Varlık, Hakikat, Ontoloji

Esse (Thomas Aquinas)

Aquinas'ın ontolojisinde varlık-eylemi (esse) ve Tanrı'nın 'kendiliğinden var olan varlık' (ipsum esse subsistens) olarak tanımlanması; tasavvufun Vücud-ı Mutlak'ıyla yapısal paralellik gösteren skolastik doktrin.

17 bağlantı İleri Varlık, Hakikat, Ontoloji Haritada göster → ⌛ Ortaçağ

Esse (Thomas Aquinas)

Tanım

Esse (Latince: var olmak, mevcut olmak), Thomas Aquinas'ın (1225-1274) ontolojisinde merkezi kavramdır. Bir yandan, mahlûkattaki olmaklık eylemi (actus essendi) anlamına gelir — şeylerin var olduğu olgusunu temellendiren eylem; öte yandan Tanrı söz konusu olduğunda, Tanrı'nın kendisi'dir: Aquinas'ın ünlü ifadesiyle Tanrı ipsum esse subsistens (kendiliğinden var olan varlığın kendisi) ve actus purus (saf eylem) olarak tanımlanır.

Bu kavram, Aquinas'ın Summa Theologiae'sinin (1265-1274) yapısal direği ve De Ente et Essentia'nın (Varlık ve Öz Üzerine, 1252-1256) başlıca tezi olarak Hıristiyan teolojisinin felsefi temelini oluşturur. Étienne Gilson'un Being and Some Philosophers (1949) ve The Christian Philosophy of St. Thomas Aquinas (1956) eserleri Esse doktrinini modern felsefe açısından yeniden gün ışığına çıkardı; Brian Davies'in The Thought of Thomas Aquinas (1992) ise analitik felsefe geleneği içinde Aquinasçı düşünceyi yeniden kurdu.

Hikmet Günlüğü'nün karşılaştırmalı haritasında Esse, Vahdet-i Vücud doktrini içerisindeki Vücud-ı Mutlak kavramı (Avicenna'nın vâcibu'l-vücud'u ve İbn Arabî'nin Vücud'u) ile yapısal koşutluk taşıyan; Hindu Vedanta'nın Sat (saf varlık) ve Plotinus'un Bir'i (to Hen) ile diyaloga açık merkezi bir ontoloji kavramıdır.

Tarihsel ve Doktriner Arka Plan

Aquinas'ın Hayatı ve Bağlamı

Thomas Aquinas, 1225'te Roccasecca yakınlarındaki Aquino kontluğunda doğdu. Erken yaşta Monte Cassino Benedikten manastırında eğitildi; 1239'da Napoli Üniversitesi'nde ilk kez Aristoteles'in metafizik eserlerini — özellikle Arapça'dan Latince'ye yeni çevrilmiş olanlarını — keşfetti. 1244'te yeni kurulan Dominikan tarîkatına girdi (ailesinin şiddetli muhalefetine rağmen) ve sonraki on yıl boyunca Paris ve Köln'de Albertus Magnus'un öğrencisi olarak çalıştı.

Aquinas'ın felsefi-teolojik kariyeri, 13. yüzyıl Latin Hıristiyan dünyasının iki büyük entelektüel devrimi içinde gerçekleşti:

  1. Aristoteles'in yeniden keşfi: Bizans ve Arap-İslam dünyasından gelen çevirilerle Aristoteles'in külliyatı bütünüyle ilk kez Latin Batı'ya ulaştı.
  2. Arap-İslam felsefesinin etkisi: İbn Sînâ (Avicenna), İbn Rüşd (Averroes) ve El-Gazâlî'nin Latince çevirileri Paris Üniversitesi'ni sarstı.

David B. Burrell'in Aquinas and the Arabs (2010) eserinin gösterdiği gibi, Aquinas'ın Esse doktrini bu Arap-İslam mirasıyla derin diyalog içinde şekillenmiştir.

Avicenna'dan Aquinas'a: Öz-Varlık Ayrımı

Daniel D. De Haan'ın 'Avicenna and Aquinas: Essence, Existence, and the Esse of Christ' (2014) çalışmasının ortaya koyduğu gibi, Aquinas'ın merkezi metafiziksel hareketi — öz (essentia) ile varlık (esse) arasındaki gerçek (real) ayrım — doğrudan İbn Sînâ'dan miras alınmıştır.

İbn Sînâ Kitâbü'ş-Şifâ'nın metafizik bölümünde (al-Ilāhiyyāt) şöyle ayırır:

İbn Sînâ'ya göre yaratılmış her şeyde öz ile varlık gerçekten farklıdır — yani sadece zihinsel ayrım değil, ontolojik farklılık vardır. "İnsan" özü kendi başına "var olma"yı içermez; varlık dışarıdan ilave edilir. Yalnızca vâcibu'l-vücud (zorunlu var olan, Allah)'da öz ve varlık özdeştir: Allah'ın özü olmak'tır.

Aquinas bu temel iç-görüyü De Ente et Essentia'nın 4. ve 5. bölümlerinde Hıristiyan teolojisinin temeli olarak benimsedi. Onun ifadesiyle: "Tanrı'da öz ile var olma aynı şeydir; ancak yaratılmış olanda öz ile var olma farklıdır." Bu ayrım Aquinas'ın Summa Theologiae Ia.q.3.a.4'te Tanrı'nın basitliğini (simplicitas) ispatlamasının temelidir.

Esse'nin Üç Anlamı

Gilson'un sistematik analizinde Aquinas'taki Esse'nin üç düzeyi ayrılabilir:

(1) Esse commune — Genel anlamda varlık. Her var olan şeye uygulanabilen, soyut bir kavram.

(2) Esse essentiae — Özün varlığı; bir şeyin ne olduğunun var oluşu.

(3) Actus essendi / Esse ut actus — Varlık-olarak-eylem; var-olmanın eylemsel boyutu. Bu Aquinas'ın özgün katkısıdır: Varlık bir isim veya form değil, en temel eylem'dir.

Kavramsal Analiz

Ipsum Esse Subsistens

Aquinas'ın Tanrı doktrininin formülü olan ipsum esse subsistens üç kelimesinde de yoğun anlamlar taşır:

Bütünüyle: "Kendisi, kendisi olarak ayakta duran var-oluş eylemi." Bu formül, Çıkış 3:14'teki "Ben, ben olanım" (אֶהְיֶה אֲשֶׁר אֶהְיֶה, ehyeh asher ehyeh) ifadesinin Latince Vulgata'daki "ego sum qui sum" çevirisinin felsefi açımlanmasıdır. Aquinas, Çıkış 3:14'ün Tanrı'nın metafiziksel özünün bizzat olmak olduğunu söylediğine inanır.

Actus Purus — Saf Eylem

Aquinas, Aristoteles'in potentia (güç, olanak) ve actus (eylem, gerçeklik) ayrımını Tanrı'ya uyguladığında, Tanrı'nın saf eylem olduğunu söyler — yani Tanrı'da hiçbir gerçekleşmemiş olanak yoktur, her şey ezelî-ebedi olarak gerçekleşmiştir. Bu, mutlak basitliği, değişmezliği, ezelîliği ve sınırsızlığı bir kerede temellendiren formüldür.

Actus purus, Plotinus'un Bir'inin ötesi-varlık (epekeina tēs ousias) tanımından kritik bir noktada ayrılır: Plotinus için Bir varlıkın ötesindedir; Aquinas için Tanrı varlığın kendisidir. Bu fark, klasik mistik teolojinin (Pseudo-Dionysius, Eckhart) apofatik vurgusu ile skolastik teolojinin katafatik yapısı arasındaki gerilimi gösterir.

Beş Yol (Quinque Viae)

Aquinas'ın Summa Theologiae Ia.q.2.a.3'te ortaya koyduğu "Beş Yol" (Tanrı'nın varlığının ispatları), Esse doktrininin doğrudan uygulamalarıdır:

  1. Ex motu (hareketten yola): Hareket eden her şey başka biri tarafından hareket ettirilir; ilk hareket ettirici Tanrı'dır.
  2. Ex causa efficienti (etkin sebepten): Sebep zincirinin ilk halkası.
  3. Ex contingentia (mümkünden gerekliye): Mümkün varlıklar zorunlu bir varlığı gerektirir — Avicennaiyen kanıt.
  4. Ex gradibus (mertebelerden): Daha iyi-daha kötü mertebeleri en üst mükemmelliği gerektirir.
  5. Ex fine (gayeden): Doğadaki gaye yönelimi bir akıllı yönlendiriciye işaret eder.

Üçüncü Yol özellikle dikkat çekicidir: "varlığı kendinden olan bir zorunlu varlık olmalı" — bu, ipsum esse subsistens'in modal-mantıksal ispatıdır ve doğrudan İbn Sînâ'nın vâcibu'l-vücud argümanından mülhemdir.

Analoji Doktrini

Aquinas'ın Esse doktrininin tamamlayıcısı analogia entis (varlık analojisi) öğretisidir. Mahlûkat ile Yaratıcı arasında "var olmak" tek-anlamlı (univocum) değildir (Scotus'a karşı) — Tanrı ile yarattığı arasında sonsuz fark vardır; ama aynı zamanda eş-adlı (aequivocum) da değildir — eğer öyle olsaydı yaratımdan Tanrı'ya hiçbir bilgi yolu açılmazdı. Doğru cevap analoji'dir: yarattığı, Yaratıcının orantılı bir yansımasıdır.

Analogia entis Karl Barth tarafından 'Antikrist'in icadı' olarak reddedildi; Hans Urs von Balthasar tarafından ise Hıristiyan kültürünün metafiziksel kalbi olarak savunuldu.

Karşılaştırmalı Perspektif

Esse ↔ Vücud-ı Mutlak (İbn Arabî)

Aquinas'ın ipsum esse subsistens'i ile İbn Arabî'nin Vücud-ı Mutlak doktrini arasındaki yapısal benzerlik o denli derindir ki, karşılaştırmalı felsefenin ana sorularından biri olmuştur. William C. Chittick'in The Sufi Path of Knowledge (1989) ve The Sufi Doctrine of the Unity of Being (1994) çalışmalarının gösterdiği gibi:

Aquinas Esse İbn Arabî Vücud
Ipsum esse subsistens — kendiliğinden var olan varlık el-Vücudu'l-Mutlak — mutlak ve sınırsız varlık
Actus purus — saf eylem, hiçbir olanak içermeyen el-Vâcibu'l-Vücud — zorunlu var olan
Yarattığı ile aralarında analogia entis Mahlûkat ile vahdet ilişkisi: "O'ndan ayrı bir şey yoktur"
Esse her yaratıkta katılım (participatio) yoluyla Tüm var olanlar Vücud'un tecellîleri (taayyunât)

Önemli bir teolojik fark: Aquinas Hıristiyan ortodoksisi içinde kalır ve mahlûkat-Yaratıcı arasındaki ontolojik farkı titizlikle korur (analogia entis); İbn Arabî ise Vahdet-i Vücud'a daha radikal vurgu yapar ve eleştirmenleri tarafından panteist olmakla suçlanır — gerçi modern yorumcular (özellikle Chittick) bunun yanlış anlama olduğunu savunur.

İki sistem arasındaki kavramsal yakınlık, ortak köke işaret eder: her ikisi de İbn Sînâ'nın vâcibu'l-vücudmümkinu'l-vücud ayrımından beslenir.

Esse ↔ Sat (Vedanta)

Hindu Vedanta felsefesinde Sat (Sanskritçe: sat — var olmak, gerçek olmak), Sat-Chit-Ananda (varlık-bilinç-mutluluk) üçlüsünün ilk öğesidir ve Brahman'ın özünü tanımlar. Şankara'nın Advaita Vedanta'sında Sat, Aquinasçı Esse'ye yapısal koşutluk gösterir:

Aquinasçı analogia entis ile Şankaraciâ advaita arasında kritik fark: Aquinas için mahlûkat gerçek olarak vardır (Esse'ye katılarak); Şankara için ise sıradan dünya nihai gerçeklikte yokmuş gibidir (mithyā). Buna rağmen iki sistem saf varlığın mutlak ilkeselliğini ortak kabul eder.

Esse ↔ Plotinus'un Bir'i

Plotinus için Bir varlığın ötesindedir (epekeina tēs ousias); Aquinas için Tanrı varlığın kendisidir. Bu temel fark, Hıristiyan teolojisinin Yeni-Platoncu apofatizmi nasıl modifiye ettiğini gösterir.

Aquinas'ın stratejisi: 'varlık' (esse) terimini, Plotinian ousia'dan (cevher) farklı olarak radikalleştirir. Plotinus için ousia sınırlı bir cevherdir; Bir bunun ötesindedir. Aquinas için esse saf eylemdir ve her sınırlamayı içermez; bu yüzden Tanrı ipsum esse olarak varlığın 'ötesinde' değil kemâli'dir.

Modern Yansımalar

Étienne Gilson ve Existential Thomism

Étienne Gilson (1884-1978), 20. yüzyılda Aquinas'ın Esse doktrinini yeniden hayata döndüren kişidir. Being and Some Philosophers (1949) eserinde Gilson, Aquinas'ı tüm Batı felsefe tarihinin tepe noktası olarak okur: Aquinas, varlığı bir form veya kavram olarak değil, eylem olarak kavrar — bu, Platon, Aristoteles, İbn Sînâ ve hatta Hegel'in ötesinde bir başarıdır. Gilson'un yorumu existential Thomism (varoluşçu Thomism) olarak bilinir.

Brian Davies ve Analitik Thomism

Brian Davies (1951-) ise Anglo-Amerikan analitik felsefe geleneği içinde Aquinas'ı yeniden konuşulabilir kılan kişidir. The Thought of Thomas Aquinas (1992) ve The Reality of God and the Problem of Evil (2006) eserlerinde, Aquinas'ı Wittgenstein, Anscombe ve Geach gibi düşünürlerin diyalog ortağı olarak sunar. Davies'in analitik yaklaşımı Gilson'un varoluşçu yorumundan farklıdır: Davies için Aquinas'ın Esse doktrini bir metafizik şiir değil, mantıksal-dilbilimsel bir çözümleme'dir.

Karl Rahner ve Transcendental Thomism

Jesuit teologu Karl Rahner (1904-1984), Aquinas'ın Esse'sini Kant ve Heidegger ile sentezleyerek 'transcendental Thomism' geliştirdi. Rahner'a göre insan, her bilgi eyleminde zaten Esse'ye açıktır — bu, Aquinasçı intellectus agens'in (etkin akıl) modernleştirilmesidir.

Heidegger ve Ontoteoloji Eleştirisi

Martin Heidegger (1889-1976) Sein und Zeit (1927) ve sonraki eserlerinde Aquinas'ı ontoteolojik olarak eleştirdi: Sein (Varlık) ile Seiendes (var olan) arasındaki ontolojik farkı (ontologische Differenz) ihmal etmek, Tanrı'yı bir tür var olan olarak ele almak. Heidegger'in bu eleştirisine Thomistik cevap, esse'nin Heidegger'in Sein'ı ile aynı düzlemde olduğunu — yani Aquinas'ın bizzat ontolojik farkı ifade ettiğini — savunur (David Burrell, Cornelio Fabro, Gustav Siewerth).

Çağdaş Tartışmalar

  1. yüzyılda Esse doktrini çeşitli alanlarda yeniden gündeme geliyor:

Eleştiriler

1. Scotusçu Eleştiri

John Duns Scotus (1265-1308) Aquinas'ın analogia entis doktrinini reddetti ve univocitas entis'i (varlığın tek-anlamlılığı) savundu: "Var olmak" hem Tanrı hem yaratık için aynı kavramı ifade eder — yoksa Tanrı hakkında hiçbir bilgi mümkün değildir. Bu, Heidegger'in 'ontoteoloji' eleştirisinin tarihsel kökenlerinden biridir.

2. Nominalist Eleştiri

William Ockham (1287-1347) ve nominalistler Aquinas'ın öz-varlık ayrımını reddettiler: yalnızca tek tek var olan şeyler vardır; "varlık" ayrı bir gerçeklik değil, bir isim'dir. Bu eleştiri, geç Ortaçağ'ın Aquinasçı sentezi parçalamasının başlangıcıdır.

3. Reformcu Eleştiri

Martin Luther (1483-1546) ve Karl Barth (1886-1968) Aquinasçı doğal teolojiyi (özellikle Beş Yol'u) Hıristiyan vahyini tehlikeye atan filozofik bir saptırma olarak gördüler. Barth, Kirchliche Dogmatik'te analogia entis'i "Antikrist'in icadı" olarak adlandırdı — Tanrı hakkında insandan başlayan herhangi bir yol, putperestliktir.

4. Postmodern Eleştiri

Jacques Derrida (1930-2004) ve diğer postmodernler Aquinasçı 'mevcudiyet metafiziği'ni (metaphysics of presence) eleştirdiler: ipsum esse subsistens, varlık-yokluk gerilimini saf-mevcudiyet lehine bastıran logosantrik bir yapıdır.

5. İslam Eleştirisi

İslam teolojisi açısından Aquinasçı Esse, tevhid'i ihlal etmemekle birlikte, Üçleme doktrinini felsefi olarak desteklemekle problematik kalır: nasıl olur da basit ve mutlak Esse aynı zamanda üç kişide (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) tezahür edebilir? Bu sorun, İbn Arabî tarafından farklı bir biçimde — esmâ ve sıfât üzerinden — çözülür.

6. Çağdaş Ateist Eleştiri

Bertrand Russell, Antony Flew (sonradan teist olan) ve modern yeni-ateistler Aquinasçı Beş Yol'u eleştirdi. Ancak Edward Feser'in göstereceği gibi, bu eleştirilerin çoğu Aquinas'ın gerçek argümanlarından çok onların popüler karikatürlerini hedef alır.

Esse'nin Mistik Yansımaları

Aquinas'ın kendisi sadece bir skolastik filozof değil aynı zamanda derin bir mistikti. 1273'te Tanrı'nın bir vizyonundan sonra yazmayı bıraktı ve şöyle dedi: "Bana açılan şeyin yanında yazdıklarım sapla gibi." Bu mistik deneyim, ipsum esse subsistens doktrininin salt akademik bir teori olmadığını, yaşanmış bir gerçekliği kavramsallaştırma çabası olduğunu gösterir.

Mister Eckhart (1260-1328), Aquinas'ın doğrudan halefi olarak (Dominikan, Köln'de aynı okulda), Esse doktrinini Gottheit (Tanrılık ötesi) öğretisine evirmiştir; Aquinasçı esse-essentia ayrımı, Eckhart'ta Gott (Tanrı) ile Gottheit (Tanrılığın özü) ayrımına dönüşmüştür. Eckhart'ın "Ben Tanrı'dan Tanrı için Tanrı'dan kurtulmasını dilerim" gibi cüretkâr ifadeleri Aquinasçı Esse doktrinin mistik radikalleşmesidir — ve Eckhart bu yüzden 1329'da kısmen mahkûm edilmiştir.

Sonuç: Skolastik Zirve, Karşılaştırmalı Kavşak

Aquinas'ın Esse doktrini, Batı felsefe-teoloji tarihinin en eksiksiz sistematik başyapıtlarından biridir. İpsum esse subsistens formülü, bir yandan klasik Yunan ontolojisi (Plotinus), Helenistik Yahudi düşüncesi (Philo) ve Arap-İslam felsefesi (İbn Sînâ, İbn Arabî) ile diyalog içinde, öte yandan Hıristiyan vahyini felsefi olarak temellendirme çabası olarak okunabilir.

Hikmet Günlüğü'nün karşılaştırmalı haritasında Esse, Vücud-ı Mutlak (tasavvuf), Sat (Vedanta), Bir (Plotinus) ve Sein (Heidegger) kavramlarıyla yapısal bağlantı kurar. Perennial felsefenin (Schuon, Guénon) ortak köken iddiası ile Hıristiyan ortodoksisinin benzersizlik iddiası arasındaki gerilim Esse doktrini bağlamında en açık biçimde tezahür eder.

Aquinas'ın kendi ifadesiyle: "Tanrı'nın bilinmesi en yüksek mutluluktur; ama bu dünyada bu bilgi ancak negatif yoldan (via remotionis) ilerleyebilir." Esse, böylece bir kavram olduğu kadar bir gizemdir; sistematik felsefenin sınırında, mistik suskunluğun başladığı yerde duran bir kavşak.

Ek: Aquinas'ın Tarihsel Bağlamı

Thomas Aquinas'ın Esse doktrini, 13. yüzyıl Latin Hıristiyanlığının entelektüel devriminin merkezindedir. Bu dönem, üç büyük dalga ile tanımlanır.

Arap-Latin Çeviri Hareketi (12.-13. yüzyıllar)

  1. yüzyıl boyunca İspanya (özellikle Toledo) ve İtalya'da Arapça eserlerin Latince'ye çevirisi süratle gerçekleşti. Aristoteles'in Metafizika, Fizika, De Anima, Etika, Politika ve diğer büyük eserleri ilk kez bütünüyle Batı'ya ulaştı; bu çevirilere İbn Sînâ'nın Şifâ'sı, İbn Rüşd'ün Aristoteles şerhleri, El-Gazâlî'nin Makâsıd'ı ve diğer İslam felsefi metinleri eşlik etti.

Çevirmenler arasında özellikle Gerard of Cremona (1114-1187), Michael Scot (1175-1232), William of Moerbeke (1215-1286) — ki Aquinas'ın doğrudan iş arkadaşıydı — anılmalıdır. Moerbeke, Aquinas için Yunanca'dan doğrudan çeviriler yaparak Liber de Causis'in aslında Proclus'un olduğunu keşfetti.

Paris Üniversitesi'nde Tartışmalar

Paris Üniversitesi, 13. yüzyılda Latin entelektüel dünyasının kalbiydi. 1255'te Sanat Fakültesi resmen Aristoteles'in tüm eserlerini müfredata aldı. Bunu 1270 ve 1277 Paris Yasakları izledi: Paris Piskoposu Étienne Tempier, Latin İbn Rüşdcülüğü olarak bilinen radikal Aristotelesçi pozisyonların 219 önermesini yasakladı. Aquinas'ın bazı pozisyonları da bu yasaklara dolaylı olarak girdi (1277'de Aquinas üç yıl önce ölmüştü).

Aquinas, bu tartışmalı ortamda Aristoteles'i Hıristiyan dogması ile uzlaştırma çabasının başını çekti — Summa Theologiae, Summa Contra Gentiles, De Ente et Essentia, ve sayısız quaestiones disputatae bu sentezin yapı taşlarıdır.

Dominikan Misyon

Dominikan tarîkatı (1216'da kurulan Ordo Praedicatorum) entelektüel apoloji ve misyon için tasarlanmıştı. Tarikatın iki büyük teologu — Albertus Magnus ve onun öğrencisi Aquinas — Latin Hıristiyan dünyasının Müslüman, Yahudi ve pagan filozoflar karşısında felsefi-teolojik düşünüşünün ana mimarları oldular. Summa Contra Gentiles özellikle bu polemik-apolojik bağlamda yazılmıştır.

Ek: Esse Doktrini ve Yaratım

Aquinas'ın Esse doktrini, creatio ex nihilo (hiçten yaratım) doktrinin felsefi temelidir. Bu nokta, Plotinian südûr doktrininden Aquinas'ı ayıran kritik bir farktır.

Südûr ve Yaratım Arasındaki Fark

Plotinian südûr: Bir'in özünden zorunlu olarak Nous taşar; Nous'tan Psyche taşar; vb. Bu, doğal ve gerekli bir taşmadır; Bir bunu seçmez, basitçe taşar.

Aquinas yaratımı: Tanrı, mutlak özgürlükle hiçten yaratır. Yaratım, Tanrı'nın iradesinin bir eylemidir; rasyonel ama zorunlu değil. Tanrı yaratmasa da Tanrı olarak kalırdı; Tanrı isteyerek yaratır.

Bu fark teolojik olarak kritiktir: Plotinian sistemde kozmos Bir'in zorunlu uzantısıdır, dolayısıyla Bir'le ezelî olarak birlikte vardır. Hıristiyan-İslamî sistemde kozmos Tanrı'dan ontolojik olarak ayrıdır; başlangıcı vardır (en azından zamanda değilse de ontolojik bağımlılıkta).

Participatio Doctrini

Aquinas, yaratım ile yaratıcı arasındaki ilişkiyi participatio (katılım) kavramıyla tanımlar: tüm yaratıklar Esse'ye katılarak vardırlar; Esse'nin kendisi olmazlar fakat ondan pay alırlar. Bu kavram, Aquinas'ın Platonik mirasının açık göstergesidir; ancak Aquinas, Platonik Form'ları (universalia) gerçekçi-ortalama yorumla — moderate realism — okur.

Participatio doctrini, Aquinas için yaratımın metafiziksel yapısının ana açıklamasıdır: Tanrı ipsum esse subsistens olarak Esse'nin saf doluluğudur; her yaratık ise sınırlı bir esse'ye sahiptir, ve bu sınırlı esse Tanrı'dan ödünç alınmıştır — varlık sürekli olarak Tanrı tarafından sürdürülür (creatio continua).

Ek: Esse ve Mistik Birlik

Aquinas'ın sistemi sıkı bir skolastik felsefe olarak algılanmasına rağmen, derinden mistik bir vurgusu vardır. Bu vurgu özellikle Aquinas'ın halefleri tarafından geliştirilmiştir.

Meister Eckhart

Mister Eckhart (1260-1328), Dominikan tarîkatının Aquinas'tan hemen sonraki dönemde en parlak düşünürüdür. Köln'de Aquinas'ın yetiştirildiği aynı studium generale'de eğitildi. Eckhart, Aquinas'ın Esse doktrinini Gottheit (Tanrılık) ve Gott (Tanrı) ayrımına dönüştürdü:

Eckhart'ın "Ich bitte Gott, daß er mich Gottes ledig mache" ("Tanrı'dan beni Tanrı'dan kurtarmasını dilerim") ifadesi bu ayrımın mistik radikal ifadesidir. Eckhart'ın Sermons'ında, ipsum esse subsistens doktrinin mistik karşılığı olarak esse'nin sessizliği ve doluluğu doğrudan deneyimlenebilir bir gerçeklik olarak sunulur.

İlginç bir şekilde, Eckhart'ın bu mistik radikalleşmesi İbn Arabî'nin Zât doktrinine doğrudan paraleldir: Zât (mutlak öz) Esmâ ve Sıfât'ın ötesindedir; Gottheit, Gott ile özdeşleştirilen niteliklerin ötesindedir. Bu paralelliği Henry Corbin ve Toshihiko Izutsu sistematik olarak gösterdi.

Johannes Tauler ve Heinrich Suso

Eckhart'ın Dominikan halefleri Tauler (1300-1361) ve Suso (1295-1366) Eckhart'ın spekülatif mistisizmini pastoral pratiğe çevirdiler. Tauler'in vaazları sonradan Martin Luther'i derinden etkiledi; Tauler bir köprü figürdür: Aquinas'ın Esse doktrinini Reform öncesi Alman mistisizmine aktaran kişi.

İspanyol Karmelitler

Avilalı Teresa (1515-1582) ve Haçlı Yahya (1542-1591) — İspanyol Karmelit mistikleri — Aquinasçı çerçeveyi mistik teoloji için kullandılar. Haçlı Yahya'nın Ruhun Karanlık Gecesi ve Karmel Dağına Çıkış'ı, Aquinasçı via negativa'nın mistik bir genişlemesidir; Tanrı'ya yaklaşma, tüm sınırlı kavrayışların terk edilmesini gerektirir.

Ek: Esse ve Yahudi-Sufi Karşılaştırmalı Felsefe

12.-13. yüzyıllarda Yahudi-İslam-Hıristiyan felsefe arasındaki diyalog son derece canlıydı. Aquinas, üç büyük Müslüman düşünürü doğrudan inceledi: İbn Sînâ, El-Gazâlî, İbn Rüşd. Aynı zamanda Yahudi filozof Moses Maimonides'i (Musa b. Meymun, 1138-1204) — özellikle Delâletü'l-Hâirîn (Şaşkınların Rehberi) eserini — yoğun biçimde okudu.

David Burrell'in Knowing the Unknowable God: Ibn Sina, Maimonides, Aquinas (1986) eseri bu üç düşünürün ortak metafiziksel temellerini keşfeder. Üçü de:

Fakat aralarındaki farklar da kritik: Maimonides, Tanrı hakkındaki pozitif sıfatları tamamen reddeder (mutlak apofatizm); İbn Sînâ orta yolu seçer; Aquinas en zengin pozitif teolojiyi geliştirir (analogia entis).

Ek: Esse ve Çağdaş Felsefe

Aquinasçı Esse doktrini, 20. ve 21. yüzyıl felsefesinde çeşitli yeniden dirilişler yaşamıştır.

Yeni Thomism Hareketi

Papa XIII. Leo'nun Aeterni Patris ansiklikası (1879), Aquinasçı felsefeyi Katolik Kilisesi'nin resmi felsefesi olarak ilan etti. Bu, neo-Thomism hareketinin başlangıcıydı. Jacques Maritain (1882-1973) ve Étienne Gilson (1884-1978) bu hareketin iki büyük figürüdür. Maritain'in Existence and the Existent (1948) eseri, Aquinasçı Esse'yi Sartreyen varoluşçuluk ile diyaloga sokar — Aquinas'ın 'gerçek varoluşçu' olduğunu savunarak.

Cornelio Fabro ve Gustav Siewerth

Dominikan teolog Cornelio Fabro (1911-1995) ve Alman Katolik filozof Gustav Siewerth (1903-1963), Heidegger'in ontoteoloji eleştirisine karşı Aquinasçı bir yanıt geliştirdiler. Fabro'nun Participation et Causalité (1961) eseri, Aquinasçı participatio doktrinini Heideggerian Sein sorusunun gerçek yanıtı olarak sunar.

Karl Rahner ve Transcendental Thomism

Jesuit teologu Karl Rahner (1904-1984), Geist in Welt (1939) ve Hörer des Wortes (1941) eserlerinde, Aquinasçı Esse'yi Kant ve Heidegger ile sentezleyerek 'transcendental Thomism' geliştirdi. Rahner'a göre insan, her bilgi eyleminde zaten aşkın Esse'ye açıktır (Vorgriff auf das Sein — Varlık'a önsel açılım). Bu, modern Katolik teolojinin en etkili felsefi çerçevelerinden biri haline geldi (Vatikan II Konsili'ne büyük katkı).

Yeni-Patristik Sentez

Hans Urs von Balthasar (1905-1988), Glory of the Lord (Herrlichkeit, 1961-1969) yedi cildinde Aquinasçı Esse doktrinini estetik bir teolojiye dönüştürdü: Tanrı'nın güzelliği (pulchrum), aşkın bir aşk-ifadesinin parıltısıdır; ipsum esse subsistens aynı zamanda ipsum amare subsistens (kendiliğinden var olan aşk)'tır. Bu, Doğu Hıristiyan teolojisi ile Latin skolastiğinin yaratıcı sentezidir.

Analitik Thomism (21. yüzyıl)

  1. yüzyıl başında Edward Feser, Eleonore Stump (özellikle Aquinas, 2003), Robert Pasnau, John Haldane gibi düşünürler analitik felsefenin araçlarıyla Aquinasçı Esse doktrinini yeniden ele aldılar. Bu hareket, Aquinas'ı kendi tarihsel bağlamından çıkarmadan modern okurun erişimine açar.

Ek: Esse ve Doğu Ortodoks Teoloji

Doğu Ortodoks teoloji geleneği, Aquinasçı Esse doktrinin Batı'ya özgü olduğunu savunarak ondan ayrıştırır. Vladimir Lossky (1903-1958) The Mystical Theology of the Eastern Church (1944) eserinde, Doğu teolojinin Gregory Palamas'ın ousia/energeiai ayrımına dayandığını gösterir.

Fakat John Meyendorff, Christos Yannaras ve David Bentley Hart gibi modern Ortodoks teologlar bu zıtlığın abartıldığını savunurlar: Aquinas'ın Esse doktrini de derinden apofatik bir yapı taşır; analogia entis tek-anlamlı bir ontoteoloji değildir.

David Bentley Hart, The Experience of God (2013) eserinde Aquinasçı, Vedantik ve Sufi metafiziklerin (Vücud-ı Mutlak, Sat-Chit-Ananda, ipsum esse subsistens) yapısal olarak aynı gerçekliğe işaret ettiğini savunur. Bu, modern karşılaştırmalı teolojinin perennial pozisyonudur.

Ek: Aquinas'ın Mistik Sessizliği

Aquinas'ın hayatının sonundaki o efsanevi an — 6 Aralık 1273, Aquinas Nicholas Manastırı kilisesinde ayin sırasında bir mistik vizyon yaşadı ve yazmayı bıraktı. Sekreterler ondan Summa Theologiae'nin sakramentler bölümünü devam ettirmesini istediğinde, Aquinas şöyle yanıtladı: "Reginald, yapamam, çünkü bana açılan şeyin yanında yazdıklarımın tümü saman gibidir (mihi videtur ut palea)."

Bu olay, Esse doktrininin yapısal sonuna işaret eder: en sistematik felsefe-teolojinin nihayetinde mistik sessizliğe açılması. Aquinas, üç ay sonra (7 Mart 1274) Fossanova manastırında, Lyon Konsili'ne giderken yolda öldü.

Bu sessizlik anı, doğrudan İbn Arabî'nin Fütûhât'ın sonundaki şu sözüyle yapısal koşutluk taşır: "Ben yalnız söylenebileni söyledim; ama söylenemeyen söylenebilenden sonsuzca daha fazladır." Ve Plotinus'un Ennead V.3.13'teki ifadesiyle: "Bunların hiçbiri o değildir... Sözler tükenir; yalnız bakış kalır."

Esse, böylece kavramsal felsefenin son durağıdır; ve aynı zamanda mistik gerçekliğin kavramsal eşiğidir. Hikmet Günlüğü'nün karşılaştırmalı haritasında Esse, Vücud-ı Mutlak, Brahman/Sat, Plotinian Bir ve modern Heideggerian Sein gibi kavramların hepsiyle diyalogda bulunan; ama hiçbirine indirgenemeyen orijinal bir Hıristiyan-skolastik formülasyondur.