Huaca: And'da Kutsal Nesneler ve Yer Tanrıları
And dünyasında dağı, kayayı, pınarı ve mumyayı canlı bir güç olarak gören huaca kavramı: yerin tanrısallaşması, apu dağ ruhları, sömürge yıkımı ve Shinto kami ile Daoist kutsal mekânlarla karşılaştırması.
“Bütün bu huaca'lar, dağlar, pınarlar, taşlar ve atalarının bedenleri, onlar için kutsaldı; çünkü her birinde bir güç ikamet ettiğine inanıyorlardı.” — Cristóbal de Albornoz, Instrucción para descubrir todas las guacas del Pirú (1582 dolayları)
Yerin Konuştuğu Bir Dünya
And dünyasında kutsal olan, gökyüzünün uzağına çekilmiş soyut bir tanrı değil, ayağın bastığı toprağın kendisidir. Huaca (Quechua waka, Aymara aynı kökten) sözcüğü, And kozmolojisinin en geniş ve en kaygan kavramlarından biridir: bir dağ zirvesi, bir kaynak, garip biçimli bir kaya, bir mağara, bir tarla sınırı taşı, mumyalanmış bir ata bedeni, hatta ikiz doğan bir çocuk ya da olağandışı bir mahsul — bütün bunlar huaca olabilir. Ortak payda, bunların hepsinde camay adı verilen canlandırıcı, yaşam verici bir gücün ikamet etmesidir. Huaca, böylece bir “put” ya da “tapınak” değil; içinde failliğe sahip bir kişiliğin yaşadığı, konuşabilen, beslenmeyi bekleyen, gücenebilen ve karşılık veren bir canlı varlıktır.
İspanyol misyonerler ve ilk vakanüvisler (Polo de Ondegardo, Cristóbal de Albornoz, Bernabé Cobo) huaca'yı kendi kategorilerine sığdırmakta güçlük çektiler; onu kâh “idol”, kâh “mabet”, kâh “şeytanî” diye adlandırdılar. Oysa huaca ne tek başına nesne ne tek başına ruhtur; nesne ile onda mukim güç arasındaki ayrımın çöktüğü bir varlık tarzıdır. Bu yönüyle huaca, And kozmolojisinin üç dünya anlayışıyla iç içe geçer: yerüstü dünyası (hanan pacha), bu dünya (kay pacha) ve yeraltı dünyası (ukhu pacha) arasındaki geçirgen sınırların tam da huaca'larda — mağaralarda, pınar gözlerinde, dağ doruklarında — somutlaştığı bir manzaradır söz konusu olan.
Sözcüğün Anlam Alanı
Quechua waka sözcüğünün anlam yelpazesi, And düşüncesinin kategorilerini tanımak için iyi bir başlangıçtır. Sömürge dönemi sözlükçüsü Diego González Holguín'in 1608 tarihli ünlü Quechua sözlüğü, huaca için şaşırtıcı derecede geniş bir tanımlar dizisi verir: “idoller”, “kutsal kılınmış tepeler”, “sunulan taşlar”, ama aynı zamanda “doğanın olağan düzeninden sapan her şey” — ikiz doğanlar, yarık dudakla doğanlar, altı parmaklı çocuklar, olağandışı biçimli mahsuller. Bu son anlam tabakası çok şey söyler: huaca, her şeyden önce olağandışılığın, sıradan düzenin yırtıldığı ve kutsalın sızdığı noktanın adıdır. Bir kaya neden huaca olur? Çünkü biçimi tuhaftır, bir öyküsü vardır, bir olayın tanığıdır ya da bir atanın taşlaşmış halidir.
And mitolojisinde birçok huaca, bir zamanlar canlı olan ve sonra taşa dönüşen (purun runa, atalar çağının insanları) varlıklardır. Huarochirí Elyazması'nda anlatılan kahraman-tanrılar — Cuniraya Viracocha, Pariacaca, Huallallo Carhuincho — eylemleri sonunda dağa, kayaya, pınara dönüşürler; manzaranın kendisi donmuş bir mitolojidir. Böylece huaca'ya bakmak, bir öyküyü okumaktır; her kutsal nokta, bir anlatının çökeltisidir. Bu, And kutsiyetinin ayırt edici özelliğidir: kutsal mekân soyut değil, anlatısaldır — onu kuran bir efsane, onu besleyen bir soy, onu hatırlatan bir tören vardır.
Camay: Canlandıran Güç
Huaca'yı anlamanın anahtarı, And düşüncesindeki camay kavramıdır. Antropolog Gerald Taylor'ın klasik incelemesinde gösterdiği gibi, camay salt bir “yaratma” edimi değil, sürekliliği olan bir canlandırma ilişkisidir: bir camac (canlandıran kaynak), kendi camasca'sını (canlandırılan tezahürü) sürekli besler ve ayakta tutar. Yıldızlar yeryüzündeki hayvan türlerini canlandırır; bir dağ, eteklerindeki sürüleri ve insanları canlandırır. Huaca, bu canlandırıcı gücün yoğunlaştığı düğüm noktasıdır.
Bu anlayış, Batılı “cansız madde / canlı ruh” ikiliğini tanımaz. And dünyasında dağ zaten canlıdır; ona ayrıca bir ruh atfetmeye gerek yoktur. Bu yüzden huaca'lar beslenir: kendilerine chicha (mısır birası), kakao yerine mullu (Spondylus deniz kabuğu), koka yaprağı, lama yağı ve en ağır durumlarda — devlet düzeyindeki capacocha töreninde — seçilmiş çocuklar sunulurdu. 1995'te Ampato yanardağı zirvesinde bulunan donmuş “Juanita” mumyası ve Llullaillaco'daki çocuk kurbanları, bu zirve huaca'larına yapılan sunuların arkeolojik kanıtıdır. Sunu, bir tanrıyı yatıştırma değil, canlandırıcı döngüyü ayakta tutan bir karşılıklılık edimidir; tam da ayni ilkesinin kozmik ölçeğe taşınmış halidir.
Apu: Dağların Efendileri
Huaca ailesinin en heybetli üyeleri apu'lardır: kar örtülü dağ zirveleri. Apu (Quechua “efendi, ulu”) bir bölgenin koruyucu yer-tanrısıdır; yağmuru, sürülerin bereketini, suyun akışını ve toplumun esenliğini denetler. Salcantay, Ausangate, Coropuna, Misti gibi büyük apu'lar, çevrelerindeki bütün cemaatlerin kaderini elinde tutan bölgesel iktidar odaklarıydı ve bugün hâlâ öyledir. Cuzco bölgesinde her ailenin, her köyün kendi yerel apu'su vardır; büyük apu'lar ise pan-bölgesel bir hiyerarşi oluşturur.
Apu kültü, İnka devlet dininin yıkılmasından sonra bile sürdü; çünkü o, imparatorluk öncesine ait, toprağa bağlı bir maneviyattı. Günümüzde And köylerinde despacho (ya da pago a la tierra) törenleri — koka yaprağı, tohum, yağ ve sembolik nesnelerden oluşan bir sunu paketinin toprağa gömülmesi ya da yakılması — doğrudan apu'lara ve Pachamama'ya, toprak anaya hitap eder. Bu törenleri yöneten paqo ya da altomisayoq (yüksek mertebeli ritüel uzmanı), apu'larla doğrudan ilişki kurabilen aracıdır; geleneğe göre bir kişi ancak şimşek çarpmasından sağ kurtularak bu mertebeye “seçilir”. Apu ile insan arasındaki ilişki hiyerarşiktir ama tek yönlü değildir: apu beslenmeyi bekler, ihmal edilirse hastalık, dolu ya da kuraklık gönderir; doyurulduğunda ise sürüyü çoğaltır, suyu akıtır, yolcuyu korur.
Quyllurit'i hac yolculuğu, on binlerce hacının Ausangate apu'sunun eteğindeki bir buzula çıkışı, Katolik bir aziz kültüyle (Señor de Qoyllur Rit'i, “Kar Yıldızı'nın Efendisi”) apu kültünün üst üste bindiği çarpıcı bir senkretizm örneğidir. Hacılar bir yandan bir kayaya nakşedilmiş İsa figürüne dua eder, bir yandan da ukuku denilen ayı-insan dansçıları buzuldan kutsal buz parçaları indirir; bu buz, doğrudan apu'nun bedeninden alınan canlandırıcı suyu temsil eder. UNESCO'nun insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine aldığı bu tören, huaca maneviyatının modern Peru'da hâlâ ne denli canlı olduğunu gösterir.
Ceque'ler ve Kutsal Coğrafyanın Örgüsü
İnka başkenti Cuzco'da huaca'lar dağınık değil, sistematik biçimde örgütlenmişti. Polo de Ondegardo'nun derlediği ve Bernabé Cobo'nun aktardığı kayda göre, Güneş Tapınağı Coricancha'dan ışınsal olarak çıkan kavramsal hatlar — ceque'ler — boyunca yaklaşık 328 ila 350 huaca dizilmişti. Her ceque belirli soy gruplarının (panaca ve ayllu) bakımından sorumlu olduğu huaca'ları bir araya getiriyor; bu hatlar aynı zamanda bir takvim, bir su dağıtım haritası ve bir toplumsal örgütlenme şeması işlevi görüyordu. Bu olağanüstü düzenek için ceque sistemi başlı başına bir inceleme konusudur; burada vurgulanması gereken, huaca'ların yalın doğa kutsiyetinden öteye geçip devlet aklının ve takvimin dokusuna örülmüş olmasıdır.
Huaca'ların bir bölümü atalarla, özellikle de mallki denilen mumyalanmış ata bedenleriyle ilgiliydi. İnka hanedanının ölü hükümdarları birer huaca sayılır, sarayları korunur, toprakları işletilir, törenlerde dışarı çıkarılıp yedirilip içirilirdi. atalara tapınma ve mallki kültü, huaca kavramının zaman boyutunu — geçmişin ölmediği, atanın hâlâ canlandırıcı bir güç olarak cemaatin içinde yaşadığı fikrini — açığa çıkarır. Böylece huaca yalnızca mekânı değil, soyu ve süreyi de kutsallaştırır; İnka maneviyatının bütününde mekân, ata ve iktidar tek bir kutsal örgüde düğümlenir.
Sömürge Yıkımı ve Direnişin Sürekliliği
İspanyol fethi (1532 sonrası), huaca'lara karşı sistemli bir savaş başlattı. 17. yüzyılda Lima başpiskoposluğunun yürüttüğü extirpación de idolatrías (putperestliği kökünden kazıma) kampanyaları, Pablo José de Arriaga gibi rahiplerin önderliğinde binlerce huaca'yı tahrip etti, mumyaları yaktı, sunu nesnelerine el koydu. Cristóbal de Albornoz'un huaca'ları “keşfetme” kılavuzu, paradoksal biçimde bugün And din tarihinin en değerli kaynaklarından biridir.
Buna karşın huaca kültü tümüyle yok edilemedi. Taki Onqoy (“dans hastalığı”) hareketi (1560'lar), huaca'ların İspanyolları ve onların tanrısını yenmek için geri döndüğünü, müminlerin bedenine girip onları kendinden geçmiş bir dansla canlandırdığını ilan eden milenarist bir dirilişti. Bu hareket bastırıldıysa da, huaca'ların yeraltına çekilerek hayatta kaldığını gösterir. Bugün And maneviyatı, Hristiyan azizleri huaca'larla, Bakire Meryem'i Pachamama'yla özdeşleştiren derin bir senkretizm içinde varlığını sürdürür — tıpkı Anadolu'da Tengri inancının İslâm halk maneviyatına sızması gibi, baskı altındaki yer kutsiyetinin egemen dinin diliyle kendini yeniden ifade etmesinin evrensel bir örneği.
Karşılaştırmalı Bakış: Kami, Loci ve Yerin Tanrısallığı
Huaca, “yerin kutsallığı” inancının And'a özgü bir biçimidir; ama bu inanç türünün dünya çapında akrabaları vardır. En çarpıcı koşutluklardan biri Japon Shinto'sundaki kami'dir. Kami de tıpkı huaca gibi, ille de yüce bir tanrı değil; bir dağda (kutsal Fuji ya da Miwa dağı), bir şelalede, asırlık bir ağaçta, garip bir kayada (iwakura) ikamet eden, hayranlık ve huşu uyandıran bir güçtür. Shinto'nun yaoyorozu no kami (“sekiz milyon kami”) ifadesi, huaca'nın çoğulluğunu ve her yere dağılmışlığını andırır. Her iki gelenekte de kutsal mekân çitle/iple (shimenawa — ceque hattı) sınırlanır, beslenir (sunu sake/chicha), ve karşılıklılık ilişkisi içinde tutulur. Temel fark şudur: kami görece arınma (harae) ve estetik huşu ekseninde örgütlenirken, huaca daha çok bereket, su ve soy ekonomisinin maddi karşılıklılığına bağlıdır.
İkinci koşutluk Daoist kutsal coğrafyasıdır. Çin'in wuyue (Beş Kutsal Dağ) sistemi, Tai Shan başta olmak üzere dağları imparatorluk ritüelinin ve kozmik dengenin direkleri sayar. Daoizmde belirli mağaralar ve dağlar dongtian (“mağara-gökler”) ve fudi (“kutlu topraklar”) olarak adlandırılan, qi enerjisinin yoğunlaştığı loci sancti'dir; bunlar göksel bürokrasiye açılan eşiklerdir. Apu'ların bölgesel hiyerarşisiyle Çin'in dağ-tanrıları bürokrasisi arasındaki yapısal benzerlik dikkat çekicidir: her iki sistemde de manzara, görünmez bir iktidar düzeninin haritasıdır. Yine de Daoist dağ, gizli ölümsüzlerin ve göksel memurların mekânıyken, And apu'su öncelikle cemaatin yağmurunu ve sürüsünü elinde tutan yerel bir efendidir.
Bu üç gelenek — huaca, kami, dongtian — birlikte alındığında, insanlığın yaygın bir dinî sezgisini açığa çıkarır: kutsal, başka bir âlemde değil, bu manzaranın belirli düğüm noktalarında yoğunlaşmıştır. Karşılaştırmalı din biliminin “yerin tanrısallaşması” (locative religion) dediği bu eğilim, kutsal mekân mistisizminin çekirdeğini oluşturur. Huaca'yı özgün kılan ise, nesne-ruh ayrımını en uca kadar çözmesi ve kutsalı soy, su ve mahsulün maddi döngüsüne — yaşamın kendisini ayakta tutan karşılıklılığa — bağlamasıdır. And'lı için dağa saygı, soyut bir ibadet değil; hayatta kalmanın ta kendisidir.
Kaynaklar
- Bernabé Cobo, Historia del Nuevo Mundo (1653); İng. çev. Roland Hamilton, Inca Religion and Customs (University of Texas Press, 1990)
- Cristóbal de Albornoz, Instrucción para descubrir todas las guacas del Pirú (c. 1582), ed. Pierre Duviols
- Gerald Taylor, “Camay, camac et camasca dans le manuscrit quechua de Huarochirí”, Journal de la Société des Américanistes 63 (1974/1976)
- Frank Salomon & George Urioste (çev.), The Huarochirí Manuscript: A Testament of Ancient and Colonial Andean Religion (University of Texas Press, 1991)
- R. Tom Zuidema, The Ceque System of Cuzco: The Social Organization of the Capital of the Inca (Brill, 1964)
- Sabine MacCormack, Religion in the Andes: Vision and Imagination in Early Colonial Peru (Princeton University Press, 1991)
- Pierre Duviols, La lutte contre les religions autochtones dans le Pérou colonial (1971)
- Johan Reinhard, The Ice Maiden: Inca Mummies, Mountain Gods, and Sacred Sites in the Andes (National Geographic, 2005)
- Catherine Allen, The Hold Life Has: Coca and Cultural Identity in an Andean Community (Smithsonian, 1988)