinde kenosis (boşaltma) doktrini — Mesih'in 'kendini boşaltmasi' (Filipililer 2:5-11) — anatta ile zayıf bir paralel sunar. Ancak burada da fark vardir: Kenosis tek bir kişiye (Mesih) ozeldir ve sevgi ile motive edilir; anatta evrensel bir varlik gerçeğidir.

Mistik Hristiyanlikta (Meister Eckhart, Tauler, Suso), 'self-leerheit' (benlik-bosluğu) anatta'ya daha yakındır; ancak burada bile bir 'Tanrı' korunur, ki Buddhist anatta'da bu yoktur.

Anatta <-> Modern Bilinc Felsefesi

Bati felsefesinde, David Hume'un 'self-bundle' teorisi (kendisini ararken sadece deneyim demetleri buldugunu soyledigi pasaj, Treatise on Human Nature, 1739), anatta'ya sasırtici şekilde benzer. Hume Hindu/Buddhist felsefe ile temasta olduğu (Cizvit misyonerlerinden) ispat edilmiştir (Alison Gopnik, Hume and Buddhism, 2009).

Daha yakın zamanda:

Bunlar, modern felsefenin Buddhist anatta'ya yeniden yakınlasmasinin örnekleridir.

Modern Yorumlar

Critical Buddhism (Hihan Bukkyo)

1980'lerde Japonya'da, Soto Zen alimleri Hakamaya Noriaki (1943-) ve Matsumoto Shiro (1950-), 'Critical Buddhism' (hihan bukkyo) hareketini baslattilar. Onlar, anatta ile Buddha-dogasi/Tathagatagarbha doktrinleri arasinda bir uyumsuzluk gordular. Onlara gore, gercek Buddhism yalnızca anatma'dir; Buddha-dogasi doktrini ise gizli atman-vada'dir ve Upanishadik dhatu-vada (oz-doktrini) ile aynidir.

Matsumoto'nun Engi to Ku (Karşılıklı-Olusum ve Bos luk, 1989) ve Zen Bukkyo no Hihanteki Kenkyu (Zen Budizmi'nin Eleştirel Arastirmasi, 1994) eserleri bu konumu detaylandırır. Hakamaya'nin Hongaku Shiso Hihan (Original Aydinlanma Düşüncesi Elestirisi, 1989) ise Japon Tendai'nin hongaku doktrinini ('orijinal aydinlanma') bir tur dhatu-vada olarak elestirir.

Bu hareket Bati'da geniş tartışma yarattı; Jamie Hubbard ve Paul Swanson'in editorlugunde Pruning the Bodhi Tree: The Storm Over Critical Buddhism (1997) bu tartismayi belgeleyen onemli bir derlemedir.

Engaged Buddhism ve Anatma

Thich Nhat Hanh (1926-2022), anatta'yi sosyal angaje (Engaged Buddhism) bir cerceveye yerlestirmistir. Onun 'Interbeing' (Karşilikli-Varolus, tiep hien) kavrami, anatta'nin pozitif yuzudur: 'Sen ben degilsin, ama sensiz ben de olamam'. Bu, modern Bati Buddhistlere anatta'yi solid soysal eylem teorisine baglar.

Thich Nhat Hanh'in eserleri (Being Peace, 1987; Interbeing, 1987) bu konunun klasiklestirildiği metinlerdir.

Modern Akademik Akadrami

Modern Buddhist akadrami, anatta uzerinde uretken bir donem gecirmistir:

Norobilim ve Anatta

Norobilim arastirmalari, anatta doktrinine modern bir destek sunmustur. Beyinde 'self-merkezi' bir bolge yoktur; 'self' kavrami, sürekli olarak çeşitli beyin bolgelerinin (default mode network, vmPFC, IPC, vd.) etkilesimi ile uretilen bir modeldir. Antonio Damasio (The Feeling of What Happens, 1999), Thomas Metzinger (Being No One, 2003), Sam Harris (Waking Up, 2014) bu noktayi farklı acılardan vurgularlar.

Meditasyon arastirmasi (Richard Davidson, Sara Lazar), uzun donem Buddhist meditasyon pratiklerinin default mode network'unu (self-baglantili beyin agi) zayiflattigini gosteriyor. Bu, anatta'nin nörologik bir gercekligini destekleyen kanitlardir.

Cagdaş Karsilastirmali Maneviyat

Anatta-atman gerilimi, cagdas karsilastirmali maneviyat icin temel meseledir. Birkac cagdas yaklasim:

  1. Perennialist (Schuon, Guénon): Iki doktrin de aynı gerçege farklı dillerde isaret ediyor; gerilim sözel.
  2. Pluralist (John Hick, Paul Knitter): Iki doktrin gerçekten farklı; ama her ikisi de gercege erisim sunar.
  3. Critical (Matsumoto, Hakamaya): Anatta doğru; atman-vada (Buddha-dogasi dahil) yanliştir.
  4. Constructivist (Steven Katz): Mistik tecrübeler kulturel olarak insa edilir; Hindu mistigi Atman deneyimliyor, Buddhist mistik anatta deneyimliyor. Mistik tecrübeyi 'asıl' bir tecrübeden ayri ki ymak imkansız.

Bu cogul yaklasimlar, modern karsilastirmali maneviyatin can damarini olusturuyor.

Sonuc

Anatma/anatta, Budizm'in en ayirt edici ve en derin doktrinidir. Buddha'nin aydinlanma sonrasi geliştirdigi ve butun Buddhist okullarda korunan bu doktrin, sabit-ayri-bagimsiz bir benlik kavramini reddederek bir psiko-fiziksel akıs modeli sunar. Bu, Hindu Atman doktrinine bir cevap, tasavvuf fena'sina fonksiyonel bir paralel, ve modern bilinç felsefesine bir esin kaynagi olmustur.

Anatta'nin pratik degeri, kişinin kendi 'ben' illuzyonundan kurtulmasinin manevî bir yontemini sunmasidir. Buddha'nin dort soylu gerçeğinin temelinde su anlayis vardır: Acı, atta-yapışmasından dogar; kurtulus, atta-yapışmasindan vazgecmedir. Anatta, bu yapısalı cözen radikal bir gercektir.

Bu doktrin, 2500 yıldır felsefî ve mistik arastırmaya konu olmustur. Buddha-dogasi doktrini ile yarattıği gerilim, Buddhist içerden bir tartışma; Atman ile yarattığı gerilim, Hindu-Buddhist arasi tartişma; modern bilinç felsefesi ile yarattığı sinerji, en taze bir gelisme. Anatta, Buddhist felsefenin en büyük 'kapı'sıdır ve cagdaş kismi felsefeyi de surekli zorlamaktadir.