Sözlük & Karşılaştırma

Ninian Smart: Dinin Yedi Boyutu — Metodolojik Çerçeve

İskoç din bilimci Ninian Smart'ın (1927-2001) gelistirdiği yedi boyutlu çözümleme modeli: dinleri doktrinel, mitolojik, etik, deneyimsel, ritüel, sosyal ve maddi boyutlardan oluşan canlı bütünler olarak; indirgemeci yorumlara düşmeden mukayese etmenin haritası.

18 bağlantı Orta Sözlük & Karşılaştırma Haritada göster →

“Bir dini anlamak, onun inananları için neye benzediğini görmeye çalışmaktır; dışarıdan bakan, içeriden görülenin haritasını çizmelidir.” — Ninian Smart, Worldviews (1983)

Bir Haritacının Doğuşu

Roderick Ninian Smart, 1927'de Cambridge'de doğdu, II. Dünya Savaşı sırasında istihbarat birliğinde Çince ve Seylan (Sri Lanka) Sinhalcesi öğrenmesiyle Asya dinleriyle erken ve yakın bir temas kurdu. Oxford'da klasikler ve felsefe okuduktan sonra dikkatini, o dönemde Batı akademisinde henüz marjinal sayılan mukayeseli din alanına çevirdi. 1967'de İngiltere'nin ilk din çalışmaları (religious studies) kürsüsünü Lancaster Üniversitesi'nde kurdu; bu, teoloji fakültelerinin tekelinde olmayan, mezhepsel taahhüt taşımayan, dünyanın tüm dinlerini eşit mesafeden inceleyen bir disiplinin kurumsallaşması demekti. Sonraki yıllarda Santa Barbara'daki California Üniversitesi ile Lancaster arasında mekik dokudu ve 2000'de Amerikan Din Akademisi'nin (AAR) başkanlığına seçildi; ertesi yıl vefat etti.

Smart'ın projesi tek bir soruyla özetlenebilir: Birbirinden tarihsel, dilsel ve kavramsal olarak bu denli uzak olan gelenekler — bir Budist sangha, bir Yoruba köyü tapımı, bir Lutherci cemaat — nasıl aynı analiz tablosunda karşılaştırılabilir? Onun cevabı, dinleri tanımlama tuzağına düşmek (her tanım bir geleneği dışarıda bırakır) yerine, onları çok boyutlu olgular olarak betimlemekti. Bu yaklaşım, mukayeseli maneviyat çalışmasının yöntemsel omurgalarından biri haline geldi.

Tanım Krizinden Boyutsal Çözümlemeye

Dini tanımlamaya yönelik klasik girişimler iki kampa ayrılır. Özcü (substantive) tanımlar dini içeriğiyle belirler — örneğin “kutsal varlıklara inanç” (E. B. Tylor) veya “aşkın olanla ilişki”. Bunların zaafı, Theravāda Budizmi gibi tanrısız ya da Konfüçyüsçülük gibi ağırlıkla etik-toplumsal gelenekleri kapı dışında bırakmasıdır. İşlevsel (functional) tanımlar ise dini ne yaptığıyla belirler — toplumsal bütünleşme (Durkheim), kaygı azaltma (psikolojik kuramlar). Bunların zaafı da fazla genişlemesi: milliyetçilik, futbol fanatizmi ya da Marksizm de “din” sayılabilir hale gelir.

Smart bu ikilemi reddeder. Ona göre tek bir öz aramak beyhudedir; bunun yerine dinin tipik olarak birlikte görülen özellik kümelerini ayırt etmeliyiz. Wittgenstein'ın “aile benzerliği” kavramına yakın bir tutumla, bir olgu bu boyutların çoğunu sergiliyorsa onu din olarak ele alabiliriz — hiçbir boyut tek başına zorunlu değildir. Böylece “din” kelimesini bir sınır bekçisi olarak değil, bir mercek demeti olarak kullanır. Bu, Wilfred Cantwell Smith'in “din” kategorisinin kendisinin Batılı bir icat olduğu yönündeki eleştirisiyle de diyalog içindedir: Ninian Smart, kategoriyi tümden terk etmek yerine onu çoğullaştırarak kurtarmayı seçer.

Yedi Boyut

Smart'ın modeli ilk biçiminde altı, olgun biçiminde (özellikle The World's Religions, 1989) yedi boyuttan oluşur. Boyutların sırası hiyerarşik değildir; her gelenekte farklı boyutlar öne çıkar.

1. Doktrinel ve Felsefî Boyut

Bir geleneğin sistemli, kavramsal ifadesi: teoloji, metafizik, doktrin. Hristiyanlıkta Teslis ve İznik İtikadı, Budizmde pratītyasamutpāda (bağımlı doğuş) öğretisi, İslâm'da tevhid akaidi bu boyutta yer alır. Bu, deneyimin ve mitin entelektüel olarak damıtılmış, sistematikleştirilmiş katmanıdır — genellikle yazılı kültürün ve teolog sınıfının ürünüdür. Mutlak/aşkın gerçeklik tasavvurları en yoğun olarak bu boyutta tartışılır.

2. Mitolojik ve Anlatısal Boyut

Kutsal hikâyeler: yaratılış anlatıları, peygamber ve kahraman kıssaları, tanrıların maceraları, eskatolojik senaryolar. Smart “mit” terimini küçümseyici değil teknik anlamda kullanır — bir önermenin doğru/yanlışlığını değil, topluluğa kimliğini ve yönelimini veren anlatısal gücünü kasteder. Çıkış (Exodus) kıssası, Buddha'nın aydınlanma gecesi, Yoruba Ifá sözlü külliyatı bu boyuta aittir. Doktrinel boyut soyut ve kavramsalken, anlatısal boyut somut ve hikâyeseldir; ikisi çoğu zaman aynı içeriğin iki dilidir.

3. Etik ve Hukukî Boyut

Davranış kuralları, ahlâkî buyruklar, hukuk sistemleri: On Emir, Budist śīla (ahlâkî disiplin) ve Beş İlke, İslâm'da şeriat, Konfüçyüsçü li (ayin/edep). Bu boyut, kozmolojik ve doktrinel inançların gündelik yaşamı nasıl yapılandırdığını gösterir. Geleneklerin etik mantıkları, mukayeseli etik incelemesinde tam da bu boyut üzerinden çözümlenir; bir geleneğin “iyi insan” tasavvuru çoğu kez onun kurtuluş öğretisinden türer.

4. Deneyimsel ve Duygusal Boyut

Dinin yaşanan, hissedilen çekirdeği: dönüşüm tecrübeleri, mistik birlik halleri, huşû, korku ve teslimiyet duyguları. Smart burada açıkça Rudolf Otto'nun numinöz kavramına — mysterium tremendum et fascinans, hem ürküten hem büyüleyen kutsal — borçludur. Buddha'nın nirvāṇa deneyimi, Arjuna'nın Bhagavad Gītā'da Krişna'nın kozmik suretini görmesi, Pentekostal vecd, sûfî fenâ halleri bu boyutta toplanır. Smart, dinin nihayetinde bu deneyimsel çekirdekten beslendiğini düşünür; ama —önemli bir incelikle— deneyimin asla “çıplak” olmadığını, daima boyutların geri kalanı tarafından biçimlendirildiğini vurgular. Bu nokta onu, Steven Katz'ın bağlamsalcı tezi ile Forman'ın saf bilinç savunusu arasındaki tartışmanın ortasına yerleştirir: Smart'ın boyutsal modeli, deneyimi ne tümüyle kültürel inşa ne de tümüyle bağlamdan bağımsız sayar.

5. Ritüel ve Pratiksel Boyut

Bedensel, tekrarlanan, performatif eylemler: ibadet, kurban, hac, vaftiz, meditasyon, ezan ve dua. Smart ritüeli dinin “görünür dilbilgisi” olarak görür — inanç burada eyleme dökülür. Bir Katolik Efkaristiyası, Mekke tavafı, Vedik yajña ateş sunusu, Zen zazen oturuşu hep bu boyuttadır. Ritüel ile deneyim arasındaki bağ özellikle yakındır: çoğu gelenek, belirli deneysel halleri ancak belirli pratikler aracılığıyla üretilebilir kabul eder; dua ile meditasyonun mukayesesi ve kutsal sözün/mantranın işlevi bu boyutun tipik örnekleridir. Burada ritüelin karşılaştırmalı çözümlemesi devreye girer.

6. Sosyal ve Kurumsal Boyut

Dinin somutlaştığı insan toplulukları ve kurumlar: ulema, kilise hiyerarşisi, sangha, kast, tarikat, cemaat. Bir gelenek soyut bir fikirler bütünü değil, belirli toplumsal yapılar içinde yaşayan insanların pratiğidir. Smart, sosyolog Émile Durkheim ve Max Weber'in mirasını bu boyutta içselleştirir: liderlik biçimleri, otoritenin meşruiyeti, geleneğin nesilden nesle aktarımı buraya aittir. Bir geleneğin sosyal boyutu çoğu kez onun doktrinel saflık iddialarıyla gerilim içindedir — yaşayan din her zaman kurumsal pazarlıkların izini taşır.

7. Maddi ve Sanatsal Boyut

Smart'ın olgunluk döneminde eklediği yedinci boyut, dinin somut, görünür ürünleri: tapınaklar, ikonalar, hat sanatı, müzik, kutsal mekânlar, giysiler, ritüel nesneler. Ayasofya'nın kubbesi, Borobudur stupası, Tibet thangka'ları, İslâm hattı, Bach'ın kantatları — bunlar yalnızca “inancın süsü” değil, inancın kendisini taşıyan ve üreten ortamlardır. Bu boyutun eklenmesi, Smart'ın yöntemini özellikle sözlü ve görsel kültürlerin merkezde olduğu geleneklere — Afrika ve yerli Amerika dinleri gibi yazısız ya da az-yazılı geleneklere — adil biçimde uygulanabilir kıldı.

İçeriden Görme: Yapısal Epokhe

Smart'ın modeli yalnızca bir kontrol listesi değildir; arkasında belirgin bir fenomenolojik duruş yatar. Din fenomenolojisi geleneğinden (Gerardus van der Leeuw, Mircea Eliade) devraldığı temel ilke, epokhe — yargının askıya alınması — ve empatik içe bakıştır. Araştırmacı, incelediği geleneğin doğru ya da yanlış olduğuna karar vermeyi paranteze alır; amacı, o dünya görüşünü “içeriden” yaşandığı haliyle yeniden kurmaktır. Smart bunu “yapısal-empatik” yöntem olarak adlandırır: hem inananın bakışını anlamaya çalışmak (empati), hem de bunu tarafsız, karşılaştırılabilir bir çerçeveye oturtmak (yapı).

Bu duruş, Smart'ı “din” yerine giderek dünyagörüşü (worldview) terimini tercih etmeye götürdü. Çünkü yedi boyut yalnızca geleneksel dinlerde değil, Marksizm, milliyetçilik ve seküler hümanizm gibi “seküler dünyagörüşlerinde” de —farklı yoğunluklarla— bulunabilir. Marksizmin de bir mitolojisi (sınıf mücadelesi anlatısı), bir doktrini (tarihsel materyalizm), bir etiği, ritüelleri (1 Mayıs yürüyüşleri), kurumları ve maddi kültürü (anıtlar, semboller) vardır. Smart böylece din çalışmalarını, modern dünyayı bütünüyle çözümleyebilen genel bir dünyagörüşü analizine genişletti.

İndirgemeye Karşı Bir Kalkan

Modelin asıl gücü, indirgemeciliği önlemesidir. Dini yalnızca inanç (Protestan yanlılığı), yalnızca toplumsal işlev (Durkheimcı indirgeme), yalnızca psikolojik telafi (Freudçu indirgeme) ya da yalnızca mistik deneyim (Otto/James yanlılığı) olarak okumak, her seferinde olgunun büyük bölümünü gözden kaçırır. Yedi boyut, hiçbir boyutu diğerlerine indirgemeden, her geleneği kendi ağırlık dağılımıyla betimlemeyi sağlar. Quaker'lar ritüel açısından minimal ama deneyimsel açıdan zengindir; Şintoizm ritüel ve maddi boyutta yoğun, doktrinel boyutta ince; klasik Theravāda doktrinel ve pratiksel boyutta güçlü, mitolojik boyutta görece sade. Bu “boyut profili” çıkarma işlemi, geleneklerin niteliksel karakterini görünür kılar.

Bu yönüyle Smart'ın çerçevesi, manevi yolların karşılaştırılması gibi tematik incelemeler için doğal bir tablo sunar; aynı zamanda dinî çoğulculuk tartışmalarına da zemin hazırlar. John Hick'in çoğulcu hipotezi geleneklerin aynı Aşkın'a farklı kültürel yanıtlar olduğunu savunurken, Smart daha temkinlidir: o, geleneklerin yapısal benzerliklerini gösterir ama onları aynı öze indirgeme konusunda ihtiyatlıdır. Benzer şekilde tevhid, advaita ve śūnyatā gibi nihai gerçeklik tasavvurlarının karşılaştırılması, Smart'ın doktrinel ve deneyimsel boyutlarının kesişiminde verimli biçimde yürütülebilir.

Eleştiriler ve Sınırlar

Modelin yaygın kabulü, eleştirilerini de beraberinde getirdi. İlk itiraz, boyutların eşit ağırlık varsayımına yöneliktir: kimi eleştirmenler (örneğin Russell McCutcheon, Timothy Fitzgerald) Smart'ın görünüşteki tarafsızlığının aslında gizli bir liberal-Protestan ve fenomenolojik teolojinin uzantısı olduğunu, “deneyimsel çekirdek” vurgusunun belirli bir din anlayışını evrenselleştirdiğini savunur. İkinci itiraz, boyutların statik bir tipoloji sunup tarihsel değişimi ve iktidar ilişkilerini yeterince hesaba katmadığıdır. Üçüncüsü, “içeriden anlama” idealinin gerçekte ne ölçüde mümkün olduğu — eleştirel kuram ve sömürgecilik sonrası çalışmalar, hiçbir gözlemin bağlamdan ve güç ilişkilerinden bağımsız olamayacağını hatırlatır. Aşk metafiziği ya da özgür irade-kader gibi çetin meseleler söz konusu olduğunda, boyutsal çözümleme betimleyici kalır; normatif derinliği felsefenin işidir.

Yine de bu eleştiriler modeli geçersiz kılmaz; sınırlarını çizer. Smart'ın çerçevesi bir pedagojik ve betimleyici araç olarak benzersiz bir başarıya ulaşmıştır: bugün dünya genelinde din çalışmaları müfredatının iskeletini büyük ölçüde bu yedi boyut oluşturur. din fenomenolojisinin mirasını sistematik ve öğretilebilir bir forma kavuşturmuş; deneyimsel din araştırmalarının ve aydınlanma/uyanış hallerinin karşılaştırmalı incelenmesinin zeminini hazırlamış; nihayet, Doğu ile Batı düşüncesini aynı masada tartışabilmenin yöntemsel meşruiyetini güçlendirmiştir.

Mirası

Ninian Smart, dini ne savunan ne çürüten, onu bir bütün olarak haritalandırmaya çalışan dünya-merkezli (world-centred) bir disiplinin mimarıydı. Onun yedi boyutu, mukayeseli çalışmada bir “tarafsızlık dili” sağladı: farklı geleneklerin mensupları, kendi inançlarını teslim etmek zorunda kalmadan aynı analiz çerçevesini paylaşabilirler. Bir geleneği yargılamadan önce onun doktrinini, mitini, etiğini, deneyimini, ritüelini, kurumlarını ve maddi kültürünü görmek — bu yöntemsel alçakgönüllülük, Smart'ın kalıcı katkısıdır. Sözlüksel-karşılaştırmalı bir arşiv için onun modeli yalnızca bir madde değil, neredeyse tüm öteki maddelerin sessizce başvurduğu bir okuma tablosudur.

Kaynaklar