Önemli Şahsiyetler

Thomas Aquinas (Tommaso d'Aquino)

13. yüzyıl İtalyan-Dominikan skolastik filozof-teoloğu; Summa Theologiae'nin yazarı, Aristoteles-İslâm felsefesi-Hristiyan ilahiyatının sentezini kuran Doctor Angelicus.

23 bağlantı İleri Önemli Şahsiyetler Haritada göster → ⌛ 13. yüzyıl

Thomas Aquinas (Tommaso d'Aquino)

Hayatı

Tommaso d'Aquino (Latince: Thomas Aquinas, Türkçe: Aquino'lu Thomas, 1225-1274) Orta Çağ skolastiğinin doruk noktasını temsil eden İtalyan filozof-teolog ve Dominikan rahibidir. Doğumu, Napoli Krallığı'na bağlı Roccasecca kalesinde — Roma ile Napoli arasındaki Lazio bölgesinde — gerçekleşir. Babası Landulf, Aquino'lu kont; annesi Theodora, soylu bir aileden gelir. Aquinaslar, dönemin İmparator II. Friedrich (Stupor Mundi) ve Papa arasındaki gerilimde imparator yanlısı bir konumdadır.

Thomas, beş yaşında Monte Cassino Benedictin manastırına oblat olarak (manastıra adanmış çocuk) gönderilir; ilk eğitimini burada alır. 1239'da Monte Cassino'nun siyasi olarak boşaltılması üzerine Napoli Üniversitesi'ne nakledilir. Burası onun hayatının dönüm noktasıdır: Napoli, II. Friedrich'in kurduğu, Aristoteles'in yeni Latince çevirilerinin — özellikle İbn Rüşd (Averroes) ve İbn Sînâ (Avicenna) yorumlarıyla birlikte — okutulduğu Avrupa'nın az sayıdaki merkezinden biridir. Thomas, burada hocası Petrus de Ibernia aracılığıyla Aristoteles'le ve İslâm felsefesinin Latince'ye geçen mirasıyla tanışır.

Napoli'deyken, yeni kurulan Dominikan tarîkatına (1216, Aziz Dominik) katılma kararı verir (1244). Bu, ailesinin keskin tepkisini çeker: Benedictin gibi köklü ve toprak sahibi bir tarîkat değil de, dilenci (mendicant) Dominikanlar — soylu bir aile için kabul edilebilir değildir. Kardeşleri Thomas'ı Roma yolunda yakalar ve aile şatosuna kapatır. Bir yılı aşan bu hapis, ünlü efsaneye sahne olur: ailesi onu yoldan çıkarmak için bir kadın gönderir, Thomas onu odadan kovar. Anekdot tarihsel olarak şüpheli olsa da, Thomas'ın iffet yemini ile efsaneleşmiş kararlılığı yansıtır.

1245'te aile direnci kırılır. Thomas, Paris Üniversitesi'ne gönderilir; orada zamanın en büyük âlimlerinden Albertus Magnus (Albert le Grand, Büyük Albert) ile karşılaşır. Albert, Aristoteles'i, Müslüman ve Yahudi yorumcularıyla birlikte (özellikle İbn Sînâ, İbn Rüşd, Musa ibn Meymun) Hristiyan ilahiyatı çerçevesine yerleştirme projesini başlatmıştır. Thomas, Albert'in en parlak öğrencisi olur ve onu önce Köln'e (1248-1252), sonra tekrar Paris'e (1252-1259) takip eder.

Thomas, Paris'te "Magister in Theologia" unvanını alır (1256, 31 yaşında — yaş şartından dolayı papalık istisnası gerekmiştir). Bundan sonra hayatı, çoğunlukla Paris ile İtalya (Orvieto, Roma'daki Santa Sabina, Napoli) arasında geçer. Davies'in vurguladığı gibi (Aquinas, s. 7), Thomas'ın 1268-1272 Paris'teki ikinci kürsü dönemi, Summa Theologiae'nin asıl yazıldığı yoğun dönemdir.

6 Aralık 1273, Napoli'de bir kutlama sırasında derin bir mistik tecrübe yaşar. Yardımcısı Reginald'a şöyle der: "Reginald, mihi videtur ut palea" — "Bana göre [yazdıklarımın hepsi] bana saman gibi göründü" (Davies, s. 9). Bu tarihten sonra dikte etmeyi keser; Summa'yı tamamlamaz. Üç ay sonra, Lyon Konsili'ne giderken yolda, Fossanova manastırında 7 Mart 1274'te 49 yaşında vefat eder. 1323'te Papa XXII. Yuhanna tarafından aziz ilân edilir; 1567'de Papa V. Pius onu Doctor Ecclesiae (Kilise Doktoru), 1879'da Papa XIII. Leo'nun Aeterni Patris ansiklopedisi ise onun felsefesini Katolik düşüncesinin resmi temeli ilan eder.

1277 Yasaklamaları — Ölüm Sonrası Tartışma

Thomas'ın ölümünden üç yıl sonra (1277), Paris piskoposu Étienne Tempier 219 felsefe önermesini yasaklar. Bu önermeler arasında "Aristotelesçi" damarın aşırı yorumlarına ait fikirler vardır — ve birkaçı Thomas'ın pozisyonlarına dolaylı olarak temas eder. Yasaklama, İbn Rüşdcü Latin filozofları hedeflemiş olsa da, Thomas'ın bazı tezleri de tartışmalı sayılır. Davies (s. 16) bu olayı "Thomas'ın gerçek kabulü için daha 50 yıllık bir mücadele" olarak okur: 1323'teki azizleştirme, 1277'deki tartışmalara kilise-içi bir cevaptır. Yasaklama hâlâ Paris piskoposunun yetkisindedir; resmi olarak ancak 1325'te (Thomas'ın azizleştirmesinden iki yıl sonra) tamamen kaldırılır.

Öğretisinin Özü

Thomas Aquinas'ın felsefe-ilahiyat sistemi, Hristiyan vahyiyle Aristoteles'in akıl-temelli metafiziğini sentezleme projesidir. Bu projenin başarısı, Müslüman ve Yahudi öncüllerin (özellikle İbn Sînâ, İbn Rüşd ve Musa ibn Meymun) ön çalışmaları olmadan düşünülemez.

Akıl ve Vahiy — İki Düzlemli Hakikat

Thomas'a göre hakikat iki düzlemde insana açılır:

  1. Doğal akıl (ratio naturalis): Tanrı'nın varlığı, ruhun ölümsüzlüğü, ahlâkın temel ilkeleri gibi konular insan aklıyla erişilebilir.
  2. Vahiy (revelatio): Üçlük, Tecessüm (İsa'nın Tanrı-insan olması), cennet gibi spesifik Hristiyan dogmaları yalnızca vahiyle bilinir.

İki düzlem çelişmez, çünkü hakikat birdir ve aynı Tanrı'dan gelir. Bu pozisyon, Thomas'ı İbn Rüşd'ün "çift hakikat" (duplex veritas) ithamından farklılaştırır — Aquinas'a göre felsefe ve teoloji aynı hakikatin iki farklı yoludur, iki ayrı hakikat değildir. Davies'in özetlediği gibi (s. 24), bu epistemoloji El-Gazâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife ve İbn Rüşd'ün Tehâfütü't-Tehâfüt tartışmasının arka planında, Latin Hristiyanlığında dengelenmiş bir cevap olarak okunabilir.

Tanrı'nın Varlığının Beş Yolu — Quinque Viae

Summa Theologiae Ia, q.2, a.3 — felsefe tarihinin en çok yorumlanan birkaç sayfasından biri. Thomas, Tanrı'nın varlığının akılla bilinebileceğini beş kanıtla gösterir:

  1. Ex motu — Hareketten yola çıkarak: hareket eden her şey başka bir şey tarafından hareket ettirilir; sonsuz geri-gidiş imkânsızdır; öyleyse İlk Muharrik (Primum Movens) vardır. (Aristoteles, Metafizik XII)
  2. Ex causa — Nedensellikten: etkin nedenler zinciri sonsuza gidemez; öyleyse İlk Sebep (Causa Prima) vardır.
  3. Ex contingentia — İmkândan: var olabilen ve olmayabilen şeyler bağımlıdır; öyleyse zorunlu bir varlık (Necesse Esse) vardır. (Bu kanıt en açık şekilde İbn Sînâ'nın Kitâbü'ş-Şifâ'sındaki Vâcibü'l-Vücûd ayrımından alınmıştır.)
  4. Ex gradibus perfectionis — Mükemmellik derecelerinden
  5. Ex gubernatione rerum — Düzenden (gaye nedeni, telos)

Esse / Essentia — Varlık ve Öz

Thomas'ın metafiziksel kalbi, esse (varlık fiili, varolma edimi) ile essentia (öz, mahiyet) arasındaki ayrımdır. Yaratılmış her varlıkta ikisi farklıdır: bir şeyin ne olduğu (essentia) ile var olması (esse) iki farklı meseledir. Sadece Tanrı'da ikisi aynıdır: Tanrı'nın özü O'nun varolmasıdır. Bu, Tanrı'nın ipsum esse subsistens (kendi başına var olan varlığın ta kendisi) olduğu Thomasçı doktrinin teknik formülasyonudur.

Bu ayrımın doğrudan kaynağı İbn Sînâ'dır: İbn Sînâ "vücûd" (varlık) ile "mâhiyet" (öz) arasındaki ayrımı sistematik olarak kullanan ilk filozoftur. Thomas'ın Latince "esse / essentia" terminolojisi, İbn Sînâ'nın Arapça vücûd / mâhiyet ayrımının doğrudan tercümesidir. Davies (s. 28-30), bunun "Thomistik metafiziğin Müslüman kökü" olarak okunması gerektiğini vurgular.

Analogia Entis — Varlık Analojisi

Thomas'a göre Tanrı'ya ilişkin sözlerimiz, ne tamamen aynı anlamda (univocally), ne tamamen farklı anlamda (equivocally), bir analoji ilişkisi içinde anlam taşır. "Tanrı iyidir" dediğimde, "insan iyidir" cümlesindeki "iyi" ile bağlantılı ama aynı düzlemde değil. Bu analojik bilgi-teorisi, Negatif Teoloji (Pseudo-Dionysios'tan gelen) ile pozitif teolojinin Thomistik dengelemesidir.

Actus Purus — Saf Edim

Tanrı, Thomas'a göre actus purus — saf, eksiksiz edim — dir. İçinde hiçbir potansiyellik (potentia) yoktur. Bu Aristotelesçi formülasyonun arkasında, İbn Rüşd'ün ve hatta daha geriye Plotinos'un mutlak Bir doktrini durur.

Hilemorfizm — Madde-Form Doktrini

Thomas, Aristoteles'in hilemorfizmini (madde-form ikiliği) Hristiyan antropolojisine uygular: insan, madde (corpus) ile biçim (anima rationalis, rasyonel ruh) bileşimidir. Ruh, bedenin forma substantialis'idir (öz-biçimi). Bu, Platoncu "ruh bedende mahsur" pozisyonundan farklıdır: ruh ve beden, gerçek bir birlik (unum per se) oluşturur. Davies (s. 87) bunu "Aristoteles'in psikolojisinin Hristiyan içeriğe taşınması" olarak okur.

Bu doktrinin pratik sonuçları büyüktür: cesedin Pazartesi günü dirilişi (resurrectio carnis) gibi Hristiyan dogmalarına felsefe-temelli bir savunma sağlar. Ruh ölümsüzdür (Aristoteles'ten farklı olarak), ama beden olmadan eksiktir; yeniden-bedenlenme (dirilme) ruhun doğal yöneliminin tamamlanmasıdır.

Doğal Hukuk — Lex Naturalis

Summa Theologiae IIa-IIae, q.94 — Thomas'ın hukuk felsefesinin merkez metni. Burada dört seviyeli yasa hiyerarşisi kurar:

  1. Lex aeterna (Ezelî Yasa) — Tanrı'nın aklındaki kozmik düzen
  2. Lex divina (İlahî Yasa) — vahiyle açıklanmış olan kısım (Tevrat, İncil)
  3. Lex naturalis (Doğal Yasa) — ezelî yasanın insan aklında yansıyan kısmı
  4. Lex humana (Beşerî Yasa) — somut topluluklarda doğal yasanın uygulanması

Doğal yasanın ilk prensibi: "İyilik yapılmalı ve aranmalı, kötülükten kaçınılmalı" (bonum faciendum et prosequendum, malum vitandum). Bu prensipten türetilen birincil emirler: hayatı korumak, türü sürdürmek, akıl ve toplum kullanmak. Bu doktrin, modern doğal hukuk geleneğinin (Hugo Grotius, John Locke, çağdaş John Finnis) temelidir.

Önemli Eserleri

Summa Theologiae

Thomas'ın magnum opus'u. 1265-1273 arası yazılmış, üç ana bölüm:

Eser 3000+ "madde"den (articulus) oluşur. Her madde aynı diyalektik yapıdadır:

  1. "Görünür ki…" (videtur quod) — karşı görüşler
  2. "Aksine…" (sed contra) — otoriteden delil
  3. "Cevap veriyorum ki…" (respondeo) — Thomas'ın kendi pozisyonu
  4. Karşı görüşlere cevap

Bu yapı, Davies'in (s. 14) vurguladığı gibi, sadece bir didaktik teknik değil, hakikatin diyalogla bulunduğunu varsayan epistemolojik bir tutumdur — Sokratik soruşturmanın skolastik dönüşümü.

Summa contra Gentiles

1259-1265 arası. Hristiyan olmayan (özellikle Müslüman ve Yahudi) okuyucuları hedefler. Burada Thomas, vahiy otoritesine başvurmadan, sırf akılla yürünen kanıtları öne çıkarır. Genel teori: Müslüman ve Yahudi düşünürlerle ortak zemin akıldır; vahiy iddialarındaki farklılıklar buradan sonra tartışılabilir.

Aristoteles Tefsirleri

Thomas, Aristoteles'in neredeyse tüm önemli eserlerine sistematik tefsirler yazmıştır: Metafizik, Nikomakhos'a Etik, De Anima, Physica, Politika, Posterior Analitik. Bu tefsirler, Aristoteles'in Hristiyan dünyaya entegrasyonunun en gelişmiş halidir.

Diğer Eserler

Commentarium in Libros Sententiarum

Thomas'ın akademik kariyerinin başlangıç eseri (1252-1256), Peter Lombard'ın Sententiae'sine yazdığı dört ciltlik tefsir. Dönemin akademik standardı: bir teoloji öğretmeninin Sentences üzerine bir yorum yazması gerekirdi. Thomas'ın bu tefsiri, sonraki sistematik eserlerinin (özellikle Summa'nın) embriyo formudur. Burada henüz olgun esse/essentia ayrımı tam ifade bulmamıştır; ama yapısı şekillenmektedir. Davies'in (s. 12) gözlemine göre, Sentences üzerine yorum yazma alıştırması, Thomas'a kendi sistemini iç-yapısal olarak inşa etme imkânı verir.

Skolastik Yöntemin Doruğu

Thomas'ın eserleri sadece içerik açısından değil, yöntem açısından da Orta Çağ skolastiğinin doruğunu temsil eder. Skolastik yöntem — quaestio (soru), sic et non (öyle ve değil, Abelard'dan gelir), disputatio (tartışma), determinatio (sonuçlandırma) — Thomas'ın elinde mükemmelliğine ulaşır. Her teolojik mesele, karşıt görüşler, otorite referansları, ve rasyonel argümanlar üçgeninde değerlendirilir.

Bu yöntem, Müslüman skolastiğindeki kelâm yöntemi ile yapısal olarak akrabadır. El-Gazâlî'nin İhya-ı Ulûm'id-Dîn'inde ve daha sistematik olarak İktisâd fi'l-İ'tikâd'ında benzer bir prosedür görülür. Latin skolastiklerin Müslüman kaynaklara erişimi (özellikle Toledo Çeviri Okulu üzerinden) bu yöntemsel akrabalığı tarihsel olarak şekillendirmiştir.

Karşılaştırmalı Perspektif

İbn Sînâ ile İlişki

Thomas'ın metafiziği üzerindeki en güçlü tek etki, İbn Sînâ'dır (980-1037). Bu sadece terminolojik değildir; sistemiktir:

Davies'in net ifadesiyle (s. 31): "Aquinas'ın metafiziği özünde İbn Sînâcı bir metafizik olup, ona Aristotelesçi bir mantık iskeleti ve Hristiyan teolojik içerik kazandırılmış halidir."

İbn Rüşd ile İlişki — Hem Bağ Hem Kopuş

İbn Rüşd (Averroes, 1126-1198), Thomas için hem büyük bir kaynak hem de karşıt bir polemik figürdür. Aristoteles tefsirciliğinde Thomas, İbn Rüşd'ü "Commentator" (Tefsirci, mutlak anlamda) olarak anar — Aristoteles için "Filozof" (Philosophus) demek gibi. Ama "Latin İbn Rüşdcüleri" (Siger de Brabant, Boethius de Dacia) ile keskin polemikleri vardır — özellikle birleşik akıl (intellectus unicus) ve dünyanın ezeliliği (mundus aeternus) tezlerinde.

Thomas, De Unitate Intellectus contra Averroistas (1270) eserinde bu polemiği yürütür. Ama dikkat: Thomas İbn Rüşd'ün asıl tezini değil, Latince yorumcuların okumasını eleştirir.

El-Gazâlî ile Yapısal Paralel

El-Gazâlî (1058-1111) ile Thomas arasında ilginç bir yapısal paralel vardır: her ikisi de felsefe ile vahyi sentezleme projesinde, sonunda mistik bir tecrübeye varan, akademiyi terkeden düşünürlerdir. Gazâlî Tehâfütü'l-Felâsife sonrasında Sufi yola dönmüş; Thomas 1273'teki mistik tecrübeden sonra Summa'yı bırakmıştır. Bu paralellik Davies'in çalışmasında değil ama Pierre-Marie Gy gibi tarihçilerin yazılarında işlenmiştir.

İki düşünürün epistemolojik pozisyonları da benzerdir: Gazâlî, El-Munkızü mine'd-Dalâl (Sapkınlıktan Kurtarıcı) eserinde "kalp"in (kalb), aklın (akl) ötesinde, doğrudan bilgi-yetisi olduğunu — zevk yoluyla bilmeyi — savunur. Thomas için de mistik tecrübe, akıl-temelli teolojinin tamamlanması değil, aşılmasıdır. Davies'in ifadesiyle (s. 11): "Saman" sözü, akıl-temelli teolojinin değersiz olduğunu değil, mistik tecrübenin önünde sönükleştiğini söyler.

Meister Eckhart ile Karşıtlık-Birlik

Dominikan tarîkatının iki büyük ismi olarak Thomas (Doctor Angelicus) ve Meister Eckhart ("Lebemeister", hayat ustası) ilginç bir gerilim oluşturur. Thomas, sistematik-rasyonel skolastiğin doruğu; Eckhart, negatif-mistik teolojinin radikal sözcüsü. Ama Eckhart, Latince eserlerinde Thomas'ı sık sık olumlu zikreder. McGinn'in (Harvest of Mysticism, s. 99) gösterdiği gibi, Eckhart'ın Opus tripartitum'u büyük ölçüde Thomas'ın metafiziksel kategorileri üzerine inşa edilmiştir; Eckhart'ın yeniliği o kategorileri mistik bir yöne uzatmaktır.

İbn Arabî ile Felsefi Karşılaştırma

İbn Arabî (1165-1240) ile Thomas çağdaştır ama birbirlerini tanımazlar. Yine de Vahdet-i Vücud ile ipsum esse subsistens arasında çekici bir yapısal yakınlık vardır: her ikisinde de "varlık" (vücûd/esse) Tanrı'nın doğasıdır ve yaratıkların varlığı O'na katılım (participatio) yoluyladır. Fark: İbn Arabî bu katılımı tek bir Vücud'un tezahürü olarak okurken (monistik eğilim), Thomas yaratık ile yaratıcı arasında ontolojik bir uçurum (analogia entis) korur.

Çağdaş Müslüman düşünür Reza Shah-Kazemi, Paths to Transcendence: According to Shankara, Ibn Arabi & Meister Eckhart (2006) eserinde Aquinas'ı doğrudan ele almasa da, Aquinas'ın analogia entis doktrininin İbn Arabî'nin tecellî doktrinine yapısal bir alternatif olduğunu, ikisinin de aynı temel mistik sezgiyi — Tanrı'nın yaratıkta hem mevcut hem ondan aşkın olduğu sezgiyi — farklı metafiziksel kategorilerle yakaladığını gösterir.

Musa ibn Meymun ile İlişki

Musa ibn Meymun (Maimonides, 1135-1204), Yahudi ortaçağ filozofu, Delaletü'l-Hâirîn (Şaşkınların Rehberi) yazarı, Thomas için bir diğer ana referanstır. Maimonides'in negatif teolojisi (Tanrı'nın ne olduğu değil, ne olmadığı hakkında bilgi mümkündür) ve yaratılışın akıl-temelli savunusu, Thomas'ın temel argümanlarına entegre olur. Summa contra Gentiles'te Thomas, "Rabbi Moses" diye saygıyla atıfta bulunur — Hristiyan teoloğun bir Yahudi otoritesini saygıyla anması, dönemin nadir bir entelektüel açıklığıdır.

Plotinus ve Pseudo-Dionysios — Yeniplatoncu Damar

Aquinas'ın sisteminde Aristotelesçi bir omurga vardır, ama Pseudo-Dionysios üzerinden gelen yeniplatoncu damar da önemli bir yer tutar. Tanrı'nın iyilik olarak doğası (bonum diffusivum sui, iyilik kendini taşırır), yaratılışın bir taşma (effluxus) olarak okunması, mistik teolojinin negatif-pozitif dengesi gibi temalar, Plotinus-Dionysios damarından gelir. Thomas, In librum Beati Dionysii De Divinis Nominibus expositio (1265) eserinde Dionysios üzerine sistematik bir tefsir yazar — bu, Aquinas'ın "mistik" Aquinas yönünü görmek için en önemli metinlerden biridir.

Modern Etkisi

Thomas'ın etkisi, Hristiyan ilahiyatının ötesine taşar:

Thomas'ın etkisi, İslâm felsefe geleneğine de geri-akan bir döngü oluşturmuştur: Çağdaş Müslüman akademisyenler (örneğin Seyyid Hüseyin Nasr, Reza Shah-Kazemi, Yahya Michot) Thomas üzerinden Müslüman skolastik mirası — özellikle İbn Sînâ ve İbn Rüşd'ü — yeniden okumakta, Perennial felsefe çerçevesinde Müslüman-Hristiyan ortak kelâmî mirasını araştırmaktadır.

Kendisini bir "saman parçası" olarak gören Thomas, ironik olarak, Batı medeniyetinin en yapılı ilahiyat sisteminin mimarı kalmıştır. Julian of Norwich gibi 14. yüzyıl İngiliz mistiğinden, Meister Eckhart gibi Alman radikal teologundan, çağdaş Müslüman düşünürlere kadar — herkes, ister kabul ederek ister itiraz ederek, Thomas'ın çizdiği kavramsal harita üzerinde yürür.

Aquinas'ın Mistisizmi — Bir Boyut

Aquinas çoğunlukla "sistematik teoloji"nin sembolüdür; mistik boyutu ihmal edilir. Ama 1273 Aralık'taki mistik tecrübeden sonra Summa'yı bırakması, dikkatli bir okumayı gerektirir. Davies (s. 9), Jean-Pierre Torrell (Saint Thomas Aquinas: The Person and His Work, 1996) ve Mark D. Jordan gibi çağdaş Aquinas araştırmacıları, Aquinas'ın hayatı boyunca derin bir dua-pratiği ve sürekli kontemplasyon ilişkisi yaşamış olduğunu vurgular. Adoro Te Devote gibi eucharistik ilahileri, Summa yazarının duygusal-mistik boyutunun en güçlü kanıtlarıdır.

Thomas için kontemplasyon (contemplatio), yaşamın en yüksek formudur (Summa Theologiae IIa-IIae, q.180). Aktif hayat (vita activa) kontemplatif hayatın (vita contemplativa) hizmetindedir; bütün ahlâkın gerçek hedefi visio beatifica — yüce-mutluluk verici Tanrı görüsü — dir. Bu doktrin, Hristiyan-Müslüman ortak mistik teolojiye yapılan bir göndermedir: El-Gazâlî'nin müşahede (görü) ve müşahedetü'l-Hak (Hak'kın görüsü) kavramları yapısal olarak yakındır.

Türkçe Akademyada Aquinas

Türkçe akademyada Aquinas çalışmaları görece yenidir. İlk sistematik çalışma Mehmet Aydın'ın Din Felsefesi (1987) eserindeki bölümlerdir. Çağdaş İslâm felsefe geleneğini Batılı ortaçağ skolastiğiyle birlikte okuyan ekol — özellikle Mahmut Erol Kılıç, Hasan Aydın, Ömer Türker — Aquinas üzerinden İbn Sînâ'nın etkisini izlemekte önemli kavramsal çıkışlar sağlamıştır. Bu, Türkçe felsefe-tarihçiliğinin nadir gelenek-üstü perspektif örneklerinden biridir.